• 19.11.2011 00:00
  • (2393)

 Bir önceki yazıda Kürt sorunu özelinde CHP'nin sorun çözücü bir parti olamayacağını söylemiştik. Gerekçesi ise basit: CHP, Kürt sorununun "ana"sıdır. Ve zihniyet değişmedikçe de CHP'nin çözümün parçası olma şansı yoktur.

Son günlerde CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün yapmış olduğu "Dersim Katliamı'nın sorumlusu CHP ve devlettir" açıklamasının CHP'de küçük bir deprem yarattığını okuyoruz. Aygün aynı söyleşide; "Dersim Katliamı'nda Atatürk devletin başındaydı" da demiş. CHP'de bu açıklamaları üzerine Aygün'ün disipline sevk edilmesi isteniyor. Eğer öyleyse Aygün'ün yapması gereken, disiplin kararından önce istifa etmek.

Peki Aygün'ün söyledikleri bu tepkileri hak ediyor mu, yani Aygün gerçeğe aykırı bir şey mi söyledi?

Hayır. Olmuş olanı söyledi.

İki küçük alıntı. İlki: "Dersim'in çok acı bir tarihi var. Öyle. Büyüklerimiz hep anlatırdı.

-Kemal Bey'in babası, 1938'den sonra sürgün edilmiş. Evet. Halası aileden 40 kişiyle birlikte götürülmüş. Derin izler bırakıyor tabii. Öfkeleniyorsunuz.

-Öldürüldüler mi? Evet. (Gözleri doluyor)"

İkincisi: "Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içerisinden bunları fare gibi zehirledi. Ve yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler. Kanlı bir harekât oldu".

Alıntılardan ilki Sevim Kılıçdaroğlu'nun Habertürk'ten Amberin Zaman'a verdiği söyleşide ifade ettiği sözler.

İkinci alıntı ise eski İçişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil'le Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı söyleşiden.

Görüldüğü gibi Kılıçdaroğlu ailesinin 1938 Dersim Katliamı ile ilgili ailesinden özel tanıklıkları, acıları var. Ama Kemal Kılıçdaroğlu, bu acılara yol açan, bu katliamı yapan partinin yani CHP'nin Genel Başkanı.

Bir gariplik olduğunun farkındasınız biliyorum. "Olamaz" diyorsunuz ama oldu.

1938 Dersim Katliamı hem Kürtleri hem Alevileri hedef aldı. Amacı yok etmekti, edebildiğini etti, edemediklerini sürgün etti. Benim dedem de 1937'de Dersim'den Tercan'a göç etmek zorunda kalanlardan.

Hatırlayın 2009'da "Demokratik Açılım"ın Meclis'te tartışıldığı görüşmede o tarihte CHP Genel Başkan Yardımcısı olan Onur Öymen, Dersim katliamı için, "O zaman kimse anaların gözyaşından bahsetmiyordu" diyerek Kürt sorununun şiddetle çözülmesini savunmuştu.

Bugün Hüseyin Aygün'e hesap soranların mesela Haluk Koç'un, Nur Serter'in Onur Öymen'den siyaseten ne farkı var?

Yok.

Peki Dersimli Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ne diyor bütün bunlara?

Ailesinden tanıklıklara, Çağlayangil'den dinlediklerine rağmen nasıl CHP'den siyasete girmeyi kabul etti? Sonra nasıl genel başkan oldu?

Çok zor olmadığını düşünüyorum. Çünkü Kılıçdaroğlu, Dersim katliamını yapanların hedeflediği, yaratmak istediği "vatandaş"lardan birisi oldu. Cumhuriyet'in ve CHP'nin asimile ederek Türkleştirdiği bireylerden biri o. O artık Alevi değil, Kürt değil. O, Cumhuriyet'in kamusal alana çıkmasına, siyasete girmesine izin verdiği kimliği sahiplenmiş biri. O, devletin imkanlarından yararlanmanın temel koşulu olan "Türk/laik" kimliğini sonuna kadar sahiplenmiş biri. CHP'nin başına da "Türk/laik" kimliği sonun kadar savunduğu için getirilmiş biri.

Şimdi siz bu CHP'de Kürt sorununu çözmesini mi bekliyorsunuz? Kürt sorununun anası olan bir partinin, sorunun çözümünün parçası olmasının iki şartı var; özeleştiri ve redd-i miras.

CHP için için sol/cu parti diyorlar. CHP sol/cu olamayacak kadar sağcı bir parti. Son tartışma bunu bir kez daha gösterdi.

Bakalım Aleviler bunu ne zaman görecek?