• 27.04.2013 00:00

  Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir… Türkiye koşullarında yeni tip bir sol nedir, nasıl olmalıdır…(SON)

İÇİNDEKİLER

KÜRESEL MUHALEFETİN DOĞUŞU-BUGÜNÜ YARINA BAĞLAYAN YOLLAR..1

ESKİ ANLAMDA “SAĞ”-“SOL” KALMADI ARTIK!..3

SİSTEMİN KENDİ İÇİNDEKİ MUHALEFET, YA DA YENİ TİP BİR SOL ANLAYIŞI..4

NEREDEN BAŞLAMALI..7

NASIL YAPMALI-KÜRESEL BİR SOL HAREKETİN ÖRGÜTLENME İLKELERİ..8

MARKSİZM VE Bİ LGİ TOPLUMUNU YARATMANIN DİYALEKTİĞİ..8

DEVRİMİN ÖNCÜ GÜCÜ BİLGİ TOPLUMUNUN İNSANLARIDIR-BİLGİ ÜRETEN VE ÜRETTİĞİ BİLGİYE SAHİP ÇIKABİLEN İNSANLARDIR!.9

TÜRKİYE’DE “SAĞ” VE “SOL”, “İLERİCİ-GERİCİ” KAVRAMLARI..10

EVET, TÜRKİYE BUGÜN HALÂ BİR BURJUVA DEVRİMİ SÜRECİNİ YAŞIYOR..11

TÜRKİYE “SOL”UNUN DİYALEKTİĞİ..12

TÜRKİYE KOŞULLARINDA YENİ TİP BİR SOL NEDİR, NASIL OLMALIDIR..14

TÜRKİYE KOŞULLARINDA YENİ TİP BİR SOL NEDİR, NASIL OLMALIDIR..

Önce sosyalist sistem çöktü, buna bağlı olarak da tabi “kapitalist olmayan yoldan devrim yaparak sosyalizmi kurma teorileri!..Ama can çıkmayınca huy çıkmazmış, o “solculuk” halâ ayakta Türkiye’de!

Ben  böyle hep “solculuk” deyip geçiveriyorum ama herhalde okuyucu anlıyordur ne demek istediğimi! Benim “solculuktan ” kastım  Devletçiliktir-İttihatçılıktır. İşçi sınıfı hareketini Os-manlı artığı Devletin kuyruğuna takmaktır. İster Marksizm maskesi altında olsun, ister “sosyal demokrasi”, ya  da “ulusalcılık”, farketmez,  bunların hepsi aynı kapıya çıkar!. Bir ucu Devlette, diğer ucu TÜSİAD’da  olan bir hastalıktır bu! Türkiye’de, adına “solculuk” denilen bir virüs vardır ki, bir girdimi insana bir daha kolay kolay çıkmaz! Ya çok kuvvetli bir bağışıklık sistemi gerekir onu yenmek için, ya da benim gibi bütün bir hayatını bu işe adamak!

Öyle zaman olur ki, herşeyin sahtesiyle birlikte varolduğu Türkiye’de  neyin gerçek neyin sahte olduğunu  ayırdedetmek bile çok zor hale gelir!  Bu nedenle, bu ülkede siyasette kimin ne söylediği değil nerede durduğudur önemli olan. “Komünist” de olursun, “liberal” de, “sosyal demokrat” da..herkes herşey olabilir bu ülkede; ama bunlardan hangisinin gerçek hangisinin Devlet patentli sahte olduğunu anlamanın tek ölçüsü bu düşüncelerin kaynaklandığı yerdir. Nerede durduğundur belirleyici olan derken anlatmak istediğim de budur zaten. Peki bu ne demek, belirli referans noktaları mı vardır Türkiye’de kimin nerede durduğunu belirleyecek?

Evet vardır! Belirli referans noktaları vardır! Hem de hiç şaşmayan referanslardır bunlar! Bunlardan birincisi, 1950  devrimine-Menderes-DP Hareketi’ne ilişkin tutumdur. Kim ki “1950 bir karşı devrimdir” diye başlıyor, ondan sonra ağzından bal aksa bile onun yeri bellidir artık! İsterse kendine en “azılı” komünist desin, farketmez, Devlettir o sonunda!

