• 29.11.2011 00:00
  • (2558)

 CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün Dersim konusunda başlattığı tartışma birçok açıdan hayırlı sonuçlar doğuracak görünüyor.

Bu sonuçlardan ilki Başbakan'ın Dersim ile ilgili olarak "Devlet adına özür diliyorum" demesi oldu. Türkiye'nin geçmişle yüzleşmesinde bu "özür" bir ilk adımdır. Ama yeterli değildir. Çünkü Türkiye'nin en yakından geriye giderek yüzleşmesi gereken pekçok karanlık sayfa vardır. Hrant Dink, Madımak, Maraş, Çorum, 1 Mayıs 1977 gibi. Bu karanlık sayfaların açılması ise tek başına AK Parti'den çok muhalefetin performansına bağlı olacaktır.

Başbakan'ın Dersim ile ilgili özrünün ardından başta CHP olmak üzere muhalefetten gelen tepkiler bu karanlık sayfaların açılabilmesi konusunda ne yazık ki iç açıcı değil. Bu konuda da sorumluluk yine AK Parti'nin omuzuna yüklenmiş oluyor.

Dersim konusu özelinde özellikle CHP'den gelen tepkiler, partinin bırakın değişmeyi, eskiye dönme konusunda çok da ısrarlı olduğu bir tabloyu ortaya çıkardı. Özellikle eski CHP hayalini kuran bütün unsurların ortaya çıkarak başta olağanüstü kurultay olmak üzere arayışlara başlaması bu hazin gerçeğin göstergesidir. Önce 12 milletvekilinin Aygün ve Kılıçdaroğluna muhtıra vermesi, Muharrem İnce'nin "Atatürk ve CHP'den özür dilemesi" ironiden öte düzeysizlik kokan girişimlerdir. Ancak gariptir bu konuda partide biraz olsun "vicdan" beklediğimiz Gürsel Tekin'in, Alevi olan Sebahat Akkiraz'ın açıklamaları siyasetten ne kadar bihaber olduğunu gösteriyor.

CHP'deki bütün bu arayış ve açıklamaların muhatabı ve sorumlusu Başbakan'ın da ifade ettiği kimliğiyle "Dersimli Alevi Kürt" Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Kılıçdaroğlu Dersim tartışması ile ayağına kadar gelen "yenilenme" imkânını bir kez daha heba etti. Önce "özür yetmez" diyen Kılıçdaroğlu Brüksel'de "Dersim'i tarihçilere bırakalım" deme gafletinde bulundu. Kendisinin de vakıf olduğu bunca bilgi ve belgeye rağmen, Dersim'de yaşanan katliamı tarihçilere havale etmek bırakın Alevi-Kürt olmayı, insan olarak en hafif deyimle dün yayınladığımız söyleşide Prof. Dr. Cengiz Güleç'in de ifade ettiği gibi "utanç verici"dir. Dersim'le ilgili bilgi ve belgeler yeterince açıktır. Elbette katliamın tamamını görmek için başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere bütün arşivler açılmalıdır.

DOĞUM TARİHİNİZE BİR KEZ DAHA BAKIN

Dersim konusundaki tartışmayı başlatan Hüseyin Aygün'ün kitaplarından birinin adı: "0.0.1938"dir.

Kitabın adı Dersim'de öldürülenlerin ölüm tarihlerinin sonradan nüfus kayıtlarına işlendiğinden gelmektedir. Dersim'de katliama uğrayanların ölüm tarihleri bilinmediği için sonradan nüfus kayıtlarına ölenlerin ölüm tarihi olarak 0.0.1938 yazılmış.

Aygün'ün kitabını okurken en çok kitabın ismine takılmıştım. 0.0.1938 tarihinin kişisel tarihime çok uzak olmadığını fark ettim. Aklıma hemen önce kendi ailem sonra da yakın çevremdeki akrabalarımın doğum tarihleri geldi.

Mesela benden büyük abla ve abilerimi düşündüm. Benden büyük 7 kişiden 4'ünün doğum tarihi yılları doğal olarak farklı olmak üzere 01.01 yani 1 Ocak'tı.

Sonra kısa bir telefon trafiğinden sonra farkettim ki akraba çevremde de durum farklı değildi. Yani özellikle 1940'lı ve 50'li yıllarda doğanların yarıya yakınının doğum tarihi aynı şekilde 01.01 idi.

Elbette bunun tarihsel bir tasadüf olduğunu düşünmek ironi olacaktır. Bu durumun basit bir açıklması var. Özellikle 1938 Dersim Katliamı öncesinde ve sonrasında Dersim'den çevre illere göç edenler ve Sivas, Erzincan, Tokat, Malatya, Maraş gibi illerde yaşayanlar devlet ve resmi kurumlarla ilişkiyi en aza indirmeyi tercih ettikleri için doğum, ölüm gibi resmi kayıtları zamanında yapmıyorlar. Bu tür kayıtlar, devletle ancak zorunlu karşılaşmalar sırasında zorunluluktan yapılıyor. Doğum yılları askerlik ya da okul için büyük yazıldığı gibi doğum günleri de resmi kurumlar tarafından akla gelen ilk gün olan 01.01 yani 1 Ocak olarak yapılıyor.

Bu mantık Dersim'de ölenleri, ölüm tarihlerini 0.0.1938 yazmaktan farklı değil aslında. İkisi de kolaycılık ve vatandaşa olan bakışın yansıması.

Şimdi özellikle yaşları 50'nin üzerinde olan okuyuculara bir soru: "Doğum tarihinizi gün, ay olarak söyleyebilir misiniz?"

Nüfus cüzdanına bakmak yok.