• 31.12.2011 00:00
  • (2764)

 Önceki gece Uludere'de meydana gelen olay tek kelime ile felakettir. Terörle mücadele ederken, gösterilmesi gereken özen ne yazık ki bu olayda gösterilmemiştir. Ölen 35 kişi Türkiye vatandaşı olduğu için kaybeden Türkiye olmuştur.

Katırların daha önce yüzlerce kez geçtiği yollardan sırtlarında bu kez kaçak sigara ya da mazot yerine ceset taşımaları vicdanen kabul edilebilir değildir. Uludere'de ortaya çıkan görüntüler vicdanımızı yaralamıştır.

Vicdanımızı yaralayan bu rahatsızlığın dindirilmesi için AK Parti'ye büyük sorumluluk düşmektedir. AK Parti'nin hızlı bir soruşturma süreci işleterek, olayda ihmal, kusur, istihbarat zaafı ya da her neyse ortaya çıkarmalı ve sorumluları yargılamalıdır. Bu, ölen 35 insanımızı geri getirmeyecek ama kamu vicdanını rahatlatacak; aynı zamanda, bundan sonraki süreçte daha fazla özen gösterilmesine yol açacaktır.

İkinci olarak, bu somut olay AK Parti'nin Kürt sorununun çözümü konusunda daha somut adımlar atmasının zamanının geldiğini göstermektedir. Demokratik açılımı demokratik adımlar atılmadan sadece güvenlik politikaları üzerinden devam ettirmek AK Parti'ye duyulan güveni de sarsmaktadır. Önümüzdeki dönemde başta Kürtçe eğitim olmak üzere, yer isimlerinin iadesi gibi bazı konularda somut adımlar atmalıdır.

Uludere'de meydana gelen felakette, siyasi olarak AK Parti ne kadar sorumluysa; BDP'nin bu felaketi siyasal malzemeye dönüştürmesi o kadar yanlıştır.

Dünden itibaren BDP'lilerin neredeyse her yerde yaşananları protesto etmesi, AK Parti'yi, devleti eleştirmesi siyaseten anlaşılabilir. Ama BDP'lilerin halkı neredeyse "kalkışma" çağrısı ile meydanlara çağırması siyaseten doğru değildir. Çünkü, BDP'liler Uludere'de ölen siviller için gösterdikleri hassasiyeti, Silvan'da, Çukurca'da PKK tarafından askerler öldürüldüğündü, Bitlis ve Siirt'te PKK tarafından siviller öldürüldüğünde de beklerdik. Bu olaylarda ortalıkta görünmeyenlerin, Uludere'den sonra meydanlara çıkarak siyasal nutuk atmaları samimiyetten uzak oporünisit tavırlardır.

BDP'yi Uludere konusunda bu kadar hassas kılan siyasal duyarlılıkları değil, ölenlerin sıradan sivil insanlar olması ve devlet tarafından vurulmalarıdır. BDP'nin hassasiyeti insani ve vicdani değildir. Böyle zamanlarda İnsani acıların siyaseten bu kadar istismar edilmesi utançtır.

Bugün yılın son günü. Yarın yeni bir yıl başlıyor. 2012'nin tüm Türkiye ve dünyaya barış getirmesi dileğiyle, tüm okuyucularımıza mutlu bir yıl diliyorum.