• 27.07.2012 00:00
  • (2898)

 Suriye'de yaşananları bir çok açıdan ele almak mümkün. 'Neler oluyor' sorusundan 'ne olacak' sorusuna kadar önümüzde geniş bir yelpaze var.

Hangi soruyu cevap verirsek verelim bazı gerçekleri a priori olarak kabul etmek durumundayız. Bulardan en önemlileri, i)tarihin hızlandığı, ii)risk olmadan dış politika olmadığı ve iii)uluslararası ilişkilerde en güçlü referansın çıkar olduğudur. Bu gerçekleri çoğaltmak mümkündür.

Son birkaç gündür herkes aynı soruyu soruyor; "Suriye'nin kuzeyinde özerk Kürt devleti mi kuruluyor?"

Bu soruya bugünden "evet" demek kolay değil. Çünkü Suriye'nin kuzeyinde ne olacağına sadece Kürtler değil bütün Suriye halkı karar verecektir.

Şu anda Ortadoğu'da büyük bir oyun oynanıyor. Herkes bu oyunda gücü oranında etkili olmak ve hiyerarşide yükselmek istiyor. Suriye'de yaşananlar "yeniden iki kutuplu dünyaya" dönüş değil, "Ortadoğu güç bloğu hiyerarşisi"nde yükselme çabasıdır.

Ortadoğu sadece Doğu-Batı arasında değil, Doğu-Batı-Güney arasında önemli bir kavşak noktasıdır. Orta Asya'dan Avrupa'ya enerji, Ortadoğu'dan Avrupa'ya petrol, doğalgaz gibi kaynakların geçiş koridoru hem de ticari merkezidir.

TÜRKİYE'NİN TARİHİ ŞANSLARI

Türkiye, Ortadoğu güç bloğunun en önemli ülkesidir. Türkiye; i)özel konumu, ii)bölge ülkeleri ile olan tarihsel ilişkisi, iii)Müslüman kimliği, iv)demokrasi deneyimi ve v) en önemlisi tam bu tarihi süreçte tek kutup gibi tek parti zihniyetini tarihe gömmesi yani siyaset yapması ile ayrıcalıklı bir ülkedir. Yani Türkiye bölgede yaşanan gelişmelere hem zihinsel hem de siyasi olarak en hızlı adapte olan ülkedir.

Türkiye'nin izlediği aktif dış politika hem iç hem de dış konjonktüre uygun bir açılımdı. Bugün sıkça eleştirilen "sıfır sorun" politikasının başarısızlığı, Türkiye'nin atmadığı adımlardan değil, çevremizde tarihin yeniden hızlanmasından kaynaklanmaktadır. Daha önemlisi dış politika özelinde yapılan eleştiriler haksızlığın ötesinde "AK Parti karşıtlığı"nın izlerini taşımaktadır.

SİLAH MI SİYASET Mİ?

Bugün Suriye'de yaşananların özü, Tunus'ta kendini yakan işportacının "daha adil, daha özgür bir yaşam" idealinin Suriyeliler tarafından paylaşılmasıdır. Yıllardır Baas Rejimi'nin baskısına karşı çıkanların sesidir. Ve bu sürecin sonu değişimdir.

Suriye'de halkın sokağa çıkması ilk aylarında Esed'le işbirliği yapan PYD'nin, Esed'in desteği ile Suriye'nin kuzeyinde bazı bölgelerdeki kamu binalarına el koyması, ne kadar kalıcı olacağı ancak Suriye halkının kararıyla olacaktır.

Suriye'nin Kuzeyi'nde yaşananlar iki önemli sorunu da bize hatırlatmaktadır.

İlki, gerek Suriye'nin kuzeyinde gerekse Kuzey Irak'ta siyasetle silahın kaçınılmaz olarak karşı karşıya geleceğidir. Eğer PKK mevcut koşullarda elinde silahla yaşamaya devam etmeyi sürdürürse, Barzani-PKK/PTD gerginliği bugün gerçekleşmese de yarın mutlaka ortaya çıkacaktır. Kuzey Irak'ta Barzani için bir egemenlik sorunu olan PKK'nın desteklediği PYD'nin Suriye'de de facto olarak kurmaya çalıştığı bağımsız yapı, eninde sonunda Barzani ve PKK'yı karşı karşıya getirecektir. Ya da daha kötüsü Barzani'nin Türkiye'nin yüzüne farklı arkasından farklı davranması olacaktır ki, bu daha vahimdir.

11 Haziran'da Erbil'de Suriye Kürtlerini bir araya getiren Barzani, Kürtler arasında barış mı yaptırdı yoksa Suriye'de bağımsızlık için prova mı yaptı yakında göreceğiz.

TÜRKİYE KENDİ KÜRTLERİNİ NE YAPACAK?

İkincisi de Türkiye'nin Kürt sorununda giderek köşeye sıkıştığı gerçeğidir. Suriye'deki gelişmelerden bağımsız olarak Türkiye, Kürt sorununun çözülmesi konusunda hızla adımlar atmak zorundadır.

Yıllardır sorunu çözmek için sorunun tarafları ile görüşen hükümet, yolda arabasını durdurarak bölge halkının yörenin geleneksel adıyla "Norşin"liler olarak selamlayan bir Cumhurbaşkanı, 24 saat Kürtçe yayın yapan TV'si var. Ama diğer taraftan kültür merkezi, park adlarındaki w, q gibi harfleri gerekçe göstererek yasaklayan, KCK davalarında Kürtçe savunma hakkının bir meşruiyet sorunu dönüştüren bir yargı bürokrasisi de var. Türkiye ikisinden birini tercih etmeli.

Son olarak, yazının başında tarih hızlandı demiştik. Evet, hızlandı, hem de çok. AK Parti'nin Kürt sorunundaki ikircikli tavrı, giderek aktif dış politikasının önündeki en büyük engele dönüşüyor. Bölgesel gelişmeler tarihi hızlandırdıkça, Kürt sorununun çözümü aciliyet kazanıyor.

twitter:@murataksoy