• 30.12.2011 00:00
  • (2130)

 Birkaç gündür senaryosuna aşina olduğumuz film, yeni jeneriği dönmeye başladı: BDP kapatılacak mı, milletvekilleri tutuklanacak mı? BDP'nin Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, "partilerinin kapatılacağına dair duyum aldıklarını" açıkladı.

Eskiden parti kapatmalara ilişkin duyumların kaynakları farklı idi. Devletin bazı kurumları, Cumhuriyetin laikliğine, birlik ve bütünlüğüne aykırı gördükleri partiler için durumdan vazife çıkarır, dosyalar hazırlar bunu Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletir, Başsavcılık dosyayı zenginleştirip davayı açardı. İstisnalar dışında süreç kapatma ile sonuçlanırdı.

BDP'nin kapatılacağı yönündeki işaretler bu kez AK Parti kaynaklı. Bazı milletvekili ve bakanın açıklamaları yorumlanarak bu çıkarsama yapılıyor.

BDP'ye yönelik kapatma davası açılabileceği düşüncesi sürmekte olan KCK soruşturması ile doğrudan bağlantılıdır. KCK soruşturmasında tutuklu yargılanan pek çok ismin parti ile olan ilişkilerini dikkate aldığımızda BDP çevresinde kapatma davası açılabileceği duyumu normal hale geliyor.

Elbette KCK soruşturmasında hukuk ihlallerini, yargının keyfiliğini, tutuklu yargılamanın insan hakkı ihlali olduğunu, süreçte haksız tutuklamalar, gözaltılar dan dolayı dava sürecini ve kusuru olan kurumları eleştirelim. Buna itirazım yok. Ama partinin kapatılacağı duyumunu kamuoyu ile paylaşanlar, kabul edelim ki, süreci, ilişleri, hiyerarşiyi bizden çok daha iyi biliyorlar. Ve bu bildikleri şey, aslında "duyum".

2012 (iki gün kaldı) Türkiye'sinde parti kapatarak demokratikleşme iddiası elbette inandırıcı olmaz. BDP'nin kapatılması Kürt sorununu çözmeyeceği gibi, sosyolojik olarak da sonuç vermez, vermedi.

Burada hemen şu hatırlatmayı yapalım. Parti kapatma, özellikle 1980 darbesi sonrasında devletin, farklı ve tehlikeli gördüğü toplumsal kesimleri siyaseten "bir süreliğine" yok etmenin en kolay yolu idi. 12 Eylül'de referanduma sunulan anayasa değişikliğinin Meclis'e sunulan paketteki 8. Madde, siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran değişiklik idi. Ancak o oylamaya BDP destek vermediği için, madde paketten düştü.

Ancak Türkiye'nin her şeye rağmen yani parti kapatma zorlaştırılmamış olsa dahi, artık parti mezarlığı olmaktan çıkarılması lazım. Çünkü parti kapatma bugüne kadar hiçbir sorunu çözmediği gibi yok sayılan siyasi görüşü de yok etmemiştir.

BDP BİR SİYASİ PARTİ MİDİR?

Buraya kadar yazdıklarımız konunun bir boyutu. Konunun bir de BDP boyutu var. Bu boyutta, partiye ve Kürt sorununa sempati ile bakanların kabul etmekte zorlandıkları bir gerçek var. Kabul etmekte zorlandıkları bu gerçek, onları sahici olmayan bir senaryoya inanmaya itiyor. Ve bir kısır döngü oluşuyor.

İçine hapsolunan bu kısır döngüyü kırmanın yegane yolu; gerçekle yüzleşmek. Gerçekle yüzleşmediğiniz zaman, yanılsamalar üzerine bir dünya kurarsınız.

Basit bir soru var önümüzde; BDP, siyasi bir parti midir?

Soru basit.

Şüphesiz hukuki düzeyde vereceğiniz cevap; elbette BDP bir siyasal partidir.

Peki ikinci soruya geçelim; BDP siyasi parti gibi davranıyor mu, davranabiliyor mu?

Bu soruya pek çok insan, BDP'nin siyasi parti gibi davrandığını söyleyemez. Ve BDP, KCK soruşturması sürecinde, son dönemde PKK'ya yönelik operasyonlarda siyasi parti vasfını daha çok kaybetti. Örgüt ile mesafesini neredeyse sıfıra indirdi.

BDP, siyasi partiden çok PKK'nın en üstte olduğu hiyerarşideki en alt kurumsal yapı olduğunu gösterdi.

Bu açıdan BDP kendi kendini siyasal olarak kapatmıştır. Meclis'teki görüntüye bakıp BDP siyaset yapıyor diyemeyiz.

BDP, Kürt sorunun çözülmesi konusunda inisiyatif almayarak, AK Parti'den daha ileri adımlar atmayarak, kendi zihnini Kandil'in ipoteğine vererek kendisini siyasi olarak kapatmıştır.

BDP, Anayasa Mahkemesi tarafından hukuki olarak kapatılmamalıdır.

Ama aynı BDP, PKK'nın kendisini kapattığı siyasi hücreden çıkarmalıdır.

Not: Önceki gece Uludere'de PKK'lı sanılarak vurulan sivillerin görüntüleri tam bir insanlık trajedisidir. Bu olayın sorumluları mutlaka yargı önüne çıkarılmalıdır. 1990'ların karanlığı ile yüzleşmeye çalışan Türkiye'nin benzer hataları yapma şansı yoktur.