Buna bağlı olarak ikinci referans da tabi 27 Mayıs’tır! Kim ki, “27 Mayıs Anayasası’nın sağladığı özgürlükler ortamında” diye başlıyor söze, bitti! O da ondan sonra artık ağzıyla kuş tutsa bir işe yaramaz, yani yeri bellidir onun da, Devletin yanındadır o da!..

Daha sayalım mı, yoksa daha bir süre geçerli olacağı anlaşılan şu an halâ geçerli  bir formül mü vereyim size!!  Bir yanda Devlet, diğer yanda AK Parti’nin önderliğinde Anadolu burjuvazisinin başı çektiği bir burjuva-devrimi süreci yaşıyor Türkiye bugün. Kim ki, “bunlar burjuvazinin iki kanadıdır, yesinler birbirlerini, ben işçi sınıfından yanayım” diyerekten bu mücadeleyi görmezden gelir, kendini demokrasi müca-delesinin dışında tutmaya çalışır, onu yeri de bellidir!  Bütün bu “teoriler”-“değer-lendirmeler”, ister Marksizm adına yapılsın, ister işçi sınıfı, farketmez. İnsanları  de-mokrasi mücadelesinden soğutmaya, sonuç olarak onları bu mücadelede egemen-Devlet sınıfının “tarafında” saf tutmaya   yönlendiren bu türden “solcu” yaklaşımların-siyasetlerin hepsi son tahlilde aynı zeminden kaynaklanmaktadır.

Peki Türkiye’de, modern anlamda-Devletçi olmayan yeni bir sol nedir-nasıl olmalıdır mı  diyorsunuz. Dinleyin o zaman!

1-Böyle bir sol, herşeyden önce ayaklarını globalleşme sürecinin yarattığı zemine-objektif-maddi koşullara- basmalıdır. Yoksa gerisi boştur! Çağı, içinde yaşadığın maddi koşulları yakalayamadın mı başka hiç bir şey yapamazsın..Bu nedenle, içine girilen bu yeni dönemde  ilerici olmanın-bu anlamda siyaset yapmanın- ön koşulu, kapitalizm altında gerçekleşiyor da olsa, hiçbir şekilde üretici güçlerin gelişmesine karşı  durmamaktır.  Tam tersine, bu yolda ayak dirediği zaman burjuvazinin bile karşısına dikileceksin. Yani ondan daha fazla gelişmeci-ilerlemeci-üretici güçleri geliştirici bir siyasete sahip olacaksın. Üretici güçler gelişirse burjuvazi  daha çok kâr sağlar, bu nedenle bizim görevimiz üretici güçlerin gelişmesiyle ilgilenmek değildir, sosyal adaletle, yaratılanların eşit paylaşı-mıyla ilgilenmektir mantığı artık eskimiştir. Evet, sosyal adalet-yeniden paylaşım için de mücadele edilmelidir, sınıf mücadelesi hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir, ama artık bu alanda koşullar eskisi gibi değildir. Sınıf mücadelesinde Dimyad’a pirince  giderken evdeki bulgurdan olmamayı da hesaba katmak gerekiyor artık!. Yeri geldiği zaman, global rekabette ayakta kalabilmeyi de  hesaba katacaksın artık! Bana ne bu benim işim değil diyemezsin!

2-Ülkede üretici güçlerin gelişmesinin yolunun yatırımlardan geçtiğini hiç unutmaya-caksın. Bu yüzden de global sermayenin ülkeye çekilmesini herkesten çok sen isteyeceksin. Bu yolda hertürlü milliyetçi-ulusalcı engelin ortadan kaldırılması için mücadele edeceksin. Tek ölçü üretim olacak. Menşei ne olursa olsun, ister yahudi, ister Amerikan, ister Çin hiç farketmez, senin ülkene gelip taş üstüne taşın konmasına katkıda bulunuyor mu, başımın üstünde yeri var diyeceksin. “Yerli malı Türkün malı herkes onu kullanmalı” antikalığını solculuk sanıp insanları zehirlemeye çalışmaya-caksın. Yabancılar gelip ev mi alıyor, arsa mı alıyor senin ülkende, “vatan satılıyor” diye yaygara koparan nasyonal “solculardan” olmayacaksın. Oh ne güzel ülkemize sermaye giriyor, daha çok gelsinler, daha çok ev arsa satın alsınlar diye onlara yardımcı olacaksın. Yabancı düşmanlığıyla ilericiliği-solculuğu karıştırmayacaksın!..  

