• 20.01.2012 00:00
  • (2814)

 Hrant Dink'in ölümünün üzerinden beş yıl geçti. 19 Ocak 2007, günlerden Cuma'ydı. Saat 15'i biraz geçiyordu. Manşet toplantısında önerileri konuşurken kimse 20 Ocak tarihli manşetimizin "Hrantımıza kıydılar" olacağını aklından bile geçirmiyordu. Toplantı devam ederken karşımızda sessizce çalışan televizyonda bir alt yazı geçti: AGOS'un Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink öldürüldü. O zamanki genel yayın yönetmenimiz Mustafa Karaalioğlu'na baktım. Gözlerimi kaçırdım, bir sıcaklık hissettiğimi hatırlıyorum. Toplantı odasından çıktım, masama gittim ve Etyen (Mahçupyan) hocayı aradım. Hüzünlü bir sesle "evet" dedi, "vurdular onu". Telefonu kapattım, boğazım düğümlendi ve ağladım.

Halaskargazi Caddesi'inde Sebat Apartmanı'nın önünde yüzükoyun yatıyordu Hrant. Üzerini gazeteyle kapatmışlardı. Sol ayakkabısının altı delikti.

Üç gün önce İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi verdiği kararla bir kez daha öldürdü Hrant'ı. Tabi bizi de. Yüzümüze baka baka, jandarmasıyla emniyetiyle, Trabzon'dan İstanbul'a adım adım işlenen cinayeti, biri "suça itilmiş" diğeri "suça iten" iki çocuğun üzerine yıktılar. Emniyetin haber alma elemanı davayla ilgisi olmayan suçtan ceza aldı ve kararın açıklandığı gün tahliye edildi.

Hrant Dink Davası'nın Savcısı Hikmet Usta'nın, "Bu cinayeti simit satan çocukların tek başına işlemediği bellidir. Ergenekon örgütünün Trabzon ayağının işlediği karanlık bir cinayettir" mütalaasına rağmen, iki kişi dışında kimse ceza almadı.

Pankart asan çocuklardan eski Genelkurmay Başkanı'na kadar birçok kişinin terör örgütü üyeliğinden, örgüt lideri olmaktan tutuklanıyor. Ama planlaması bir yıldan fazla süren Dink cinayetinde "örgüt" izi bulunamıyor.

Dink'i mahkum etmeye çalışanlar, davalarında onu mahkeme salonlarında, mahkeme önünde taciz edenler Ergenekon Davası'ndan şüpheli olarak tutukluyken, mahkeme heyeti "örgüt" bağlantısı yok diyor. Tuhaf, hem de çok.

Ergenekon iddianameleri ve eklerinde yüzlerce kez Dink cinayeti konuşuluyor. Kafes Operasyonu Eylem Planı iddianamesinde Santoro, Malatya Zirve Yayınevi katliamları ile birlikte Dink'in öldürülmesi "operasyon" olarak tanımlanıyor. Butün bunlara rağmen, Dink cinayeti eğer Ergenekon ile ilişkilendirilmemişse, işin içinde daha "derin bir örgüt" var demektir. Ve bu örgütün hedefi de AK Parti ve Erdoğan'dır.

SORULAR BASİT YA CEVAPLARI...

- Kafes Eylem Planı İddianamesi'nde öldürülmesinden "operasyon" olarak bahsedilen Hrant Dink cinayeti davası neden Kafes Eylem Planı Davası ile birleştirilmedi?

- Planlaması bir yıldan fazla süren ve devletin farklı birimleri arasında neredeyse görev bölümü yapılarak gerçekleşen bu cinayet, neden "terör örgütü" kapsamında ele alınmadı?

Emniyet haber alma elemanı olarak görev yapan ve üstlerini 18 kez uyardığını söyleyen Erhan Tuncel, davada beraat ederken; onun uyardığı üstlerinden neden hiç birisi bu davada yok?

- Bir gecede yüzlerce muvazzaf askeri gözaltına alabilen ve tutuklayan yargı neden Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz'e, dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek' dokun/a/madı?

Ve önemli bir soru daha;

- Ergenekon'dan Balyoz'a, Kafes'ten, Oda TV ve KCK'ya pek çok davada delil bulan, dinleme yapan Emniyet, Hrant Dink Davası'nda (ve Malatya Zirve Davası'nda) ne yaptı? Dosyaya katkısı oldu mu? Danıştay'dan Ergenekon'a birçok davada geçmişe yönelik pek çok görüşmeyi ortaya çıkaran Emniyet ve istihbaratı 19 Ocak 2007'de Osmanbey'de cinayet saatine kadar gerçekleşen görüşmelerin kimler tarafından yapıldığını neden ortaya çıkaramadı? Çıkardıysa biz mi bilmiyoruz? Yoksa bu davada karşımıza çıkan muhafazakârlığın latent milliyetçi yüzü mü?

Elbet vardır bu sorulara bir cevap.

Mahkemenin karardan daha ağırı ne oldu biliyor musunuz; sosyal paylaşım sitelerinden gelen maillere kadar pek çok tanıdık, akraba şunları söyledi: "Gördünüz mü desteklediğiniz AK Parti'yi, Dink cinayetinin çözülmesi için kolunu bile kıpırdatmadı."

Haksızlar mı?

Haksız değiller. Gerçekten AK Parti, bu cinayetin aydınlatılmasında daha aktif olabilirdi. Olmamayı tercih etti belki de.

Dün Oral Çalışlar şunları yazmıştı yazısının girişinde; "Sanırım 2007 yılının mart ayıydı. Başbakan Tayyip Erdoğan'la birlikte Suudi Arabistan'a gidiyorduk. Hrant Dink'in acısı çok tazeydi. Başbakan'a şöyle bir soru yönelttim: "Bugüne kadar ortaya çıkan bulgular ışığında söyleyebilirim ki meslektaşım ve arkadaşım Hrant Dink'i devlet içindeki güçler öldürdü. Bu konuda Başbakan olarak sizin değerlendirmenizi merak ediyorum...".

Başbakan biraz durakladı. Sonra şöyle bir cevap verdi: "Beni de öldürmek istiyorlar..." Tayyip Bey'in bu sözü üzerine o zamanlar Sabah'ın genel yayın müdürü olan Ergun Babahan, "Kim onlar efendim?" diye sordu. Cevap, "Siz kim olduklarını bilirsiniz..." şeklindeydi.

Başbakan da biliyordu, biz de biliyorduk kim olduklarını."

Eğer Başbakan kendisini öldürmek, partisini kapatmak isteyenleri biliyorsa; Dink'in katillerini de biliyor. Bunun için bu davanın artık bir parçası da AK Parti'dir.