• 3.08.2012 00:00
  • (3055)

 Şemdinli'de yaklaşık on gün önce başlayan çatışmalar henüz bitmiş değil. PKK'nın Şemdinli'ye çok sayıda silahlı teröristle saldırdığı ve güvenlik kuvvetlerinin müdahalesine rağmen geri çekimlememesi kayıp sayının artmasına yol açıyor. Önceki gün yapılan açıklamaya göre 39 PKK'lı öldürüldü. Çatışmaların sürmesi daha fazla ölüm anlamını taşıyor. PKK'nın bugüne kadar izlediği vur kaç taktiği yerine, alan savunmasında kalması bir strateji değişikliği olarak yorumlanıyor.

PKK benzer bir girişimde bundan 20 yıl önce denedi. 18 Ağustos 1992'de Şırnak'ta ayaklanma başlattı. Bölgede Botan-Behdinan Savaş Hükümeti'ni ilan etti, Kürdistan Ulusal Meclisi'ni kurduğunu açıkladı.

Savaş uçaklarının ve tankların devreye girmesiyle PKK Şırnak'ta bozguna uğradı ve ağır kayıp verdi. Geçen yıl yayınlanan 'Bir Savaşın Anatomisi' kitabında Murat Karayılan o günleri 'erken iktidar hastalığı' olarak tanımlamış ve özeleştiri verdi.

Geçtiğimiz haftalarda 'Ramazanda ellerinizi tetikten çekin' çağrısı yapan Denge Demokrat Sözcüsü Turan Sarıtemur, PKK'nın Şemdinli'deki eylemini de 20 yıl önceki gibi intihar saldırısı olarak değerlendiriyor ve soruyor; 'Daha kaç tane Kürt genci öldüreceksiniz? Daha çok Kürt genci ölünde PKK daha mı güçlü olacak?'

PKK'NIN STRATEJİ DEĞİŞİKLİĞİ

Şemdinli'de yaşananlara bakınca PKK, bugün yine aynı hastalığa kapıldığını söylemek mümkün. Ancak bunun planlı bir stratejinin parçası olduğu da bir gerçek.

PKK içindeki şahin kanat, Mart 2011'de Suriye'de başlayan ayaklanmansın kendilerine bir alan açacağını varsaydılar. Bunu Mustafa Karasu, Duran Kalkan Özgür Politika gazetesinde 'strateji değişikliği' olarak yazdılar. Bu varsayım doğrultusunda Öcalan'a rağmen 14 Temmuz'da Silvan saldırısını gerçekleştirerek, Kürt sorununun çözümünün konuşulduğu masayı devirdiler.

Suriye'de yaklaşık 17 aydır süren ayaklanmada önce Esed'den yana tavır alan ve ayaklanan Kürtleri bastıran PKK destekli PYD, şimdi Esed'in desteği ile güçlü olduğu Kobani ve Afrin'de kamu binalarına el koydu. Geçtiğimiz hafta İstanbul'da görüştüğüm Suriyeli Kürt muhalifler 'Kobani, Afrin bölgesinde PYD'lilerin çoğunluğunun Türkiyeli Kürt olduğunu' söyledi.

Bu son aylarda PKK'dan yaklaşın 2 bin civarında militanın Suriye'ye gittiği tezini doğruluyor. Hatta PKK'nın Silvan'da ilan ettiği Devrimci Halk Savaşı'nın teorisyenlerinden Duran Kalkan'ın da bugünlerde Kobani'de olduğu söyleniyor.

PKK'yı 20 yıl önceki gibi 'erken iktidar hastalığı'na yakalanmasına yol açan bu gelişmeler oldu. PKK için Şemdinli de bu sürecin bir parçası ve hem Türkiye'ye hem de Barzani'ye 'ben buradayım' mesajı.

SURİYE'DE PKK-PYD'NİN ŞANSI VAR MI?

Bu soruyu sorduğum Suriyeli Kürtler, Türkiye'den Kürt aydınları 'hayır' cevabını veriyor. Suriye Kürtlerinin heterojen olduğunu ve çoğunluğun Barzani'ye daha yakın olduğunu ifade ediyorlar. PYD'yi Suriye Kürtleri arasında güçlü kılan silah.

PYD'nin elinde duran silah Esed sonrası Suriye'de Kürtler arasında da kaçınılmaz bir gerilim anlamını taşıyor. Kuzey Irak'ta siyaseten elde edilmiş kazanımların kurumsallaşması süreci işlerken, Suriye'nin Kuzeyinde silah ile elde edilmiş bir konumun kalıcı olamayacağı açık. Çünkü silah hangi coğrafyada olursa olsun artık sorun demek, terör demek. Silahla hak ve özgürlük elde etme dönemi çoktan kapandı. Barzani'yi en çok rahatsız eden de PYD'nin arkasındaki PKK'nın elindeki silah.

Burada şu soru devreye giriyor; Irak Merkezi Yönetimi PYD'ye destek verir mi? Gerek Türkiye'ye yakınlığı gerekse yaptığı petrol anlaşmaları gereği Bölgesel Kürt yönetimi ile arası açık olan Irak Başbakan'ı Maliki Barzani'yi zor durumda bırakmak için PYD'ye destek verebilir. Bu çok uzak bir senaryo değil.

İş dönüp dolaşıp Türkiye'nin buradaki rolüne geliyor. Suriye'de Esed sonrası dönemde Türkiye'nin bölgede güçlü olmasının temel şartı uluslararası gücünden, Esed'e karşı tavrından çok kendi içinde sorunları çözmüş güçlü bir ülke olması olacaktır.

Bunun için terörle mücadeleye devam ederken Kürt sorunun konusunda somut adımlar atması ve siyaseti yeniden devreye sokması kaçınılmazdır. İçerde Kürt sorunun çözülmesi konusunda kendinden önceki hükümetlerin toplamından daha büyük adımlar atmış AK Parti hükümetinin, bu süreçte atacağı küçük adımlar Türkiye'nin bölgesel gücünü daha da konsolide edecektir. Şunu unutmamak gerekiyor ki, Yeni Türkiye'nin gücü bölgedeki tüm Kürtler için bir çekim merkezi olacaktır.

twitter: @murataksoy