• 26.02.2021 00:00

  -Batı’da kapitalizme geçildi de bizde neden geçilemedi...

-Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği...

Yazının başlığı yayına hazırladığım 4. Kitaba ait!.. Bu yazı da kitaptan bir alıntı... (3. Kitap, “Herşeyin Teorisi” önümüzdeki günlerde çıkar sanıyorum...)

“İttihatçılar’ın ve daha sonra da Kemalistler’in  “Devleti kurtarmak” için yaptıkları şeylerle burjuva devrimciliğinin farklı şeyler olduğunu bir türlü anlayamıyor bizdeki Batı kafalı aydınlar! (Onlar anlayamıyor da “ötekiler”, yani son zamanlarda bunlara reaksiyon olarak ortaya çıkan “yerli-milli” “Siyahtürk İttihatçılar” farklı mı düşünüyorlar sanki!.. Bunlar, birbirlerinin aynadaki yansımaları gibi  zıt-düşman kardeşler bunlar!..)

Evet doğrudur, Duyun-u Umumiye’yi, kapitülasyonları kaldırmak “antiemperyalist” etkinliklerdir. “Milli bir burjuva sınıfı yaratarak yeni bir ulus yaratma” girişimi de öyle. Ama bütün bunları yaparken Devlet sınıfının -İttihatçılar’ın- bir tek amacı vardır: “Devleti -dolayısıyla da kendilerini-  kurtarmak!”

Peki, Devlete bağlı “milli bir burjuva sınıfı yaratılınca” Devlet nasıl kurtulacaktır; ya da, “yeni bir ulus” yaratmayla Devleti kurtarmak arasında nasıl bir bağlantı bulunmaktadır?.. (Bakın, adı üstünde, “yeni bir ulustan”, “yeni bir ulus yaratmaktan” bahsediliyor, yani söz konusu olan   toplumsal bir mühendislik faaliyetidir!.. Peki o “Mühendisi”mi soruyorsunuz? O tabii ki Devlettir!..)

Çok basit! İttihatçılar olsun, Kemalistler olsun (son yıllarda, “Anadolu burjuvaları” olarak verdikleri demokrasi mücadelesiyle Devleti ele geçiren, ama daha sonra Devlet tarafından  Devletleştirilerek “Siyahtürkler” haline gelenler de!) onlar kapitalizme karşı falan değillerdi ki! Varsın gelişsindi kapitalizm! Hatta bu bir zorunluluktu da! Tek bir şartları vardı onların: Bu sürecin varolan Devleti güçlendirmesi, onun karşısına yeni  iktidar alternatifleri  çıkarmaması! İşte bu yüzdendir ki, Devlete bağlı bir kapitalizm ve burjuvazi -Devletçi burjuvazi diyorum ben buna- yaratma peşindeydi onlar. Öyle ki, Devlete bağlı bu “kapitalizmle” birlikte  Devlet de özünü kaybetmeden yeni bir görünüm-kimlik kazanacaktı! “Burjuvaysa” burjuva, “işçiyse işçi” idi, bakın işte bunların hepsi vardı bizde de!.. Neden, Devletçi burjuvaların ve Devletçi işletmelerde çalışan işçilerin şekillendirdiği  bir “ulusumuz”, Devletimizin ulusu olmasındı ki!?.. Ve de tabi bu ulus, bu “Devletin  vatandaşlarından” oluşuyor olacaktı!.. 

Dikkat ederseniz, hep, “ilk önce varolan” ve “her şeyi yaratan” bir “Devlet” -Çoban-  anlayışı vardır burada! Gerisi -yani “Sürü”- ondan sonra gelir! Yani, nasıl ki önceden varolan o Devlet kendi  burjuvalarını ve işçilerini yaratacaksa, aynı Devlet kendi  “vatandaşlarını”da  yaratacaktır!..

Görüyorsunuz, her şey tersinedir, bir başkadır bizde! Denir ki, “Batı’da ne varsa bizde de var daha ne istiyorsunuz”!? Gerçekten de, görünüşte hiçbir eksiğimiz yoktur! Üstelik de fazlamız bile vardır!! Batı’da kimin böyle nev-i şahsına münhasır bir Devleti vardır ki!? İşte, bu “kendinde şey” Devletimizin “vatandaşları” olan “Beyaz ve Siyahtürk-Kürt...” Devletçi aydınlarımızın bir türlü kavrayamadıkları “bizi bize benzeten gerçeğimiz”  budur!..

Nasıl kavrasınlar ki, beyinlerinde tarihsel süreç içinde oluşan nöronal programlarla ilgili bir sorundur bu! Bir kere koordinat sisteminin merkezini bilinç dışı olarak  Devlet’in üzerine koyuyorsun ya, artık ondan sonra çevrendeki her şeyi “Beyaz ve Siyah” olarak bunun parametrelerine göre değerlendirmeye başlıyorsun! İşte, “biz bize benzeriz”, ya da “derya içredirler de deryayı bilmezler” sözü bunun için uygun düşüyor bize!..”

Peki, bu kısır döngüden kurtulmak için ne yapmak lazım?..

Önce, bildiğimiz, ya da bildiğimizi sandığımız her şeyden şüphelenmeye başlayacağız, her şeyi sorgulayacağız; ve de tabi, bunu yaparken o ana kadar üzerimize giydiğimiz bütün o  “Beyaz ve Siyah” Devletçi  üniformaları da çıkaracağız, anadan doğma olacağız!.. Bir kere bunu başarın bakın göreceksiniz gerisi kendiliğinden gelecektir!..