• 12.03.2017 00:00

 "ECDADIMIZ" EDEBİYATI İLE YENİ TÜRKİYE İNŞA EDİLEMEZ!.. HEM SONRA ARTIK BİR KARAR VERİN, "BOLU BEYİ" Mİ YOKSA "KÖROĞLU" MU SİZİN ECDADINIZ?..

Sayın Başbakan Bolu’da halka  önce "Bolu Bey'inin torunları" diye hitab etmiş, sonra da „yaptığı gafın farkına varmış olacak“ ki bunu Köroğlu'nun torunları diye düzeltiyor!..

(https://www.evrensel.net/haber/311627/yildirim-bolululara-seslendi-bolu-beyinin-torunlari)
 

Peki, bu „düzeltmeyi“ yaparken  Köroğlu'nun kim olduğunu biliyor muydu sayın Başbakan!?

Tarih bilinci olmayan bir  toplum hafızasını kaybetmiş  toplumdur!..

Tarih boyunca Devlet’in baskı ve şiddetine maruz kalmış  insanların ("Köroğlu’nun torunlarının") şimdi, kendi katillerine ("Bolu Beylerine") aşık olurcasına yaratmaya çalıştıkları- "ecdadımız" edebiyatına dayanan- sübjektif tarih bilinci gerçekten traji komik kaçıyor!.. Unutmayalım, „Köroğlu devrimciliğinin“ sonu ya Devlet’e biad ederek ona  „kul“ olmayla, ya da o  Devlet tarafından yok edilmeyle sonuçlanıyor! Bir zamanlar bizler de yaşadık bu ruh halini ve trajik sonuçları, bu nedenle  iyi biliriz!..  

İngiliz elçisine tokat atan bir Abdülhamid, Ertuğrul-Diriliş Dizisine özenilerek yapılan güncel siyaset!.. Şimdi de Köroğlu!! Bunlar hiç hayra alamet şeyler değildir!.. Popülizmle yoğrulmuş bir tür Jakobenizmle nereye kadar gidilebilir ki?..

Boşuna söylenmemiş o,   "ölü kuşakların geleneği  yaşayanların üzerine bir kabus gibi çöker" sözü!..Hele  bu gelenek, bizim gibi, travmalarla yoğrulmuş bir tarihsel bilgi temeline dayanıyorsa varın o zaman siz düşünün gerisini!..

Bakın açık konuşalım: „Yeni Türkiye“yi, ne „Bolu Beyi’nin torunları“ olarak o antika Devlet geleneğine sahip çıkmayla, ne de „Köroğlu'nun torunları“ olarak godoşlanmayla- isyankar, reaksiyoner bir ruh haliyle- inşa edebiliriz!.. Tarihimizi bilelim, köklerimize sımsıkı sarılalım, ama 21.Yüzyıl kulvarlarında ilerleyebilmek için onu tekrarlamaya, ya da taklit etmeye çalışmayalım!..

Aşağıdaki satırlar Mustafa Akdağ'ın "Türk Halkı'nın Dirlik Düzenlik Kavgası-Celali İsyanları" isimli kitabından. Bu kitabı herkesin adeta yutar gibi okumasını öneririm!..

"Elimizdeki vesikalara göre ilk tanınmış levend bölükbaşı, yahut daha uygun bir deyimle Celali Reisi, Bolu ile Gerede arasında, 1581'den itibaren, iki yüz kişilik bir grupla soygunculuğa başlayan ve Köroğlu efsanesinin kahramanı olan Köroğlu Ruşen'dir. Önce küçük bir bölük ile servet sahiplerine ve tabii olarak daha ziyade kadılara ve ehl-i örfe saldırmaya başlayan bildiğimiz destan kahramanının, gittikçe önem kazandığını ve emrine daha bazı başbuğların gelmesi ile birçok bölüklere kumanda eden hakiki bir Celali reisi olduğunu tahmin edebiliriz.

Köroğlu'nun da, kendisinden sonra gelen Celali önderleri gibi, mazul hükümet mensubu, veyahut hiç olmazsa, halk tarafından „il erleri“ne baş sçilen bir yiğitbaşı olup olmadığını bilmiyoruz. Fakat tahminimize göre bu tanınmış eşkiyabaşının bütün Celali isyanlarının mahiyetini ve karakterini aksettiren 'Köroğlu' adındaki halk destanlarının yegane kahramanı olarak ebedileşmesinin sebebi, Celali isyanlarının ilk bayraktarı olmasındadır"…

Şöyleyin bana şimdi, "Bolu Beyi"mi,  "Köroğlu"mu, yoksa Şeyh Bedreddin mi, ya da ne bileyim Abdülhamid mi?.. Hangisi sizin-bizim „ecdadımız“?

Ama bitmedi!   Bugün, 21.Yüzyıl kulvarlarında yol alabilmek için  kendinizi-kendimizi- bunlardan birinin yerine koyup onu taklit etmeye  çalışarak nereye varabilirsiniz ki? Bu türden travmalara dayalı rövanşist  siyasetlerle  nereye  kadar gidilebilir ki?..

Koparın artık şu zincirlerinizi!.. Bakın, Köroğlu da biziz, Şeyh Bedreddin de, yani onların hepsi sizin-bizim- içimizde yaşıyorlar; ama onların geleneği-bilgi temeli ancak  bizim çıkış noktamız olabilir.  Fakat biz artık başka birileriyiz. Onlar bizim anamızsa, biz de onların diyalektik anlamda inkarı olarak doğan- o geleneğin içinden çıkıp gelen-   çocuklarız… Bu geleneği modern  toplumsal yapımızla yoğurarak onun içinden çıkıp gelenleriz… Çıkın artık o kabuklarınızın içinden!..