TARAF OKUMAK

  • 18.12.2014 00:00

 Taraf çıktığında ben deheyecan duyanlardandim. Ondan önce, bir kac genc ve eski bir arkadasim vasiatsiyla tanistigim " Genc Sivilleri izliyordum. Mail gruplarina bir " kart sivil" olarak dahil olmustum. Bu gencler, darbecilere karsi, bizim TBKP'nin son döneminde gerceklestirdigimiz zekâ dolu, topluma dokunan ve hayranlık uyandıran eylemlerin benzerlerini yapıyorlardı. Doğrusu zekâlarından ve gençliklerinden etkilenmiştim.

AKP'nin Avrupa birliği iddiası ve buna dönük gelimseler şaşırtıcıydı. Kendimi hiç yakin hissetmediğim ulusalcı güçler, Türkiye'ye Baticilik sokan CHP'nin AB karşıtlığına oynayıp da muhafazamlar kimliğin Türkiye'yi AB yollarına dökmesi gerçekten ironim ama ironim olduğu kadar da heyecan vericiydi.

İste bu darbe karşıtlığı ve AB rüzgârı derken, Taraf gazetesi yayına başladı.

Ardından belgeler sökün etmeye başladı. Sonrada vesayet adini alan ikili iktidar çatırdamaya başladı. İkili iktidar çok zihin acıcı bir kavram. Rahmetli Behice Boran'dan duymuşumdur. Bizim TKP jargonu değildir bildiğim kadarıyla. Yıllardır bu ülkeye kan kusturan, haklin hayatinin iyileşmesi için parmağını dahi kıpırdatmayan ama demokratik hak ve özgürlükleri hep devletin ve tabii kendinin varlığının bekasına yontan bir askeri ve onun uzantısı sivil yapı her çıkan yeni belgede devamlı yara alıyordu. Taraf bu sarsıntının merkezi oldu. Haber ve yazıları ile gümbür vuruyordu.

Bu arada bir kesim sol, ulusalcı olanların dışında kalan sol, sürece kuşku ile bakıyordu. Belgelerin bavulla çıkısından, tutuklamalardaki keyfiyete kadar, bir dolu eleştirileri vardı. Ben doğrusu, belgelerin sağladığı güvenle, ortamın devamlı bu kiyim ekibinin aleyhine gelişmesinden memnundum. Eleştirilere fazla kulak asmıyordum. Arkada hükümet desteği olsa bile, Tarafın ve yazarlarının cesur yayını beni sarhoş etmeye yetiyordu. ( Evet, galiba en iyi tasvir bu, bir sarhoşluk haliydi yasadığımız). Kimi yazarların ders niteliğindeki yazıları da ayrıca bir cazibe konusuydu.Sonra, Kürt meselesi, gazetenin, su araların moda tabiriyle misyonuna yedirildi. İlk baslarda çaktırmadan. Ama bir süre sonra, önce Berktay'in sazı eline almasıyla mesele açığa cıktı. Önder Aytac bu Kürt politikasına zarar verdiği için tasfiye edildi ama Emre Uslu tutuldu. Miroglu geldi. Redaksiyonun manşetleri ve haber baslıkları bu yeni politika dolayısıyla dizayn edildi. Bu yenilikte kilit yaklaşım PKK-Ergenekon işbirliği teması idi. Kürt sorunundaki hemen her gelimse bu mantık çerçevesinde ele alindi. Hatta öyle ileri gidildi ki kimse inanmasa bile, kimi cevirler Roboski'nin de PKK-Ergenekon işbirliğinin eseri olduğunu söylemekte ısrarlı davranabiliyorlar. Benim gazeteye mesafe almaya başlamam  secimler öncesine denk düşüyor.

