• 13.12.2011 00:00
  • (1777)

 Üç Temmuz'dan bu yana ülkede bir futbol fırtınası esiyor. Fırtına kasırgaya, sonra hortuma dönüştü. Televizyon ve gazetelerde şike haberleri baş köşeye yerleşti. İddianamenin açıklanması ile haber sağanağı doluya çevrildi. Memleketin her yanına ceviz iriliğinde dolu yağmaya başladı.

Yeter artık. Şike, şike, şike!...

Her yanımız, içimiz-dışımız futbol oldu. Her gün maç, her gün maç, dayanamaz olduk. İnsan her Allahı'ın günü baklava-börek yerse ne olur? Bıkar. Biz de bıktık yani.

Bu bıkkınlık içinde iki derbi oynandı. Oradan başlayalım bari.

Aslında bu yazının başlığı "Muhteşem Galatasaray" olmalıydı. Yıllar sonra Fenerbahçe'yi sahadan sildiler. Daha oyunun başlarında en az beş pozisyona girdiler. Fenerbahçe her ne kadar lider olsa da son haftalarda ite-kaka oynuyor, şansına maç kazanıyordu. Aykut Kocaman derbiye değişik bir kadro ile çıkarak kumar oynadı, herkesi şaşırttı. Öyle ki bir önceki maçta harika oynayıp iki de gol atan Stoch bile ilk onbirde yoktu. Takım dökülüyordu. Sadece Yobo ile kaleci Volkan direnebildi. Galatasaray önde basıyor, sahanın her yanına yayılıyor, pas yapıyor, şut atıyor, pozisyona giriyor, futbol adına olumlu ne varsa yapıyordu. Fatih Hoca yine çift santrafora dönmüştü. Goller peş peşe geldi. Aykut Kocaman iki farkla çıktığı ikinci devre klasik şablona dönmüş, Semih'i almıştı ama üçüncü golü yiyince maç orada bitti. Centilmen bir karşılaşma oldu. Fırat Aydınus iyi bir yönetim örneği verdi.

Galatasaray aynı performansı Trabzon karşısında da gösterdi. Yine devreyi iki farkla önde bitirdi. İkinci yarı bir gol daha attı. İşin garibi gollerin ikisini geçen yıl Trabzon kadrosunda oynayan Selçuk ile Ceyhun attı.

Trabzon geçen yıl çok diri ve başarılı idi. Ama kadrosunda Jaja, Engin, Selçuk, Ceyhun ve başkaları vardı. Bu sezon da taraftar Trabzon'dan çok şey bekliyordu. Ben bilhassa Avrup'da tur atlamasını istiyordum. Ama nasip olmadı. Trabzon Avrupa'da işi iyi götürdü ama Lille karşısında tutunamadı. Öyle ki Lille ilk yarım saat tek kale oynadı sayısız pozisyona girdi. Tolga çok iyi idi, çok top çıkardı. Lille üstünlüğünü ikinci yarıda da sürdürdü. Tarbzon'un pozisyonu yok gibiydi ama direndi. Ne yazık ki CSKA seksen altıncı dakikada attığı golle İnter'i yenince Trabzon yıkıldı. Şampiyonlar ligi rüyası bitmişti. İşte bu Trabzon, Süper Lig de sürekli puan kaybeden ama Avrupa için umudu olan Trabzon yıkılmış, moralsiz ve güçsüz olarak çıktı Galatasaray maçına (55. Dakikada Zokora kırmızı kartı gördü) ve yenildi. Galatasaray şanslı sayılmalıdır. Hem Trabzon'u, hem Fenerbahçe'yi çaptan düşmüş durumda yakaladı.

Fatih Hoca her geçen gün takımını yukarılara taşıyor. Bu arada Semih ve Emre gibi gençlere şans veriyor. Trabzon maçına 7 yeni oyuncu ile çıktı. Hoca'nın verdiği coşku Galatasaray'ı şampiyonluğa taşıyabilir.

Büyük takımlara karşı daima iyi sonuçlar alan Manisa karşısında 4-1 galip gelen Beşiktaş, üç büyüklerin belalısı İBB karşısında tekledi. Üç maç sonra puan kaybetti. Beşiktaş'ın maç trafiği çok kalabalıktı ve takım yorulmuştu.

Bu puan kaybını normal karşılamak lazım. Yine de İBB maçı tempolu, mücadele içinde ve seyir zevki yüksek idi. Şunu da belirteyim, ey okuyucu; bu maçta İnönü stadında İBB'nin tam 25 taraftarı vardı.