• 2.12.2011 00:00
  • (2353)

 Geçmişle yüzleşmeye başladığınız anda hazır olmanız gereken gerçek, "doğru" bildiklerimizin "yanlış" olma olasılığıdır. Bu gerçek aynı zamanda öğrenilmiş çaresizliklerin de açığa çıkmasıdır.

Dersim tartışması tam da bu iki kritik noktaya değdi.

İlkinden başlayalım.

Dersim tartışması bildiğimiz basit bir gerçeği bir kez daha yüzümüze vurdu; CHP, solcu/değişimci değil klasik sağcı/muhafazakâr bir partidir.

Dersim tartışmasında muhafazakâr siyasi gelenekten gelen Sünni Başbakan Erdoğan'ın –niyeti ne olursa olsun- Cumhuriyet ile kurulan ulus-devleti Türkleştirmenin son durağı olan Dersim'de yapılan katliam için özür dilemsi ise solcu/değişimci parti refleksidir.

Buna mukabil CHP'nin kurumsal olarak verdiği tepkilerin toplamı tipik bir sağcı/statükocu parti refleksidir. Bu refleks sadece Dersimli 'Alevi-Kürt' Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile sınırlı değil. Mesela Grup Başkanvekili Muharrem İnce, bu tartışmanın yaşanmasından dolayı "Atatürk'ten özür diliyor". Mesela 'Kürt' Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, "Başbakanı bölücülükle suçluyor". Bütün bu tepkiler, bugünkü CHP'nin ideolojik olarak 1937-38'de Dersim'de katliam yapmakta beis görmeyen CHP ile aynı çizgide olduğunu gösteriyor.

CHP'de ortaya çıkan bu tablo, Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan olmasıyla başlayan "yeni" arayışının ne kadar "sahte" bir çaba olduğunu gösterdi. Dersim konusunda CHP'nin verdiği tepkiler, Sencer Ayata başkanlığındaki Bilim Kurulu'nun –Sahi Ayata Dersim konusunda ne düşünüyor acaba? Ya da Aleviler konusunda araştırmaları yapmış olan CHP Bursa Milletvekili Yard. Doç. Dr. Aykan Erdemir?- "Yeni CHP" sloganını gerçeğe dönüştürmek için hazırladıkları "anayasa", "kadın", "sivil toplum", "demokrasi" konularındaki raporların ne kadar boş olduğunu gösterdi. Bu, Kemal Kılıçdaroğlu ile başlayan "Yeni CHP" arayışının ne kadar anlamsız olduğunu göstermiştir.

Dersim "Yeni CHP"nin ilk ve büyük sınavı idi ve CHP, bu sınavdan çaktı.

Bu tartışmada çıkan özet şudur: CHP siyasal olarak sağ, ideolojik olarak da muhafazakâr bir partidir. CHP'den sol parti çıkarma arayışları ne kadar boşsa, CHP'ye oy vererek kendini solcu zannetmeleri de o kadar boştur.

ALEVİLERİN ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİKLERİ

Bu nokta da öğrenilmiş çaresizliğin ortaya çıkmasıdır.

CHP'ye solcu, ilerici ve laik olduğu gerekçesi ile oy vererek kendini solcu, ilerici, laik zanneden toplumsal kesimlerden birisi de Alevilerdir.

Hiç bir kültürel ya da siyasal kimlik, sahip olduğu ahlaki nosyonlardan ya da sadece geçmişindeki acılardan dolayı ilerici, solcu, haklı vs. değildir. Yaşanan pratik ile anlam kazanan ve başkalarının size atfettiklerinde değer kazanan nosyonlardır. Ne Alevilik ne de Aleviler ne "laikliğin teminati"dır ne de "Cumhuriyetin sigortası"dır. Bunlar kimliğe mündemiç olan değerler değil, konjoktürel ve ideolojik olarak ona atfedilmiş nosyonlardır.

Üstelik bu nosyonları Alevilere atfeden de, siyasal olarak Alevileri kamusal alanda yok sayan Cumhuriyet rejimidir. Bu açıdan Aleviler, Cumhuriyetin mağdur ettiği kimliklerden birisidir. Ama yalnız değildir, İslami kesim ve Kürtler de öyledir.

Bu kimliklerden bugün, rejim ile en derinlikli yüzleşmeye giren muhafazakâr kesimin siyasal temsilcisi AK Parti'dir. Hemen ifade edelim ki, AK Parti bugün, muhafazakâr kesimi aşan daha geniş bir toplumsal koalisyonu temsil etmektedir. Muhafazakârların başladıkları bu yüzleşmeyi ne yazık ki, Alevilerin büyük kısmına çok uzaktadır. Dersim bunu bir kez daha göstermiştir.

Alevilerin CHP'yle kurmuş oldukları bu ilişki ne yazık ki, öğrenilmiş çaresizliğinden başka bir şey değildir. Bu aynı zamanda kendini tarih dışında tutmaktan başka bir şey değildir. Çünkü sağcı/muhafazakâr CHP'ye oy verenler ancak aynı ideolojiyi paylaşanlardır. Eğer Aleviler kendisini gerçekten solcu, ilerici, laik vs. diyorlarsa bunun kamusal alanda göstermelerinin yolu CHP'ye mesafe almaktan geçer. Aksi halde sağcılaşmadan kurtulamazlar.

Alevilerin siyasetle tanısması siyasetin normalleşmesine önemli bir katkı olacaktır. Çünkü Türkiye, siyasetle yeni tanışıyor ve bu yönüyle yeniden kuruluyor. 1923 yılında kurulan Cumhuriyet Alevileri ideolojik olarak kullanmış ama kamusal alanda yok saymıştır. Aleviler yeni Türkiye'nin kurucusu olma şansına sahip olabilirler ama bunun için ihtiyaçları olan tek şey sadece "doğru" (solcu) zannettiği "yanlış"ı (sağcı) görmesi ikincisi de "öğrenilmiş çaresizlikleri"ne yani CHP'ye mesafe almalarıdır.

Türkiye'de muhafazakarlar solculaşırken alevilerin sağcılaşması kabuledilebilir değildir.