• 26.07.2011 00:00
  • (4440)

Türkiye'nin en önemli sorunu hiç şüphesiz Kürt sorunu. İnsani kayıplardan maddi kayıplara kadar maliyeti her gün artan; adım atılmadıkça da çözümü daha zor hale gelen bir sorun. Çözümün her şeye rağmen siyasette olduğu gerçeğini dikkate aldığınızda öncelikle Kürtleri siyasi olarak temsil eden AK Parti ve BDP olmak üzere tüm siyasi partilere büyük sorumluluk düşüyor.

Kürt sorununu siyaseten temsil ettiğini söyleyen BDP'nin (ve öncüllerinin), sorunun çözümü konusunda inisiyatif aldığını söylemek mümkün değil. Hatta şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki, HEP'ten bugüne geçen her gün legal siyaset inisiyatifi azalttı. Oysa 1990 yılında kurulduğunda HEP, Kandil ve Öcalan'ı dikkate alan, siyasi parti kimliğini de koruyan parti idi. Ancak önce SHP ile Meclis'e girdikten sonra istifa etmek zorunda kalmaları, ardından partinin 1992'de kapatılması; 1993'de sağlanan eylemsizlik sürecinin önemli isimleri Org. Eşref Bitlis ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümü; Bingöl'de 33 erin öldürülmesi sonrasında başlayan 'karanlık dönem'; legal Kürt siyasetinin siyasete sahip çıkma potansiyelini yok eden esas gelişmeler oldu. Bugün Kürt siyasi hareketini siyasete sahip çıkmamakla eleştirsek de; bunun esas sorumlusunun 'devlet' olduğunu unutmamak gerekiyor. Ama bu siyasete sahip çıkmamaya gerekçe olamaz.

2009'da 'demokratik açılım' ile başlayan süreç Kürt siyasetine yeniden siyaset şansı tanıdı ama bu şans da ne yazık ki kullanılamadı. İnisiyatif alabileceği her fırsatta "muhatap Öcalan'dır" di-yerek bundan kaçtı. BDP'yi son iki yılda siyaseten işlevsiz kılan bir gelişme de DTK oldu. Görünürde daha heterojen ve çoğulcu ama ideolojik olarak daha homojen bir yapı olan DTK bu hali ile Kürt parlamentosu işlevi görüyor. Demokratik özerkliğin ilan edilmesinden sonra, 30-31 Temmuz'da yapılacak kongresinde DTK'nın son dönemde çok tartışılan partileşme sürecine girmesi muhtemel. 2007-2008 yılında denenen ama başarılı olamayan 'Çatı Partisi' bu kez DTK üzerinden denenecek.

Peki Çatı Partisi başarılı olur mu?

Olma şansı iki temel nedenden dolayı yok. İlk neden; Çatı Partisi'nin ana gövdesini 'kimlik siyaseti' yapan Kürt siyasetinin oluşturmasıdır. Farklı siyasal parti, kurum, aydın ve yazarların bir arada geldiği yeni oluşumlarda siyasal gücün 'makro siyaset' yerine 'mikro siyaset' yaptığı ortamda esas belirleyici olan sürekli mikro siyaset olacaktır. Bu bir anlamda 'ölü doğum'dur.

Bu varsayımı güçlendiren ikinci neden ise bu girişimi, partiyi talep edenin kimliğidir. Bu talep 'siyaset yapanlardan' değil, bizatihi Öcalan'dan gelmiştir. Yani Çatı Partisi siyaset yapanların eksikliğini hissettikleri bir girişim değil, tersine 'siyasal önder'liğin isteği ile hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Elbette Öcalan'ın böyle bir çağrı yapma, talepte bulunma hakkı vardır. Burada sorun şudur ki, başlayan girişimde siyaseti belirleyecek olan bir kez daha kurucular değil kurduran olacaktır.

Elbette gerekçeler çoğaltılabilir.

Türkiye'de 'demokratik muhalefete' olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Ama bu boşluğun doldurulmasının temel koşulu bu işe gireceklerin demokrat olmalarıdır. Hele hele 'yeminli AK Parti ve Erdoğan düşmanlığı' ile yola çıkanların hiç şansı yoktur. Gerek BDP' ve DTK'ya gerekse Öcalan ve Kandil'e siyaseten mesafe almayan Kürtlerin başlatacağı ya da büyük parçası olacağı bir girişimin şansı yoktur. Bunun içinde Batı'da yaşayan Kürt sorununu sahiplenen parti, kurum, aydın ve yazarların olması bunu başarılı kılmaz. Çünkü şu anda Batı'da Kürt olsun Türk olsun Kürt sorununa duyarlı olanların, soruna sahip çıkan parti, kurum, aydın ve yazarların da siyasal özerkliği giderek kaybolmakta ve kendilerini Kürt siyasetinin bedenine hapsetmektedirler.

Türkiye'de demokratik muhalefet boşluğunu doldurmayı hedefleyeceklerin her şeyden önce özgür ve özerk olmaları ikincisi de siyasi bagaj(lar)ı olmaması gerekmektedir.

Son olarak yazının başlığındaki sorunun cevabını verelim. Çatı Partisi her şeye rağmen hayata da geçebilir. Hayata geçirilecek Çatı Partisi'nde siyaseti görünürde kuranlar yapsa da esas siyaseti Öcalan ve Kandil yapacaktır.