• 19.07.2012 00:00
  • (2057)

 Kurultay salonuna gitmeden önce sabahın erken saatlerinde kahvaltı yapmak için gittiğim Çukurambar'daki pastane, CHP PM adayları ve onlara yakın delegeler tarafından doldurulmuştu.

Farklı masalara dağılmış CHP'liler PM seçimi için son kulisleri yapıyorlardı. Anlaşılan tüm gece süren çalışmalar henüz sonuçlanmamış. Masalarda Gürsel Tekin ve Muhammed Çakmak tanıdık olarak ilk göze çarpan isimlerdi. Gürsel Tekin'le ayaküstü görüştük. Çok rahat görünüyordu. "Dananın kuyruğu bugün kopacak" dedi. "Yani" dedim, "Zor bir gün olacak. Kavga olmayacak ama sert bir seçim olacak. Sonuçta Genel Başkan'ın anahtar listesi seçilecek. Biz, kim ne kadar çizilmiş ona bakacağız" dedi. "Bu neden önemli" diye sorduğumda; "Delege değişime evet mi yoksa hayır mı diyecek göreceğiz" dedi. "Beklentiniz nedir" soruma, "CHP delegesi vicdanlıdır ve değişime evet diyecektir. Çünkü onlar da iktidar olmak istiyor" diye karşılık verdi.

Salonda ilk günkü heyecan yoktu. Kemal Kılıçdaroğlu'nun sonradan 100'e çıkan listesi dışında anahtar listelerin olduğu söylentisi yayıldı. Kılıçdaroğlu'na yakın isim Erdoğan Toprak ve Mehmet Zeki Gündüz'ün alternatif liste hazırladıklarını pek çok kişi dile getirdi.

MATKAP VE TOPRAK NEDEN GİTTİ?

CHP'de en çok merak edilen soru partide kimin 2. adam olacağıydı. Bu sorunun cevabı önceki gece bulundu. Adnan Keskin CHP'de Nihat Matkap'ın yerine yeni 2. adam oldu. CHP'de bir değişiklik de Mali İşler Sorumlusu'nda olacak. Erdoğan Toprak'ın yürüttüğü bu göreve yeni dönemde Hurşit Güneş'in getirilmesi bekleniyor.

Bu iki değişiklik gerçekleşirse sıradan bir değişiklik olmayacağı açık. Bu ikili, CHP'nin SHP ve DSP'lileştirildiği yolundaki eleştirelere muhatap olmuşlardı. Nihat Matkap'ın il ve ilçe kongrelerine doğrudan ve gereğinden fazla müdahil olması; il ve ilçe örgütlerinin mali konularda genel merkezden destek alamadığı için Erdoğan Toprak'tan şikayetçi olması Kılıçdaroğlu'nun bu kararı almasında önemli olmuş görünüyor.

Ama bir parti üst düzey yetkilisi bu iki ismin neden görevlerinden alanabileceklerinde dair önemli bir ayrıntıyı benimle paylaştı. Kılıçdaroğlu bu iki ismin kurultaylara doğrudan ve gereğinden fazla müdahil olmasını kendi koltuğuna yönelik bir çalışma olarak görmüş görünüyor. Bu durumu kendisi ile görüşen genel başkan yardımcısına; "Ben onlara yetki verdim. Parti gençleşsin, yenilensin, dinamikleşsin diye onlara verdiğim yetkiyi onlar kötüye kullandılar. Onlar delegeleri arka bahçeleri yaptılar" diye şikayet etmiş.

CHP AK PARTİ'Yİ ÖRNEK ALIYOR

İki gün önce bu köşede çıkan yazımın başlığı "CHP AK Parti'yi örnek almalı" idi. Kısaca, CHP'nin AK Parti karşısında güçlü bir muhalefet olmasının yolunun, AK Parti'yi referans ve örnek almasından geçtiğini yazmıştım. Bu tespitime iki gündür kurultay salonunda karşılaştığım pek çok CHP üst yöneticisi itiraz etti.

Muhammed Çakmak, "Biz iki farklı partiyiz. AK Parti'yi taklit edemeyiz. AK Parti'ye rakip değil onu geçmek için siyaset yapmalıyız" dedi.

Onlara özetle şunu söyledim. CHP'nin AK Parti'yi taklit etmesini değil, siyaseten referans alması gerekiyor. AK Parti siyaseti "devlet" merkezli olmaktan çıkarıp "toplum" merkezli hale getirdi. Eğer CHP kendisini devletten kurtarıp, bu alanda siyaset yaparsa AK Parti'nin rakibi olabilir. Kısaca "ideolojik" değil "değer" eksenli yaparsa AK Parti'nin rakibi olabilir. CHP'nin yapması gereken bu. Bunlar CHP'nin siyasal alanda yapması gerekenlerdi.

Yeni CHP siyasal alanda bu sürece yavaş yavaş ilerliyor. CHP kulislerinde MYK'ya seçilecek isimler, yeni grup başkan vekilleri ve parti sözcülüğü konusunda AK Parti'yi örnek alacağı konuşuluyor. Bunun ilk adımı ismi "Dersim krizi"nde Kılıçdaroğlu'na karşı çıkış yapanlar arasında yer alan Haluk Koç'un parti sözcülüğüne getirilmesi olacak. Umarız aynı hızı siyaset konusunda da gösterbilirler.

DEĞİŞİMİ KILIÇDAROĞLU YÜRÜTECEK

60 kişilik PM için 452 aday başvurunca seçimin sonuçlanması gece yarısını bulabilir. Seçilecek PM listesinin analizini yarın yapmak daha sağlıklı olacak. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu'nun 52 kişilik demokrasi ve değişim listesi ve 8 kişilik bilim kurulu listesine bakıp bazı tespitler yapmak mümkün.

Listeye bakıldığında ilk göze çarpan parti içinde Eski CHP'yi savunan az sayıda ismin olması. Dar listede önemli ayrıntı MYK'ya seçilmesi beklenen Fikri Sağlar'ın olmaması. Sağlar buna rağmen aday oldu. PM listesi büyük ölçüde adım adım değişen CHP'ye ayak uyduracak bir liste görünüyor. Eski CHP'ye yakın isim sayısının azlığı Kılıçdaroğlu'nun "parti içi dengeleri koruyarak sert bir kırılmayı önleme" amacı olabilir.

ÇALIŞACAĞIZ BAŞKA SEÇENEĞİMİZ YOK

Tabii, böyle bir PM'nin Kılıçdaroğlu açısından bir anlamı daha olabilir. O da PM'nin Kılıçdaroğlu açısından "işlevsiz", "zorunlu seçilen bir kurul" olması. Benim kanaatim tam da bu yönde. Çünkü Kılıçdaroğlu, CHP'deki değişimi PM ile değil, kendisinin merkezde olduğu dar bir grup ile yürütüyor ve onlarla yürütmeye devam edecek. Kurultay arasında Kılıçdaroğlu ile görüşmemde bana şu mesajı verdi; "İnşallah hayırlı olur... Çalışacağız başka seçeneğimiz yok..."