• 18.01.2012 00:00
  • (2059)

 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Cumartesi akşamı vefat etti. Bugün toprağa verilecek. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum.

Denktaş'ın ölümü Kıbrıs'ın her iki kesimi için de bir dönemin sonudur. Ölümünden sonra medyanın neredeyse tamamında paylaşılan Denktaş portrelerini okurken kendi kendime bazı sorular sordum. Bu soruların bir kaynağı da; geçtiğimiz hafta Kıbrıs'ta geçirdiğim üç gün.

Denktaş Kıbrıs ve Türkiye için ne ifade ediyor?

Denktaş'ın Kıbrıs algısı, Türkiye için ne ifade ediyor?

Kıbrıs'ın bugün içine saplandığı çözümsüzlük sarmalında Denktaş'ın rolü nedir?

Bunun gibi pek çok eleştirel soru sormak mümkündür.

Denktaş Kıbrıs davasında haklılığına ve Kıbrıs'ın bağımsızlık ülküsüne inanmış bir liderdi. Bunu ömrünün son saatlerinde de dile getirdi. Denktaş'ın bu düşüncesinin oluşmasında şüphesiz gençliğinde karşılaştığı acıların ve mücadelenin etkisi olduğu aşikâr.

Kıbrıs'ın 1960'da bağımsızlığını kazanmasından sonra Rumlar, adadaki Türklere baskı, ambargo ve şiddet uygulamaya başladılar. Denktaş bunları canlı yaşadı ve bunlara karşı mücadele etti. TMT'nin kurucuları arasında yer aldı. Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamayı amaçlayan Enosis idealine; Makarios öncülüğünde Türkleri yok edip adayı Yunanistan'a bağlamak için kurulan EOKA terör eylemlerine karşı mücadele etti.

1968'den itibaren süren ikili görüşmelere rağmen Türkler yönelik şiddet sona ermeyince, Türkiye garantörlük hakkını kullanıp adaya müdahale etti. 1975'den itibaren adanın kuzeyinde tek taraflı Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu.

12 Eylül 1980 Darbesi'nin bir etkisini de Kıbrıs'ta gösterdi. Self-determinasyon hakkının kullanılması ile 15 Kasım 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi. Türkiye dışında ülkeyi tanıyan olmadı. Bu süreçte hep başrolde Denktaş oldu. Denktaş'ın hayali ile 12 Eylül Darbesi ile gerçeğe dönüşmüş oldu.

Federasyondan bağımsız cumhuriyete geçmenin Kıbrıs'a hem ekonomik hem de siyasi maliyetleri oldu.

Kıbrıs Türk Federe Devleti iken Kuzey Kıbrıs'tan birçok ülkeye ihracat yapılırken, Fenerbahçe, Galatasaray adada maç yaparken, cumhuriyetin ilanından sonra ihracat durduğu gibi, Türkiye'den amatör bir futbol takımı bile Kıbrıs'ta maç yapamaz hale geldi. Kuzey Kıbrıs halkı her açıdan bir anda Türkiye'ye mahkûm oldu.

KIBRIS'TA DENKTAŞ'IN SONU

Denktaş, 1968'de çıktığı iki görüşmeler sahnesinden 2004'te çekildiğinde; geride beş BM genel sekreteri, beş Rum lider, altı Türkiye cumhurbaşkanı ve 13 Türkiye başbakanı bıraktı.

"Devlet politikası", "milli dava" olarak algılanan Kıbrıs, AK Parti'ye kadar hiçbir partinin üzerinde konuşamadığı bir sorun oldu. Denktaş'ın "çözümsüzlük çözümdür" tezinin en büyük dayanağı da bu apolitik pozisyon oldu.

3 Kasım 2002'de AK Parti'nin tek başına hükümete gelmesi ile başlayan değişim sadece Türkiye'de değil, Kıbrıs'ta da kendini gösterdi. Türkiye'nin AB üyeliği için ortaya koyduğu perspektifin bir parçası olarak Kıbrıs sorununda da adım atılması kararı alındı.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan 26 Şubat 2003'te kendi adıyla anılan üçüncü çözüm planını sundu. 10 Mart 2003'te Lahey'de bir araya gelen Denktaş ve Papadapullos 19 saat süren görüşmeden sonuç alamadı. O dönemde Denktaş'a kimlerin akıl verdiğini sürmekte olan davaların eklerinden biliyoruz.

Bu başarısızlık Denktaş için sonun başlangıcı oldu. Çünkü Türkiye'nin Kıbrıs'taki yeni pozisyonu artık "hep bir adım önde olmak"tı.

Kıbrıs'ta 14 Aralık 2003'de yapılan seçimlerde Annan Planı'nı çözüm zemini olarak gören Mehmet Ali Talat'ın başında olduğu CTP'nin birinci parti olması Kıbrıs'ta yeni bir dönemi başlattı.

Kıbrıs için başlayan bu "yeni dönem"in tek şanssızlığı, adanın uluslararası hukukun tanıdığı isimle Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1 Mayıs 2004'de AB üyesi olacak olmasıydı.

Ve Rumlar bu avantajı önce Annan Planı'na yüzde 76 oranında hayır diyerek ve son 4 yılda da müzakerelerin önünü tıkayarak kullandılar. Bu hafta sonu ABD'nin Greentree'de taraflar beşinci kez üçlü zirvede bir araya gelecekler. Greentree Zirvesi köprüden önce son çıkış olabilir.

Rumlar Greentree'de son dört yılda olduğu gibi gene rahat olacaklar. Çünkü 1 Mayıs 2004'te bütün adayı temsilen Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla AB üyesi oldular ve tüm dünya onları hukuken tanıyor. Bu, Eski Türkiye'nin ve Denktaş'ın yıllardır sürdürdüğü "çözümsüzlük çözümdür" politikasının iflasının resmidir. Ve Denktaş son nefesine kadar bu politikayı savundu.

Ben Denktaş'ı böyle biliyorum.

Sahi Denktaş'ı nasıl biliyorsunuz?