• 12.06.2012 00:00
  • (2354)

 Geçtiğimiz hafta Kürt sorununun çözümü için beklenmedik bir hamle yapan CHP, bakalım başladığı işin sonunu getirebilecek mi? Bu sorunun nedeni, CHP'nin işin başında bunu Meclis'te uzlaşma şartına bağlamış olması.

CHP'nin şartı ilkesel olarak doğrudur ama Kürt sorunu gibi devasa bir sorunun çözümü de dörtlü uzlaşmaya feda edilemeyeceği de açıktır.

Daha önce AK Parti'nin başlattığı açılıma karşı olan MHP, bu kez de CHP'nin başlattığı girişime karşı. Görüşme talebini peşin peşin reddetti. CHP süreç içinde MHP'yi ikna edebilir mi, bu zor. Parti tabanını büyük ölçüde dönüştüren Devlet Bahçeli'nin Kürt sorunu gibi devasa bir soruna yok muamelesi yapması gerçekten şaşırtıcıdır. Sorun için kullandığı "sözde Kürt sorunu" tanımlaması MHP'nin, CHP'nin başlattığı sürece katılmasını neredeyse imkânsız hale getiriyor.

CHP'nin başlattığı bu girişim, CHP ve MHP arasında 2012 seçimlerinde net biçimde ortaya çıkan eklemlenmenin de kırılması demek. 12 Haziran'da CHP'li seçmenlerin 2. Parti tercihi MHP iken; aynı şekilde MHP'lilerin de 2. parti tercihleri CHP olmuştu. 12 Haziran'da iki parti arasında hatırı sayılır ölçüde seçmen geçişliliği yaşanmıştı.

PARTİ İÇİ MUHALEFETE ÇAĞRI

CHP bu girişimle, sadece MHP ile arasına mesafe koymuyor, Kemal Kılıçdaroğlu da parti içindeki Ulusalcı-Kemalistlere de büyük bir mesafe almış oluyor.

Kemal Kılıçdaroğlu katıldığı bir TV programında başlattığı süreç için, "Genel Başkanlığıma mal olsa da devem edeceğim" mesajı verdi. Kılıçdaroğlu'nun bu açıklaması her şeyden önce hakkı teslim edilmesi gereken bir liderlik örneğidir. Bu mesajın muhatabının açıkça partinin Meclis grubu ve tabanı olduğu açıktır.

Peki Kılıçdaroğlu bu mesajı neden verme gereği duydu? Bunun tek nedeni kulislere yansıyan bilgilerdir. Bu bilgilere göre, Kılıçdaroğlu'nun başlattığı girişim, parti içindeki Ulusalcı-Kemalist milletvekilleri, delege ve il yönetimlerinde rahatsızlık yaratmıştır.

Bu kesimlerin rahatsızlıklarının üç temel nedeni var. İlki Kürt sorununda partinin çizgisinde meydana gelen değişme. Ki bu, Eski CHP'ye büyük mesafe alma ve CHP'nin 'Yeni'lenmesi demektir.

İkincisi bu girişim, dar bir kadro tarafından parti içi tartışmadan uzak gerçekleştirilmiştir. 10 maddelik paket kamuoyuna açıklanmadan önce ne PM'de ne de MYK'da görüşülmediği gibi MYK'ya da Başbakan Erdoğan ile görüşmeden sonra bilgi verilmiştir.

Ve üçüncüsü de, kimliği ve İstanbul'dan aday olması ile 12 Haziran seçimleri öncesi partide çok tartışılan Sezgin Tanrıkulu'nun bu süreçte öne çıkmasıdır.

Parti içindeki Ulusalcı-Kemalist çizginin rahatsız olduğu bu üç nokta, aslında Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'yi dönüştürmesinden ve onun liderlik inisiyatifinden kaynaklanıyor.

Kürt sorununda Eski CHP'ye mesafe alan, sorunun çözüm inisiyatifini liderlik kadrosundan başlatan ve bunun için de bu sorunu bilen birinin süreçte öne çıkması kadar doğal bir şey yok.

CHP ÇÖZÜMÜ ZORLAYAN TARAF OLACAK

Peki MHP hayır tavrını sürdürürse CHP ne yapacak?

Bu soruyu CHP'de bazı isimlere sordum. Genel kanaat CHP'nin MHP'nin hayır tavrının, partinin bu süreci sonlandırması için yeterli olduğu halde Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu süreci sonuna kadar sürdüreceği şeklinde. Yani Kılıçdaroğlu, MHP "hayır" dese de, başlattığı girişimden vazgeçmeyecek. BDP'yi ikna etmeye çalışacak.

Bu aşamada BDP'den gelen ikircikli tavırlara çok fazla şaşırmıyoruz. Onlar pozisyonlarını MHP'ye, CHP'ye göre değil, AK Parti'ye göre belirliyorlar. Çünkü AK Parti'yi kendilerine siyasi rakip olarak görüyorlar. Bunun yanlış olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

Şunu da unutmamak gerekiyor ki, CHP'nin başlattığı bu girişim, Türkiye'de sadece Kürt sorununun çözümüne katkı sağlamakla kalmayacak, hem CHP'nin 'Yeni'lenmesine hem de siyasi alanının genişlemesine büyük katkı sağlayacaktır. CHP, o zaman devlet için değil toplum için siyaset yapan tarafa geçmiş olacak ve AK Parti'nin siyaseten rakibi olabilecektir.

KURULTAY SONRASI AYRILIK OLABİLİR

CHP'nin yenilenmede ve çözümde ısrarı şüphesiz parti içindeki rahatsızlığı daha da büyütecektir. Çünkü Kılıçdaroğlu'na yakın isimler CHP'deki bu yeni iradenin kurultayda PM'ye de yansıyacağını ve parti vitrininin de büyük ölçüde değişeceğini ifade ediyorlar. Bu olasılığın farkında olan Ulusalcı-Kemalist milletvekillerinin kurultay sonuçlarına göre partiden kopabilecekleri yine kulislere yansıyan bilgiler arasında. Böyle bir senaryo hem böyle düşünenler, hem CHP, hem de Türkiye için hayırlı bir girişim olur.

Kabul eldim ki CHP'de yenilenme tabandan tavana değil, tersine tavandan tabana ilerleyecek. CHP adını koymadan adım adım geçmişle yüzleşecek.

twitter: @murataksoy