• 15.04.2020 00:00

  1-Bir kere, küresel sorunlar artık ancak küresel düzeyde çözülebilir. Bu çok açık! Siz -bütün ulus devletler diyelim- içe kapansanız ve herkesi zapturapt içine alsanız ve problemleri bu şekilde çözdüğünüzü sansanız ne olacak!? Geride, dünyanın öbür ucunda -örneğin Amazon ormanlarında- yaşayan tek bir insan bile kalsa, aynı problem -bu kez bir virüsün yarattığı pandemi- tekrarlar durur!..Nitekim, bu gerçek anlaşılamadığı içindir ki, Çin'de başlayan süreç Amazon ormanlarındaki yerlilere kadar yayılmıştır...

(Ayrıca, sadece Corona olayı da değil, yarın bir gün çevre sorunları da aynı şekilde bastıracak ve insanlık bu kez de daha tehlikeli başka "pandemilerle" karşılaşacaktır...)

2-Bunun dışında, diyelim ki siz otoriter bir ülkesiniz ve bütün kararlar tek bir merkezden -hatta tek bir kişi aracılığıyla- alınıyor... Bu durumda insanları ancak belirli bir süre kontol altrnda tutabilirsiniz, örneğin ancak belirli bir süre sokağa çıkma yasağını uygulayabilirsiniz. Hadi on gün, ya da bir ay diyelim...Çünkü, şeffaf bir yönetim söz konusu olmadığı için insanlar hep merkezi yönetimin ağzından çıkacak kararı bekler durumda olacaklarından, hiç kimse bu sürenin sonunda ne olacağını bilemez... Ve yasak bittiği an zemberekten boşanmış gibi panik içinde marketlere vb. saldırmaya başlarlar...

Tabi ayrıca işin bir de bu türden yasaklara ülke ekonomisinin ne kadar dayanabileceği -olanak vereceği- vardır!... Çünkü, hiçbir OTORİTER yönetim, yasakcılık yöntemiyle herkesi sürekli atıl halde tutarak küresel boyutları olan bir sorunu çözemez...

3-Bu nedenle, şu Corona olayının bize gösterdiği -göstereceği- en önemli şey, küresel düzeyde problem çözme yönteminin artık içe kapanarak yasakcılıkla mümkün olamayacağıdır...

4-O halde, şeffaflığı ön planda tutarak, insanları bir yandan YEREL düzeyde gereken her şeyin yapıldığına ikna ederken, yaratılacak güven duygusuyla onların kendi kendilerini disiplin altına almalarının yolunu açmak, diğer yandan da, problemin nihai çözümünün ancak KÜRESEL BİR SİVİL TOPLUM BİLİNCİNİN yaratılmasına bağlı olduğunu açıkca ilan etmek gerekiyor...

Bu ise ancak, 20. Yüzyıl kalıntısı bütün antika devletçi yaklaşımların tarihin çöp sepetine atılmasıyla, devletin yeni tipten bir SOSYAL DEVLET anlayışıyla -bir sivil toplum örgütü olarak- yeniden örgütlenmesiyle mümkündür...

SONUÇ:

a-YEREL DÜZEYDE YENİ TİPTEN DEMOKTATİK BİR SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ OLARAK DEVLET YENİDEN ÖRGÜTLENİRKEN...

b-KÜRESEL DÜZEYDE DE, PROBLEM ÇÖZME KAPASİTESİ OLAN KÜRESEL ÖRGÜTLER YARATILMALIDIR...

Bence, "Nereye gidiyoruz" sorusuna verilecek cevap budur...Küreselleşme sürecinin 3. Aşamasına giden yol budur... Bu sürecin diyalektiğini ne kadar erken kavrarsak ödenecek bedel de o kadar az olacaktır… Unutmayalım ki bu bir doğum sürecidir: İnsanlık kendi kendini yeniden üretiyor -üretmek zorunda...