• 16.05.2011 00:00
  • (1834)

Abdullah Öcalan'ın avukatları ile yaptığı görüşme notlarına kimi zaman yansıyan bilgi kırıntıları Kürt sorununun bugüne kadar neden çözülemediğine ilişkin ipuçları da taşıyor. Tıpkı son hafta notları gibi. Diğer taraftan bu haftaki görüşme notlarından çıkan bir başka önemli sonuç da; son dönemde artan şiddet söylemine ve operasyonlara rağmen 'açılım'ın devam ettiği. Öcalan bunu kendisi ile görüşenlerin önemli kurumlardan, önemli insanlar olması ile açık ediyor yeterince.

Öcalan'ın son görüşme notlarında şu satırları okuyalım; "... Burada yaptığım görüşmeler nitelikli görüşmelerdir, anlamlı görüşme-lerdir. Ciddi görüşmelerdir. Benimle görüşmeye gelen heyet, görüşmenin ciddiyetinin farkında, her geçen gün daha da farkına varıyor diyebilirim. Bu konuda ihtiyatlı davranmak isti-yorum, önümü görmek istiyorum, önceki deneyimler var, tek taraflı adımlar atmak istemiyorum. Geçmiş deneyimler beni böyle davranmak zorunda bıraktırıyor. Geçmişte Özal'ın, Erbakan'ın, Ecevit'in başına gelenler beni böyle davranmaya iti-yor. ... Özal ile herşey anlaşma noktasına kadar gelmişti. Çok umutluyduk. Gerillaya silahları bıraktırmaya hazırlanıyorduk. 1993'te 'tamam, çözüm gelişiyor, herşey tamam' di-yorduk ama bir gün sonra Özal rap diye öldü! Yine bilinen o Erbakan süreci var, onunla da bir çözüm geliştirecektik. Bu konularda ciddiydi. Onu da hemen ertesinde devirdi-ler. ... 2000'lerde ise Ecevit'in durumu yine öyle. O da çözüm geliştirmek istiyordu onu da devirdiler, yere yığdılar, felç ettiler. Ben heyete de Özal, Erbakan, Ecevit'in başına gelenleri hatırlattım. Dedim ki; 'siz şimdi burada benimle görüşüyorsunuz, yarın size de benzeri bir durum gerçekleştirebilirler. Özal, Erbakan, Ecevit'e yaptıklarını size de yapabilirler. İç, dış bir sürü odak bu sürecin gelişmesini engellemek isti-yor, isteyebilir. Buna dördüncü kez arabayı devirmek denir, ben bu riski göze alamam. 15 Haziran'a kadar bekleyeceğim."

ERGENEKON ZİHNİYETİ

Öcalan'ın avukatlara yaptığı bu açıklamalar çok çok önemlidir. Bu açıklamalardan bazı sonuçlar çıkarmak mümkündür.

1. Türkiye Kürt sorununun çözümünü sadece Özal'la değil, Erbakan ve Ecevit ile de kaçırmıştır,

2. Çözümü içerde ve dışarıda istemeyen odaklar vardır,

3. Öcalan ile görüşme yapanların (dolayısıyla AK Parti'nin de) başına her an bir şey gelebilir.

Bu sonuçların her biri önemlidir ve ilgi alanı açısından da birbirine bağlıdır. Özal'ın 1993'te öldürülmesi ile başlayan süreç, sadece Kürt sorununun çözüm sürecini sona erdirmedi, aynı zamanda kanlı bir dönemi başlattı. Erbakan'ın 28 Şubat post-modern darbesi ile devrilmesi ardından Ecevit'in bugünlerde yeniden tartışılan devre dışı bırakılma süreci aslında zihinsel bir sürekliliği ima ediyor.

1990'larda 17 bin 500 faili meçhulü yaratan zihniyet, 28 Şubat post-modern darbesini yapmış, yetmemiş Ecevit'i hasta ederek devre dışı bırakmak isteyecek kadar hükümete sızmıştır. Aynı zihniyetin 2003, 2004, 2007, 2009'da hatta 2010 bile çeşitli darbe girişimlerle AK Parti'yi devre dışı bırakmak istediği açıktır.

