• 3.07.2011 00:00
  • (1552)

Aleviler dün bir kez daha Sivas'ta bir araya gelerek 18 yıl önce Madımak Oteli'nde ölenleri andılar. Ali Dede Cemevi'nde bir araya gelen Aleviler daha önce otelin önünde yapılacak anma yasağı kalkınca Madımak Oteli'ne yürüdüler. Otelin önünde biraraya gelenlerin ortak bir talebi vardı; Madımak Oteli müze olsun! Dün yazdım. Bu talep teorik olarak haklı ve doğru bir talep olabilir ancak, şu anda gerçekleşmesi mümkün değil. Çünkü Türkiye'de farklı kesimleri bir arada tutacak ortak değerler fazlasıyla aşınmıştır. Özellikle siyasal alanda yaşanan kutuplaşma topluma da yansımış durumda.

Bunun aşılmasının ilk yolu siyaseten konuşmayı mümkün kılacak bir iletişim ortamı yaratmak, bunun bir parçası olmaktır. Bunun yolu siyasetten geçiyor. Bu konuda ne yazık ki Alevilerin büyük bir eksiği var.

Alevilerin CHP ile son seçimde artarak kurmuş oldukları bağlılık gerçekten siyasal bir araştırma konusudur. Kemal Kılıçdaroğlu'nun AK Parti ile aldığı yüzde 50 oy arasında kurduğu ilişkiyi kapalı toplantıda 'Stockholm Sendromu' ile açıkladığı durum aslında Aleviler-CHP ilişkisinin tipik bir tanımıdır. Hele hele 12 Haziran'da Dersim'de CHP'nin 2 vekili de alması bunun tescilidir.

Kabul edelim, bu durum sessiz ve çoğunluk Alevilerin suçu değil. Suç ve Alevileri siyasetsizliğe mahkum eden özellikle 1980 sonrasında Alevileri ve sorunlarının temsil ettiğini söyleyen Alevi vakıf ve dernekleridir. Onlar sayısal olarak az ancak yarattığı algı ve dil açısından da çoğunluğu etkiliyorlar. Bu vakıf ve dernekler gerçekten amaçlarını gerçekleştirmek için kurulmuş bile olabilirler. Ancak özellikle 1990'ların başından itibaren bu vakıf ve dernekler devletin ideolojik aygıtlarından başka bir işlev görmemişlerdir. Ve bu vakıfların başkan ve yöneticileri de bunun karşılığını siyaseten almak istemiş ve her seçimde milletvekili olmak ilk hedefleri olmuştur.

Dün Sivas'ta gerçekleşen anmayı organize eden kurumlar için de bu siyasetsizlik söz konusudur. Siyaset ortak bir gelecek kurma uğraşı iken, farklı olanı yok sayan hatta onu düşman ilan eden bir anlayışın bu geleceği kurmada hiç şansı yok demektir.

Alevilerin Madımak Oteli'nde müze talepleri haklıdır ama bunu gerçekleştirmek için izledikleri 'apolitik' tavır doğru değildir. Dünkü anma töreninde insanların ellerindeki parti, örgüt, dernek ve vakıf flamaları ile atılan sloganlara baktığınızda bunu görmeniz mümkündür.

Bugün Alevileri kamusal alanda temsil ettiğini söyleyen üç farklı kurumsallaşma ve üç farklı siyasal dil vardır. Bir tanesi iktidar olan AK Parti'ye ideolojik olarak karşıdır. İkincisi derin devlete ve onun diline bağlıdır. Üçüncüsü ise AK Parti ile sağlıklı siyasal dil kurmuştur ama bunu kamusallaştırmak yerine dar çıkar grubu lehine kullanmayı tercih etmiştir.

Alevilerin siyasallaşması ve kamusallaşmasında dördüncü bir dile ihtiyaç var. Kendine eleştirel bakan, öteki ve farklı olanlarla eşit düzlemde iletişime açık demokrat bir dil ve duruş. Bunu yapabilecek çok sayıda Alevi var. Sorun bunların 'kurumsallaşamaması'nda. Bu olduğunda Madımak Oteli'nin müzeye dönüşmesi daha kolay olur. Çünkü Alevilerin bu talebi siyasaldır ama şu an bunu hedefleyenler siyaseti bilmemektedir. Alevilerin de sorunu budur: Toplumun büyük bir kısmı gibi 'siyasetsizlik'.