O dönem bir çeşit uyanış yılı oldu denebilir. Kürt meselesine yaklaşım, gazetenin hükümetin tutumuna paralel bir politikaya yatkın olması ve Kürt haklinin mücadelesini itibarsızlaştırmaya çalışması benim acımdan giderek netleşmeye yüz tuttu. Taraf benim için artik eleştirilebilir bir yayın organı halini almıştı.Ergenekon davasındaki hukuki sorunlar, iddianamelerdeki özensizlikler de göze batmaya başlamışken, KCK tutuklamaları geldi. Gazetenin bu konudaki tutumu tam bir rezaletti. Birkaç namuslu yazar dışında, Tarafın KCK konusunda yüzünü agirtacak hiçbir söyleyecek şeyi yoktur maalesef.

Taraf’ın askeri vesayetin geriletilmesi yönündeki rolü ikilidir. Hem olumlu hem olumsuz. Buğun bu ikili durumu daha net görebiliyoruz.Evet, cumhuriyet tarihi boyunca dokunulmaz sanılan bir kesim  habisi boylamıştır. Şimdiye dek hep seçilmişlerin ensesinde boza patlatanlar. ilk kez seçilmişlere boyun eğmişler, tabir caiz ise hanyayi ve konyayi görmüşlerdir. Seçilmişlerin üstünlüğü ilkesi galebe çalmıştır. Bu fikrin yerleşmesinde Taraf’ın unutulmaz bir rolü mevcuttur.Ama madalyonun olumsuz yani da var. Vesayetin geriletilmesi, ABD'nin en azından gözlerini kapamasıyla gerçekleşmiştir. Komplo teorisi kurmak istemem ama ABD'nin onay, tertip vs gibi bir rolünü dışlasak bile, zımni desteğini en azından reddedemeyiz. Aksini düşünmek biraz zor.Böyle bakıldığında ve tüm faaliyetin derin devletin yok edilmesine dönük olduğu söylemi geliştirildiğinden, devletin kendini aklama ve arındırma faaliyetinden de rahatlıkla söz edebiliriz. Devlet, derin devleti arındırıyoruz ayaklarında, kendini topluma yeniden pir-u pak sunma imkanına kavuşmuştur. Ve bu " yeni,arinmiş" devletin merkezinde ise mevcut AKP hükümeti oturmaktadır. Taraf gazetesinin Ergenekon sunumu ve yayınları maalesef böyle bir algıya da hizmet etmiştir.

Bitirmeden, Taraf gazetesinin çıkısında beni en ziyade heyecanlandıran konudan söz etmek isterim.Taraf bir gazetenin ötesinde bir platform idi.Türkiye'nin yakin tarihinin tüm mağdurlarının temsilcilerinin buluştuğu ve söyleştiği bir platform.Dindarlar, sosyalistler, liberaller, dinsel ve etnik kimlikler.

Bu Türkiye'de ilk gerçeklesen bir durumdu ve benim hayallerimi süsleyen bir gelişmeydi.Ne yazık ki her sevda gibi çabuk bitti.Taraf bir rüzgar gibi geçti, ortak platform, bir yanıyla iktidarla fazla içice geçmenin sonucu olarak, öteki yanıyla düşünsel zafiyet nedeniyle gazetenin sonunu getirdi. Karşıtlık birbirini yok eden yerine, birbirini var eden seklinde anlaşılmadığı sürece sanırım bu türden platformların yasamasansi bayağı zayıf.Hep bir şeyleri koruma içgüdüsüyle ( devlet, parti, sınıf, yandaş, gazete vb...) hareket edip birbirini vazetmeyi savunanları harcamaya dönük tutumlar kaybolmadıkça, ötekileştirmeler sürüp gidecektir.Taraf muhipleri, karşıtlarını toptancılıkla suçlarken, kendilerinin toptan savunuculuk yaptıklarını unutuyorlar.Oysa simdi en azından bir yeniden başlangıcın ilk adimi olarak, kimsi ve zımni savunma-kısmi ve zımni eleştiri noktasında birleşebiliriz.

https://www.facebook.com/notes/muhtesem-%C3%B6zdamar/taraf-okumak/420598084679998?pnref=lhc

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.