Kısaca karşımızda barışa, toplumsal sorunların çözülmesine, halkın iktidarına karşı olan bir zihniyet vardır. İşte bu zihniyet bugün Ergenekon Davası ile yargılanıyor. Bugün elimizde hukuki olarak kanıt olmasa da, Özal'ın ölümünün şüpheli olduğunu söyleyebiliyoruz. Özal'ın ölümünün ardından 33 erin öldürülmesi ile başlayan sürece bakarak bunu söylüyoruz. Ama 28 Şubat'ı, EMASYA'yı, o dönem Batı Çalışma Grubu'nu kuranları sonra bunu Cumhuriyet Çalışma Grubu'na dönüştürenleri Ergenekon İddianamelerinden biliyoruz. Ecevit'i Başbakanlık'tan almak için yapılan sağlık operasyonlarını, kimin Ecevit için mahkemeye başvurup yasal karar aldırmak istediğini de. Onların bugün nerede olduklarını da...

Bugün Ergenekon Davası kapsamında yargılananlar arasındaki ilişkiler bizi sadece 2000'li yıllardaki darbe girişimlerine götürmeyecek. Bu ilişkiler ve çıkar ağı bizi önce 28 Şubat post-modern darbesine sonra da 1993'e kadar geri götürecektir. Zaten konuştuğumuz birçok kaynak da 1993'te yaşananların sıradan şeyler olmadığını söylüyor.

AK PARTİ: DEVLETİN YASAKLI ÇOCUĞU

Bütün bu resimden Kürt siyasetinin çıkaracağı dersler yok mu?

Kürt siyasetini 'siyasetsizlikle' eleştirdiğimizde bize "Eleştiriler haksız" diyenler, bu resmi ve Öcalan'ın son görüşme notları üzerine hiç mi düşünmeyecekler?

Düşünseler iyi olur. Çünkü Öcalan aslında onlara çok önemli mesajlar veriyor.

Son yıllarda hem AK Parti hem de Kürt sorunu konusunda yazarken şunları sık sık dile getirdik.

1. AK Parti, 2007 de almış olduğu yüzde 47 oya rağmen hâlâ devletin yasaklı çocuğudur.

2. Bu yüzden her fırsatta alaşağı edilmek istenmektedir. (Ki darbe girişimleri, kapatılma davası bunun somut örneğidir)

3. AK Parti'nin hükümet olarak devleti dönüştürmek, siyaseti sivilleştirmek ve demokratikleştirme için her adıma kuşku ile bakmak yerine başta devletin öteki yasaklı çocukları olan Kürtlerin, özgürlükçü demokratların, Alevilerin vs. destek vererek siyasete sahip çıkmaları gereklidir.

Öcalan'ın üstte alıntıladığım görüşme notları bunu açık biçimde teyit ediyor. Aslında Öcalan "dördüncü kez arabayı devirmek" derken, görüşmecilerin başına gelebileceklerden değil AK Parti'nin başına bir şey gelmesinden korkuyor. Çünkü Öcalan içerden ve dışarıdan birilerinin hâlâ çözüm istemediğinin farkında. Öcalan zaman zaman zihinsel savrulmalar yaşasa da çözüm için en büyük şanstır.

BDP'YE ÖCALAN DERSLERİ

Bu yüzden Kürt siyasetinin AK Parti'yi sadece siyasi rakip olarak görmesi hatadır. AK Parti Kürt siyaseti için, Kürt sorununun çözülmesinde en büyük müttefiktir. Kürt siyasetinin siyasetsizliği derken ifade etmek istediğim bu. Kürt siyasiler, siyasete sert demagojik söylemlerle, tehditlerle değil siyasete sahip çıkarak AK Parti'ye daha ileri adım attırabilirler. Şiddet üzerinde siyaset, geçmiş döneme ait siyasal duruştur. Üstelik Kürt siyaseti şiddeti körükleyerek sadece kendi varlıklarını tehlikeye atmakla kalmıyor, aynı zamanda Kürt halkını ve elde edilen kazanımları da tehlikeye atıyorlar.

Son olarak Öcalan'ın açıklamalarını nasıl buldunuz diye sorduğumuz Balıkçı; "Öcalan gerçekçi. Değişen Türkiye'yi ve dünyayı Kürt siyasilerden daha iyi okuyor. Görüşmeler çok iyi bir noktada ve olumlu süreçte ilerliyor. Gelinen bu noktayı birkaç milletvekili fazla almak için tehlikeye atmak hata olur" dedi ekledi; "Bugünlerde Öcalan'ı savunmak barışı savunmaktır".

Bütün bu tablo içinde son günlerde artan çatışmalar nereye oturuyor?

Herhalde içerden ve dışarıdan 'birileri' çözüm sürecinde gelinen iyi noktadan memnun değil.

Ancak memnuniyetsizleri de püskürtmenin yolu siyasetten geçiyor, şiddetten değil...