3-Çevre sorununu herkesten daha çok öne çıkaracaksın. Öyle yasak savmak için değil, bütün gücünle bu konuya sahip çıkacaksın. Ama bunu yaparken de tabi sadece ulusal olarak değil global olarak da düşüneceksin. Kör bir çevreci değil, bilişsel düşünebilen bir çevreci olacaksın!

4-Barış politikasına her zamankinden daha çok  sarılacaksın. Silahlanmaya karşı-zorunlu askerliğe karşı mücadeleyi programının başına koyacaksın...

5-Bilimi, bilgi üretimi sürecini programında ön plana çıkaracaksın. Eğitim, öğrenim için yatırımda önde gelen ülke haline gelmeyi hedef alacaksın. Bu yoldaki bütün engellerin kaldırılmasını önereceksin.

Bunlar hep, global anlamda bugüne ilişkin olarak yeni bir solun programının temel ilkeleri.. Bunlara ek olarak geliyoruz şimdi Türkiye somutuna:

6-Herşeyden önce, yeni-çağa uygun sivil bir anayasa için mücadeleyi öne çıkaracak-sın. Bu yolda bütün demokrasi güçlerinin birliğini savunacaksın. Toplumda, zora şid-dete başvurmamak kaydıyla bütün düşüncelerin kendini ifade edebilmesine olanak sağlayacak bir zeminin yaratılmasına önayak olacaksın. Bilginin-informasyonun de-mokratikleştiği bir çağda daima şeffaflığın yanında olacaksın..

Burjuva devrimi sürecinde-Devlet Sınıfına karşı mücadelede  kayıtsız şartsız AK Par-tiyle omuz omuza olacaksın. Mücadelede öncülüğü burjuvazi yapıyormuş falan diyerek yan çizmeden bütün gücünle sürecin içinde yer alacaksın. Ne zaman ki AK Parti yan çizer, Devlet Sınıfıyla uzlaşmaya çalışır (eğer böyle bir durum ortaya çıkarsa) sen o zaman ona da karşı çıkacaksın. Yani burjuva devriminin itici gücü olacaksın sen bir yerde. Burjuvazinin daha dar görüşlü olduğu yerlerde sen yol göstereceksin-destek olacaksın ona.

7-Avrupa Birliğine katılmak için mücadeleyi en çok sen destekleyeceksin. Sonunda katılınır ya da katılınmaz, bu önemli değil, önemli olan bu yolda verilen mücadeledir diye düşünerek hiç ayak sürçmeyeceksin.  Eğer bu konuda milliyetçi mülâhazalarla ayak diremeye kalkarsa AK Parti’yi de eleştireceksin. Ama bunu yaparken TÜSİAD oportünizmine de kapı aralamayacaksın! Yani,  AB için daha çok çaba sarfedilsin der-ken diğer yandan da Devlet Sınıfıyla mücadelede AK Parti’nin önünü kesmeye çalışma-yacaksın!

8-Yerel-kültürel olana sahip çıkarak, onun daha da gelişmesinin yolunu açacaksın, bu şekilde global olmaya çalışacaksın. Bu anlamda bir muhafazakârlığın gericilik olmadı-ğını-kendi değerlerine sahip çıkmak olduğunu bileceksin.  Şunu  unutmayacaksın ki, globalleşmeye giden yol yerellikten geçer. Ancak kültürel olarak daha gelişmiş olan bilişsel olarak da gelişebilir. En azından  denize akan bir ırmak olacaksın ki, senin de o deryada bir tuzun bulunsun. Büyük tablonun yerel düzeyde oluşan küçük parçalardan meydana geldiğini unutmayacaksın. Globalleşmenin, global düşünebilmenin   yerel olanı elinin tersiyle itmek soytarılığından başka birşey olduğunun bilincinde olacaksın ama, diğer yandan da, kantarın topuzunu kaçırarak yerellik adına yeni kültürel-yerel hapisanelerin inşasına yol açmayacaksın!..

Varmısınız böyle bir sola..Kendinizi modern sınıfsız bir toplumun insanı olarak yeniden yaratmaya varmısınız!..