• 4.12.2011 00:00
  • (2349)

 Bu satırları Gaziantep'ten yazıyorum. Türkiye gündemini yakından izleyen Abant Platformu 25. toplantısında Tunus'ta başlayan ve Arap dünyasını etkisi altına alan ayaklanmaları masaya yatırdı.

""Arap Baharı", Ortadoğu'nun geleceği ve Türkiye" başlıklı toplantıda önemli konular tartışılıyor. Arap dünyasında ve Türkiye'den akademisyenler, yazarlar konuşuyor. Tabi bütün konuşmaların özünde ne olduğunu anlama kaygısı var. Bir yanda yaşananlara adverme diğer tarafta Türkiye'nin model ülke olup olmayacağı konuşuluyor. Arap katılımcı

Peki gerçekten bölgede yaşananlara ne ad vereceğiz, devrim mi, isyan mı, uyanış mı, bahar mı?

Toplantının açılış oturumunun başkanı olan Cengiz Çandar haklı bir tespit yaparak Arap dünyasında yaşanan sürecin "Arap Baharı" olmadığnı söyledi. Çandar'a göre "Arap Uyanışı" yaşananları daha iyi açıklıyordu.

Önce bir tespit yapalım. Bugün tarihte yaşanmış pek çok "tarihsel gelişme" yaşanırken değil; sonraki dönemlerde adlandırılmıştır. Ve adlandırmalar bu "tarihsel gelişmeler"in sonuçlarına göre olmuştur.

Bugün ise bizler Arap dünyasında yaşananları "adlandırmaya" çalışıyoruz. Kabul edelim ki bu çok post/modern bir durum.

Post/modern olan sadece adlandırma çabamız değil, yaşananlar da öyle. 17 Aralık 2010'da Tunus'ta bir seyyar satıcının kendisini yakması ile başlayan süreci ve yaşananları değerlendirdiğimizde; sadece genç Arap kuşağının, post/modern araçlar kullanarak demokrasi talep etmelerini, Batı'ya meydan okumalarını değil; aynı zamanda bütün dünyadaki sistemin "ötekileri" için de umut ve örnek olduklarını görüyoruz.

Arap dünyasında başlayan eylemler, sadece başladıkları ülkelerle ve bölgeyle sınırlı kalmadı. ABD'de ve Avrupa'nın pek çok yerinde başını gençlerin çektiği "öteklerin" sisteme meydan okumasınının fitilini ateşledi.

ARAP DÜNYASI'NDA VE BATI'DA OLANIN ANLAMI

Bütün bu yaşananları Arap dünyası için farklı, Batı için farklı okumak mümkün olduğu gibi yaşananların ortak noktasını da görmek mümkün. Bu ortak nokta yaşananları daha iyi kavramak için bence ço önemli.

Bugün gerek Arap dünyasında gerekse Batı'da yaşanan bireyin "özne" olmasıdır.

Arap dünyasında yaşanan süreç; gerek otoriter yönetimlerin "nesne" haline getirdiği gerekse ataerkil zihniyet içinde geleneksel rehberlere iradi teslim olan bireylerin bu dünyaya meydan okuyarak "özne" olma arayışıdır.

Bu sürecin benzerini Avrupa, bireylerin Feodal beyliklerden özgürlüklerini kazanıp özne olmaları ile başlayıp Aydınlanma ile yaşadı. Yaklaşık yarım yüzyıl süren bu süreç ile kadim iki zihniyetin (otoriter ve ataerkil) yanına üçüncü bir zihniyet olarak relativizm sahneye çıktı.

Aynı şekilde Batı'da yani Avrupa ve ABD'de olanda relativist zihniyetin kamusal alanda eşitleyerek nesneleştirdiği bireyinin "özne" olarak kamusal alana çıkmasıdır. Birbirinden farklı iki coğrafyada aynı kuşaktan gençlerin meydanlarda olması tesadüf olamaz.

Bu iki farklı coğrafyada, iki farklı zihniyet dünyasında ortaya çıkan bu özne olma hali, birbirinden bağımsız değil, tersine birbirini tetikleyen, ilham veren ve "demokrat zihniyet"ten beslenen siyasallaşmadır. Bu açıdan arka planda yaşanan bütün dünyada daha derin zihinsel bir dönüşümü ifade etmektedir.

Dünya değişiyor ve bu değişimin tarihte kısacık sayılabilecek birkaç yıl ya da onyılda olmasını beklemek hayal olacaktır ama zamanın geçmişe göre daha hızlı aktığı da bir başka gerçek.

Bundan sonra gerek Arap dünyasında gerekse Batı'da bu süreçler farklı seyredecektir. Bunun nedeni ise zihniyetten bağımsız olarak, farklı coğrafyadaki siyasi kültürler olacaktır.

Görünen o ki, bu süreç Arap coğrafyasında daha uzun sürecektir. Elbette bu Batı'da sürecin kısa süreceği anlamına gelmiyor. Bunda belirleyici olacak olan gelecek kuşakların özgürlük tehayyülleri olacaktır. Tahayyülleri ne olursa olsun bu dönüşüm artık durmayacktır.

Son yıllarda sürekli olarak Türkiye'de yaşanan değişimlerin önemine vurgu yapıp, tarihi bir zaman diliminden geçtiğimizi dile getirdik. Arap dünyasında ve Batı'da yaşananlar, bu dönemin sadece Türkiye için değil dünya için de böyle olduğunu gösterdi.

Baksanıza, tarihsel gelişmelere yaşarken advermeye çalışıyoruz.