• 8.07.2011 00:00
  • (2061)

Son anda aldığı kararla Meclis'te yemin etmeyen CHP'de sular durulmuyor. Bu karardan sonra yapılan bütün grup ve MYK toplantılarında konu gündeme getirilerek; alınan kararın savunulmaz olduğu ifade ediliyor. Hem milletvekilleri hem de PM üyeleri tarafından. Şimdi üç soru var cevab ekleyen.

1. CHP bu kararı nasıl aldı?

2. Hedefi neydi?

3. Bu karardan vazgeçecek mi? Evetse ne zaman?

İlkinden başlarsak; bu sorunun cevabını kamuoyuna yansıyanlardan biliyoruz. Ayrıca CHP içinde konuştuğumuz pekçok kaynak bu kararın CHP'ye dikte ettirildiğini ve bunu yapan iradenin ise Mehmet Haberal'ı partiye üye yapıp, Zonguldak'ta 1. sıraya koyan iradeyle aynı olduğnu dile geti-riyor. İnsan kendine şu soruyu soruyor; Bütün bunlara parti içinde itirazı olan yok mu?

Parti içinde hem bu isimlerin aday olmasına hem de Meclis'te yemin etmeme konusunda alınan karara muhalif olan çok sayıda isim var. Sesleri kamuoyuna çok fazla yansımıyor görünüyor. Bu isimlerin ortak özelliği; CHP'de yenilenmeyi savunan, bunun ihtiyaç olduğunu ve bunu gerçekleştirmek için partiye geldiğini söylüyorlar. CHP'de değişimin süreç olduğunu ve kendilerine bu şansın verilmesini istiyorlar. Son yemin krizi karşısında şaşkınlar çünkü Meclis açılışına 3 gün kalaya kadar böyle bir seçeneğin hiç konuşulmadığını ifade ediyorlar. Gelince de itiraz etmişler ama itirazları sonuç getirmemiş.

Parti içinden gelen bu bilgiler aslında CHP'de yenileşme arayışının bir taraftan samimiyetten uzak olduğunu, bir taraftan da ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Bu durumun gösterdiği ikinci bir şey daha var ki, o hepsinden önemli; Kemal Kılıçdaroğlu kendisini bir proje çerçevesinde CHP'ye Genel Başkan yapanlara mecbur olduğu ve üçüncü bir hamleye kadar bunun devam edeceğidir. Belki de burada Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'in başka bir bağlamda söylediği sözü hatırlatmakta fayda var; "Bütün ortaklıklar bozulur, suç ortaklığı bozulmaz". Herhalde bu söz Kemal Kılıçdaroğlu'nun durumunu en iyi özetleyen cümledir.

İkinci soru birincisiyle doğrudan bağlantılı. Kemal Kılıçdaroğlu'na yemin etmemeyi dikte ettirenler neyi hedeflediler?

Hadeflerine en açık biçimde İsa Gök'ün sonradan yalanladığı şu satırlarda gizli; "Sadece Haberal ve Balbay değil, diğer Ergenekon tutuklularının da bırakılmasını istiyoruz". İsa Gök'ün bir lapsus olan bu sözleri aslında Kemal Kılıçdaroğlu'nın 'koçbaşı' olduğu bir operasyonun esas hedefi. Bu açık biçimde 'Ergenekon'un sivilleşmesi ve yeniden siyasallaşma' projesinden başka bir şey değildir.

Meclis açılışında görevi gereği yemin eden tek milletve-kili olan Oktay Ekşi'nin vereceği söylenen yasal düzenlemenin hedefi açıkça buydu. CMK'nun 100., 102. ve 250. maddesinde yapılması planlanan düzenleme ile sürmekte olan davalarda tutukluluk alt süresi düşürülerek sadece Balbay ve Haberal değil Ergenekon Davası'nda tutuklu bulunanların yüzde 60-70'i tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılacaktı. Ama plan tutmadı ve öneri yapılmadan rafa kalktı.

Buradan geliyoruz son soruya. CHP bu kararından vazgeçecek mi, evetse ne zaman?

CHP iradesi dışında kendisine dayatılan bu karardan vazgeçmesinin ilk adımı; Oktay Ekşi'nin vereceği söylenen ama vazgeçilen yasal düzenlemenin hayata geçmemesi ile oldu. CHP'nin bu kararı almasında yasal düzenleme öne-risinin düşmesi kadar parti içinde bu karara karşı giderek yükselen itirazın artması da önemli oldu.

AK Parti'nin CHP tavrından sonra taviz vermemesi hatta MHP ile başta anayasa olmak üzere işbirliği sinyali vermesi, Meclis Başkanı'nın iki partinin katıldığı oturumda seçilmesi; yemin etmemenin pratik olarak işe yaramadığını gösterdi.

Kendisine dayatılan kararın maliyetinin her gün daha fazla arttığını farkeden milletvekilleri, PM ve MYK üyeleri hafta başında yapılan toplantılarda Genel Başkan'a baskılarını arttırarak Meclis'te yemin etmenin yolunu açtılar.

Önceki gün konuştuğum PM üyesi, bu karardan vazgeçilmesi için parti içinde ciddi bir muhalefetin olduğunu ve başta Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Sezgin Tanrıkulu olmak üzere sayısı 30'u bulan milletvekilinin bunu getirdiğini söyledi. Milletvekillerinin toplantılarda; "seçim çevrelerinden çok tepki aldıklarını, olası bir ara seçim durumunda ciddi milletvekili kaybı yaşayacaklarını" da söylediklerini ifade etti. Aynı kaynak şunu da ekledi; "Bu karara sessiz kalanlar ise CHP'ye eklemlenen milletvekilleri oldu".

CHP Meclis'e girip yemin edecekti ama nasıl? CHP Meclis'e 'onurlu dönüş'ün arayışına girdi. İlk adım 16 maddelik sert çıkış oldu. Bu çıkış, parti açısından krizdeki 'pik' nokta ve bir tür vuruşarak çekilme taktiğinin parçası idi.

Ancak ikinci adımı kendilerinin atması mümkün olmadığı için bunu AK Parti'den ya da Meclis'ten gelecek bir çağrıda arıyorlar. Bunun için 16. maddelik sert açıklamanın yapıldığı gece başlayan görüşme trafiği bu imkanı yaratacak görünüyor. CHP şu anda süren bu görüşmelerden çıkacak sonuçları bekliyor. Bunun için seçim sürecinde başta anayasa olmak üzere kendini bağlayan raporlara güveni-yor. Meclis ya da AK Parti'den bu konuda gelecek bir çağrıyı iple çekiyor. Çünkü bu çağrıyı onurlu dönüşün yolu olarak görüyor. Bu yolun açıldığı ilk fırsatta Meclis'te yemin edecek CHP.

CHP Meclis'te yemin etse de cevabını bekleyen bir soru var; CHP yoluna dışarıdan tanımlanan 'bitmemiş bir proje' olarak mı devam edecek yoksa parti içinde ki 'yeni CHP' konusunda samimi arayışlarla mı?