• 8.06.2012 00:00
  • (2843)

 CHP, Kürt sorununun çözümü konusunda önemli bir adım attı. Hazırladığı 10 maddelik öneri kapsamında önceki gün Başbakan Erdoğan ile görüştü.

CHP'nin önerisi, içeriğinden bağımsız olarak çok önemli. Çünkü bu, CHP politikasında ciddi bir kırılmayı ifade ediyor. Çok değil, üç yıl önce 2009'da AK Parti'nin başlattığı Demokratik Açılım eğer bugün istenilen noktada değilse bunda pay sahibi partilerden birisidir CHP. Açılımın Meclis'te görüşüldüğünde parti adına konuşan Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in; Dersim'de yaşananları hatırlatarak söylediği "Maalesef bu ülkenin anaları çok ağladı. Tarihimiz boyunca çok şehit verdik. Çanakkale Savaşı'nda 200 bin şehidimiz vardı, hepsinin anası ağladı. Kimse çıkıp 'bu savaşı bitirelim' demedi. Kurtuluş Savaşı'nda, Şeyh Sait isyanında, Dersim isyanında, Kıbrıs'ta analar ağlamadı mı? Kimse 'analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım' dedi mi? İlk siz diyorsunuz. Çünkü sizin terörle mücadele cesaretiniz yok" sözleri bugün hâlâ kulaklarımızda.

Açılıma karşı çıkan CHP'den çözümün parçası olmak isteyen CHP'ye dönüşüm elbette çok çok önemli. Unutmamak gerekiyor ki, CHP, Türkiye'deki kadim pek çok sorunun tarafı. Partiden gelen bu tür samimi girişimler, hem adı konulmamış bir yüzleşme hem de Yeni CHP ile Eski CHP arasında bir ayrışmayı ima ediyor. Eminim bu girişim bile CHP içinde ciddi fikir ayrılıkları yaratmıştır.

CHP'NİN TARİHİ SORUMLULUĞU

Peki CHP'nin bu girişimi sonuç verebilir mi?

CHP'nin önerdiği 10 maddelik pakete bakıldığı zaman tespitlerin yanında 8. maddede iki komisyon (Toplumsal Mutabakat Komisyonu ve 'Akil İnsanlar Grubu') kurulması önerilmektedir. Ancak CHP'nin önerdiği tüm partilerin mutabakatı şartı, paketi neredeyse baştan kadük hale getiriyor. Nitekim Başbakan Erdoğan, Kılıçdaroğlu ile görüşmesinden sonra katıldığı bir TV programında; "CHP'nin bu önerisi daha baştan çöktü" diyerek buna işaret etti.

Meclis'te CHP ve AK Parti dışında MHP ve BDP kalıyor.

MHP'nin Kürt sorununa bakışını biliyoruz. MHP, CHP'nin girişiminden duyduğu rahatsızlığı açık açık ifade etti ve Kılıçdaroğlu'nun randevu talebini de reddetti. Buna rağmen CHP kurmaylarının "biz hâlâ umutluyuz" açıklamaları bizi de umutlandırsa da, gerçekçi görünmüyor.

MHP Kürt sorununa hâlâ Eski Türkiye refleksleri ile cevap veriyor. Kürt sorunu MHP'nin toplumsal meşruiyetinin neredeyse en güçlü unsuru. İstemeseler de her şehit cenazesi MHP'ye oy taşıyor. CHP'nin bu şartlarda MHP'yi ikna etmesi zor görünüyor.

Gelelim BDP'ye. CHP'nin girişiminin en önemli unsuru şüphesiz BDP. BDP'nin hem Kürt sorununda taraf olması hem de PKK ile olan ilişkisi sorunun çözülmesinde onu etkili kılıyor. Bu yüzden CHP'nin başlattığı girişimde BDP'nin olması önemli.

BDP'nin CHP tarafından ikna edilmesine gerek yok. Gerekli olan BDP'nin siyaset yapmaya karar vermesi ve siyasete sahip çıkması. Bu açıdan BDP ciddi bir sınavla karşı karşıya. Çünkü BDP'nin siyasete sahip çıkması ve Meclis'te çözümün parçası olması, partinin PKK'ya ve şiddete de mesafe alması demek.

Peki bu mümkün mü? Son dönemde artan terör ve kaçırma eylemleri askerlerden sivillere yöneldi. Oysa çok değil iki yıl önce Murat Karayılan verdiği bir söyleşide geçmişteki sivil ölümlerinden dolayı "özür dilemişti". Şu çok açık ki, PKK artık Kürtler değil kendi geleceği için terör eylemleri gerçekleştiriyor.

Ancak BDP'lilerden gelen "savaş ortamında bu tür eylemler olur" türünden açıklamalar, BDP'nin PKK'ya mesafe almasının güçlüğünü gösteriyor. Sonuçta BDP'nin önüne büyük bir siyaset yapma fırsatı çıkmıştır. Bunu kullanıp kullanmamak kendi ellerindedir.

Bu süreçte sanırım en büyük görev CHP'nin önerilerini hazırlayan grupta yer alan İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'na düşüyor. Geçmişte Kürt sorununun çözülmesinde CHP-BDP (DTP) işbirliğinin önemine sık sık vurgu yapan Tanrıkulu umarım önümüzdeki günlerde BDP'yi bu sürece dahil edebilir.

CHP-BDP işbirliği Kürt sorunun çözülmesinde AK Parti'nin önünü açabilir.

BDP OLMAZSA...

Peki BDP sürece dahil olmazsa ne olacağıdır. Eğer MHP gibi BDP de süreçte olmazsa, CHP bu girişimden vaz mı geçecektir?

Geçmemeli. Çünkü Başbakan Erdoğan Kılıçdaroğlu'na birlikte devam etme önerisi sunmuştur ki, bu çok önemlidir.

Elbette hedef sorunu Meclis çatısı altında gündelik siyasi kaygılardan uzak şekilde çözmektir. Ama bu konuda ısrar ve istişareler sonuç vermiyorsa; çözüm konusunda samimi olanların işbirliği de kaçınılmazdır.

Tüm partilerin içindeki Kürt sorununun çözülmesini samimi olarak isteyenler ve zihinleri ipotek altına alınmamış olanlar hiçbir şart ileri sürmeden, bu sürece dahil olmalıdırlar. Çünkü Yeni Türkiye sürecinde, yeni anayasadan önce Kürt sorununda kırılma yaşanabilir.

twitter: @murataksoy