• 27.01.2012 00:00
  • (2448)

Bu dünyada insanın tam anlamıyla mecalsiz ve çaresiz kaldığı anlar vardır. Bu anlarda kim olursanız olun, ne yaparsanız yapın; sahip olduğunuz güç ve ihtişam, bu çaresizliğe engel olamaz. Hatta sahip olunan güç ve ihtişam, bu çaresizlik karşısında daha sakil görünür.

Bu çaresizlik anlarından biri de "ölüm"dür. Ölüm karşısında tevekkülden başka yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. "Ölüm, ne hükümdar tanır, ne soytarı, herkesi ayrı iştahla yutar" der Victor Hugo. Ölüm, bir yönüyle de tüm canlıların "eşitlenme" halidir.

Ölümlü bir varlık olduğu gerçeği, insanoğlu için aynı zamanda bir zaaf. Bu zaaf, ortalaması 70-80 yıl olan ömre insanın, her şeyi sığdırma arayışına yol açıyor.

Devrimci ise devrimi, şeriatçı ise şeriatı, faşistse faşizmi yaşarken görmek istiyor. Ve bunun için her türlü çılgınlığı da yapıyor. Bunların hepsi ölüm gerçeğini unutarak "tarihi hızlandırma" çabalarından başka bir şey değil.

Değiştirilemeyecek bir gerçek olarak ölüm, insana aynı zamanda tevazuun ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

O an, "büyük anlatılar" için, iktidar için, insanı hiçe sayan, ölümü fetişleştirip kutsayan her şeyin anlamsız olduğunu anlıyorsunuz.

Büyük anlatılarını gerçekleştirmek için nelerden vazgeçiyor insan(lar)? Sevdiklerinden, sıcak bir dokunuştan, tatlı bir gülümsemeden. Farkında mı bunların, sanmam.

Ya iktidarları için nelerden vazgeçiyor insan(lar)? Ailesine, dostlarına ve sevdiklerine ayıracakları vakitlerden, sağlıklarından vazgeçiyorlar.

Ama ölüm, insana her zaman olduğu gibi ne kadar "küçük" olduğunu da anımsatıyor her karşılaşıldığında. Aynı zamanda büyük anlatıların da, iktidarın da, kısaca dünyevi olan her şeyin boş olduğunu hatırlatıyor. Böyle anlarda aklıma Turgenyev'in "Ölüm eski bir şeydir, ama her insana yeni görünür" sözü gelir.

Farkındayım karamsar bir yazı bu. Ama insan karşılaştığında bunlardan fazla bir şey düşünemiyor.

Önceki gün ağabeyimi kaybettim. Onu defnederken bir kez daha, daha önce her ölümde aklımdan geçen bunları düşündüm. Belki hepimiz benzer anlarda benzer şeyleri düşündük. Galiba unuttuğumuz, hayatın bu gerçeklerini sadece, ölümle karşılaştığımızda hatırladığımız.

Bu yüzden bugünden tezi yok, sevdiklerinize daha çok vakit ayırın. Daha çok "seviyorum" deyin. Yapmak istediğiniz şeyleri ertelemeyin. Bilerek ya da bilmeyerek üzdüklerinizin kalplerini yeniden kazanın. Küçük hırslarınızın sizi esir almasına izin vermeyin. Sadece tanıdıklarımıza değil, tanımadıklarımızda da "merhaba", "günaydın" deyin. Allah'a sahip olduğunuz her şey için şükredin. Öyle bir hayat yaşayın ki, ölüm size utanarak gelsin. Böyle bir hayat inanın zor değil.

***

Teşekkür: Acı günümde beni yalnız bırakmayan ve her türlü desteği veren Yeni Şafak ailesine, cenazeye katılarak, telefonla arayarak, e-mail ve SMS atarak baş sağlığı dileyen tüm dostlara teşekkür ediyorum.