• 23.12.2011 00:00
  • (2194)

 Fransa Meclisi, "Ermeni Soykırımı'nın inkâr edilmesine ceza yaptırım öngören" tasarıyı oyladı. Yasa 570 kişilik Meclis'te 45 kişinin katılımı ile oylanıp kabul edildi.

Fransa, dünyadaki başka ülkeler gibi 1915'te yaşananları "soykırım" kabul eden (2001) ülkelerden birisi. Dün kabul edilen yasa, 2006'da Sosyalist ve Komünist Parti'nin önerisi ile Meclis'te kabul edilmiş, ancak Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin engellemesi ile yasa Senato'ya gelmediği için yasalaşmamıştı. Dün kabul edilen yasanın Senato aşaması var. Önümüzdeki 5 hafta da bu süreci izleyeceğiz.

Kabul edelim ki, konu, "yasa" ve "içeriği" değil, "siyaset"tir. Fransa'nın önde gelen pekçok siyasetçisi ve entelektüeli "yasa ile tarih yazılmayacağını" söylüyor. Yasa ile tarih yazmak en başta tarihe haksızlıktır.

Kabul edilen yasanın önemli bir yönü de bir Avrupa'da önemli değer olan "düşünce ve fikir özgürlüğüne" vurulmuş bir darbedir. Ve "Düşüncene katılmıyorum ama onu söyleyebilmen için canımı veririm" diyen Voltaire'in ulusuna yakışmamaktadır. Hele hele arkasında yakın geçmişte Cezayir örneği olan bir ülkenin Türkiye'ye insanlık dersi vermesi kabul edilemez.

VOLTAİRE'İN RUHU SIZLARKEN

Cumhurbaşkanı Sarkozy bu yasayı sadece iç siyasetine malzeme yapmıyor. Yasa ile aynı zamanda Türkiye'yi uluslararası düzlemde sıkıştırmak istiyor. Sarkozy için yasa iki boyutlu işlevseldir; hem iç hem de dış politikada.

Sarkozy'nin iç politikadaki hedefi elbette 2012 Mayıs ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Bu seçimin Sarkozy için bıçak sırtında gittiğini düşünürsek yasanın onun açısından önemini daha iyi görebiliyoruz. Sarkozy'nin hedef seçmen kitlesi hem Ermeni diasporası hem de Le Pen'in doğal tabanı olan Türkiye karşıtları ve aşırı sağcılardır. Sarkozy bu yasayı Senato'dan geçirme konusunda ısrarlı olacak ve oyları garanti altına almaya çalışacaktır.

Sarkozy'nın bu ikiyüzlüğünü en iyi gösteren şey, yasayı ilkesel ve vicdanı gerekçelerle 2006 yılında Meclis'e sauna Sosyalist ve Komünist Parti'nin, bugün yasayı desteklememesidir.

Yasanın ikinci boyutu ise uluslararası ilişkiler alanıdır. Son yıllarda yaşanan ve hâlâ devam eden büyük küresel değişim Avrupa'yı aktör olmaktan çıkarırken Türkiye'yi güçlü bir aktör haline getirmektedir. Türkiye ekonomik ve siyasi olarak bölgesinde ve küresel denklemde yükselirken Avrupa ve Avrupa Birliği (AB) ekonomik krizler ve liderlik zafiyeti yüzünden küresel denklemden düşmektedir.

Bu büyük resimden bakıldığında özellikle Fransa'nın Türkiye'ye bakışı daha anlaşılır hale gelmektedir. Bu yasa Fransa'nın Ermenilerin yaşadıkların duyduğu ahlaki zaaf için değil, siyasi çıkar için kullanmasıdır. Bu yasa, Fransa'daki Ermenilere de yapılmış bir aşağılamadır.

TÜRKİYE NE YAPMALI?

Elbette bu aşamada en çok sorumluluk Türkiye'ye düşmektedir. Hem içerde hem de dışarıda yapmamız gerekenler var.

Fransa'ya karşı söz konusu olan yaptırımlar kısa vadeli ve tepkisel olarak anlamlı ama sorunun çözülmesi bağlamında uzun vadeli anlamlı adımlar değildir.

1915'te yaşananlar konusunda en büyük adımları içeride atmalıyız. İlk olarak yapılması gereken 1915'te yaşananların tarihsel olarak okunmasına daha çok katkı sunacak ortamın yaratılmasıdır. Yani 1915'e siyasi değil tarihsel olarak bakabilmeliyiz. Bunun yolu Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin geliştirilmesi ve önceki yıl imzalanan protokoller konusunda adımlar atmaktır.

1915'te ne yaşanmış olursa olsun geçmişin yükü geleceğimize ayak bağı olmamalıdır. Eğer biz 1915'de yaşananlar konusunda geçmişe nesnel bakamazsak, bu konu Türkiye'yi uluslararası alanda sıkıştırmak için başka ülkelerin kozu olur. Bunu yolu ne yaşandığını açıkça ortaya çıkaracak biçimde araştırmaktan geçiyor. O tarihte yaşananlar, iki ülkenin sorunu olduğu için ancak iki ülkenin konuşarak çözebileceği bir sorundur. İki ülke konuşmaya başlarsa, sorun üçüncü ülkelerin gündeminden çıkar. Biz bu konuda adım atmazsak Fransa gibi başka ülkeler böylesine insan haklarına aykırı yasaları çıkarırlar.

Biz yaramızı tedavi etmezsek başkaları bu yarayı kaşımaya devam eder. Unutmayalım; tarihle yüzleşmezsek tarih bizi tutsak eder.