• 4.05.2012 00:00
  • (2708)

 Yazı hayatımda böyle bu başlıkta bir yazı yazacağım asla aklıma gelmezdi. Ama yazıyorum.

Geçen gün yazdığım "Alaton mu Boyner mi hangi TÜSİAD gerçek?" başlıklı yazımdan sonra İshak Alaton'dan bir mektup, Ümit Boyner'den telefon aldım.

Alton'un mektubunu şöyle:

"Sevgili Kardeşim,

Dün, 1 Mayıs, evde klasik müzik dinledim ve dinlendim. Bu sabah, iş yerime geldim. İnternetten, senin dün yayınlanan TÜSİAD yazını okudum. Dikkatle okuduktan sonra hemen bunu yazıyorum.

***

Öncelikle, sende gördüğüm özene ve kaliteye uygun yazmışsın. Candan kutlarım.

Dikkat etti isen, Bülent Eczacıbaşı aradığında hemen telefona çıkıp 'fırçaya hazırım' dedim. O da, bilinen kibarlığı ile 'estağfurullah' deyip sordu: 'Bunu röportajda söylediniz mi?'

Hiç kıvırmadım. İyi okursan hemen anlarsın. Kısaca cevap verdim. 'Evet' dedim.

Seni yüzde yüz temize çıkarmak boynumun borcu...

Ne dedim sonra Bülent Bey'e?

'Mea Culpa' Benim suçum...

'Lapsus Linguae' Dil sürçmesi...

Benim dilim sürçtü... Senin değil!

Senin kalemin sürçebilirdi. Öyle olmadı. Sen, ne duydunsa onu yazdın.

Benim sana ifadem açık...

Daha önce beni dolduruşa getiren bir iki genç işadamı oldu. İsimler gereksiz...

Ancak, senin yazın çok önemli bir yan olayı aydınlatmış oldu. O da 'ibranın reddi' meselesi...

Sen çok doğru bir noktayı açıkladın. Ümit Boyner tam izah edemedi. Yalan söylemedi ama, geçiştirerek gerçeği örttü, mecburen...

***

Gerçek o ki, 1997 TÜSİAD Genel Kurulunda rapor yerden yere vuruldu. 'Demokratikleşme Perspektifleri' ismi bile onları ürküttü. Ankara'ya mesaj çok açıktı. 'Siz işinize bakın, biz de işlerimizi geliştirelim' dediler.

TÜSİAD tarihinde tek bir defa, Yönetim Kurulu ibra edilmeden Genel Kurul toplantısı tamamlandı.

'Sonradan ibra', senin yazdığın gibi, izah edilemeyecek kadar garip bir cevap...

***

Netice-i kelâm, son paragrafında verdiğin mesaj en önemli unsur: TÜSİAD zihniyeti neden değişmez?

Gerçekleri görüp, 'evet, geçmişte hata etmişiz' deyip, dik durmak ve saygınlık kazanmak varken, geçiştirip unutturmak sanki bizim toplumun değişmez tavrı mı?

Yoksa, bazen düşünüyorum, acaba anormallik bende mi? Ben mi çok safım?

Ahmet Hakan'a N.B. olarak yazdığımı sana ve diğer dostlarıma da hatırlatayım, belki iki defa düşünürler.

N.B.:

Yine de, TÜSİAD'ın bugünkü yönetiminin, şapkasını önüne alıp, bir iç hesaplaşma yapmasının zamanı geldi.

Dik duran insanlara yakışanı da, geçmişteki hataları idrak, sonra ikrar, ve en son, özür dilemek... Özür, insanı yüceltir.

'Geçmiş dönemlerde, TÜSİAD üyeleri arasında, demokrasiye sahip olma yolunda bir zihniyet geliştirilemedi. Batılı anlamda bir burjuvazi oluşmadı.

Karl Marx'ın 'Özgürlüğün (ve liberal ekonominin) bayrağını burjuvazi taşır' prensibini pek özümsemedi, anlaşılamadı. TÜSİAD 'ın bugünkü yönetimi, geçmişteki bu olumsuzluklar için Türk toplumundan özür diler'. Kısa, öz, cesaretle...

Ben olsam, böyle yapardım.

Hele, Prof. Ergun Özbudun ve Prof. Turgut Tarhanlı'nın iki sene önceki raporu da, aynen 1997 yılı gibi, aynı zihniyetle reddinden sonra...

Yazı biraz uzadı. Yine de, hastadan ümit kesilmez.

TÜSİAD 'ın da bir gün ayakları suya erer, toplumun hızlı değişimini daha iyi okurlar ve demokrasi yoluna girmeyi faydalı bulurlar.

Ben ümitliyim.

Sevgilerimle,

ishak Alaton"

Boyner: Soruşturmayı önemli buluyor ve önemsiyoruz

Alaton'un mailinden sonra TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner aradı. Boyner, 28 Şubat soruşturmasını önemli bulduklarını ve önemsediklerini ifade ederek, TÜSİAD'ın homojen olmadığını söyledi. TÜSİAD'ın bir dernek olduğunu, kurumsal davrandığını ve üyeleri arasında farklı konularda farklı düşüncelerin olabileceği söyleyen Boyner, 1997 yılındaki Genel Kurul'da Yönetim Kurulu'nun ise ibra edildiğini söyledi. Boyner, Türkiye'nin demokratikleşmesi için de harcadıkları çabanının ortada olduğunu söyledi.

Bu tartışmayı polemik düzleminden çıkarıp, kısa bir siyasal tespitle noktalamak istiyorum. Türkiye kamuoyuna mal olmuş kişi ve kurumların her tavır ve açıklamaları siyasaldır. Alaton ne kadar siyasal bir figürse, Ümit Boyner ve TÜSİAD da öyledir.

Ama TÜSİAD konusunda özellikle şunu söylemem gerekiyor; bir dernek olmalarına rağmen Türk siyasetinde geçmişten bu yana özel bir yere sahip oldular ve " Eski Türkiye" zihniyetini paylaştılar. "Yeni Türkiye" kurulurken, bu yeninin içinde yer almak isteyen tüm "eski" kurumların kendilerini demokrasi testine tabi tutmaları gerekiyor. TÜSİAD da bu kurumlardan birisi.

www.twitter.com/murataksoy