• 20.04.2012 00:00
  • (3664)

 Önceki gün Ertuğrul Özkök "Öyle bir 'iklimdi' ki" başlıklı bir yazı yazdı. Yazı, haber ve medya sitelerinde "Özkök'ten ezber bozan yazı" ile alıntılanınca merakımı celb etti. "Gene hangi ezber bozuldu", "Bozulan ezber kimindi" gibi sorular geldi aklıma. Haber ve medya sitelerinde yazının bu başlıkla verilmesi elbette Özkök'ün suçu değil.

Ancak yazıyı okuyunca, karşınızda ezber bozan yazıdan çok "bir Özkök atraksiyonu" çıkıyor.

Özkök, 28 Şubat'la ilgili bir yazı yazmak istiyor ve imdadına 2010 yılındaki bir yazısı yetişiyor. Şöyle yazmış 2010'da:

"28 Şubat ilginç bir dönemdi. Bugün 28 Şubat'ın mağduru olarak sunulan Erbakan ve Çiller'e acaba vatandaş da 'mağdur' gözüyle mi bakmıştı?

28 Şubat sürecinden sonraki ilk seçim sonuçlarına baktım.

Seçimin iki kaybedeni var. (Neden üçüncü kaybedeni yani ANAP'ı görmezden geliyor. MA)

Biri Necmettin Erbakan, öteki Tansu Çiller.

Erbakan'ın 1995 seçiminde yüzde 21.38 olan oyu, 1999'da yüzde 15.41'e düşmüş.

Çiller'in 1995'te 19.18 olan oyu, 1999'da yüzde 12'ye inmiş. (Yılmaz'ın oyu da 1995'de yüzde 19.65 iken 13.22'ye düşmüş. MA)

Yani biri 6, öteki 7 puan kaybetmiş. (Diğeri de 6.5 puan kaybetmiş. MA)

Bunun anlamı şu değil mi: Halk, bugün 'mağdur' olarak takdim edilenleri o gün cezalandırmış.

Peki buna karşılık kimi ödüllendirmiş,

Bülent Ecevit'i. (ve Devlet Bahçeli'yi. MA)

DSP'nin 1995'te 14.64 olan oyu, 1999'da 8 puan artışla yüzde 22.19'a çıkmış. (MHP 1995 seçimlerinde barajın altında yüzde 8.18 iken oyunu 17.98'e çıkardı yani yüzde 9.8 arttırdı. MA)

Öyleyse, 'Müslümanlara eza çektirdiği' ileri sürülen 28 Şubat sürecinde halk kimi ödüllendirmiş?

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne türbanla girmeye çalışan Merve Kavakçı'nın karşısına dikilen lideri."

1999 seçimleri 18 Nisan'da yapıldı. Meclis, Mayıs 1999 ayında açıldı. Yani teorik olarak seçmenin Bülent Ecevit'e Merve Kavakçı'nın karşısına dikildiği için oy vermedi.

2010'daki bu satırların arkasında 2012'de "Tuhaf değil mi?" sorusunu sorduktan sonra, "Bence değil..." cevabını veriyor.

Bana kalırsa Özkök'ün yazdıkları hayli tuhaf.

Çünkü;

1. 18 Nisan 1999'da yapılan seçimlerin neredeyse hiçbir anında 28 Şubat tartışılmadı. 28 Şubat post-modern darbesinden sonra hem RP hem de DYP cüzamlı muamelesi gördüler. Meclis'te olmalarına rağmen yok sayıldılar. Ve çok geçmeden de RP, AYM tarafından kapatıldı, Necmettin Erbakan siyasal yasaklı oldu. RP'nin yerini FP, Erbakan'ın yerini de Recai Kutan aldı. Bu yüzden gerek DYP'deki gerekse FP'deki oy kaybını 28 Şubat'a bağlamak ne siyaseten ne de ahlaken doğru ve adil değildir.

2. Eğer öyle olsaydı 1999 seçimlerinin bir kazananın da ANAP olması gerekirdi. Ama yok. 28 Şubat'la ilgisi olmamasına rağmen ANAP, 1999 seçimlerinin mağlubudur ve yüzde 6.5 oy kaybı yaşamıştır.

Bu yüzden Özkök'ün yazdıklarına tarihe doğru not düşmek için düzeltme yapmak zorundayız.

1999 SEÇİMLERİNİ ÖCALAN BELİRLEDİ

18 Nisan 1999'da yapılan seçimlerin merkezinde 1998'de Suriye'den ayrılmak zorunda kalan ve uzun bir kovalamacadan sonra 15 Şubat 1999'da Türkiye'ye teslim edilen Abdullah Öcalan oldu, 28 Şubat değil.

Öcalan'ın Suriye'den ayrılmasından sonra Yunanistan, Rusya, İtalya'daki günlerinde Türkiye'de milliyetçi bir hezeyan yükselmiş ve bu sokaklara da yansımıştır. Seçimlerde milliyetçi dil ve söylemi sahiplenen partiler en yüksek oyu almışlardır. Bu açıdan Özkök 2010'daki yazısında Merve Kavaçı-Ecevit dikotomisi kurmak uğruna 1999 seçimlerinde MHP'nin yükselişini bilinçli olarak es geçmiştir. 1999 seçimlerinde en yüksek oy artışını DSP değil MHP sağlamış ve oyunu yüzde 9.8 arttırarak 17.97'ye çıkarmıştır.

Öcalan'ı teslim alan Başbakan olmasına rağmen Ecevit'in DSP'sindeki yüzde 8'lik artış MHP'deki artışın gerisinde kalmıştır.

Velev ki Özkök'ün analizi doğru olsun. DSP'nin elde ettiği başarı, RP-FP çizgisindeki düşüş kalıcı mı olmuştur, hayır.

Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi Ecevit'in (ve MHP'nin) başarısı konjonktürel olmuştur. Özkök'ün zafere referansı verdiği Ecevit'in DSP'si 1999'da aldığı yüzde 22.19'u 2002 seçimlerinde yüzde 1.22'ye düşmüştür. Yüzde 8'lik artışı 28 Şubat'a bağlayan Özkök'ün yüzde 21'lik düşüşü bağladığı bir "gerekçe" var mı bilmiyorum.

Haber ve medya siteleri Özkök'ün yazısını "ezber bozan yazı" diye sunuyorlar ya. Onlara Erbakan'ın sözleriyle cevap vermek gerek; "Hadi ordan".