• 31.08.2012 00:00
  • (2209)

 Cape Town /GÜNEY AFRİKA

Sosyalist Enternasyonal'in 24. Kongresi'ni izlemek için Cape Town'dayız. Kongreye Türkiye'den tam üye olan CHP ve gözlemci üye olarak BDP katıldı. Dünyanın farklı ülkelerinden sol, sosyalist, sosyal demokrat partilerin üye olduğu Sosyalist Enternasyonal'in gündemi küresel ekonomik kriz. Yapılan konuşmaların ana ekseni küresel ekonomik kriz oldu. Küresel ekonomik krizin yarattığı sorunlar ve krizin tamamen atlatılabilmesi için yapılması gerekenler konuşuldu.

Kılıçdaroğlu yaptığı konuşmada; 'Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) verilerine göre krizin başlangıcından bu yana, dünyada işsiz sayısının 27 milyondan fazla artarak 200 milyona ulaştığını ve bunların 75 milyonunun gençlerden oluştuğunu' söyledi.

Sosyalist Enternasyonal'in Başkanı olan Yorgo Papandreu yaptığı açılış konuşmasında 'ekonomik krizin sebebinin halklar olmadığı'nı söyledi ve küreseleşmenin krizin nedeni olduğunu ifade etti. Papandreu, 'Kapitalizmi nasıl insanileştirdiysek küreselleşmeyi de insanileştirmeliyiz' dedi. Bunu ancak güçlü sol partiler ve iktidarlar gerçekleştirebilir.

1989 yılında iki kutuplu dünya sona erince 'sol' bu yeni duruma düşünsel olarak alternatif üretemedi ve neo-liberal ve yeni sağ politikalar tüm dünyada neredeyse tek geçerli pozisyon oldu.

CHP NEDEN SOSYAL ENTERNASYONAL'DE?

Türkiye'de de durum farklı olmadı. Hatta Türkiye'de durumun dünyaya göre daha ağır olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü Türkiye'de 'evrensel anlamda bir sol parti' neredeyse hiç olmadı. 1960'ların başında Türkiye İşçi Partisi (TİP), yine Bülent Ecevit'in deyimiyle 'demokratik sol' partiye dönüştürdüğü CHP'nin 1970'lerdeki iktidar dönemi ve nihayet 1980'lerdeki SHP dönemleri bu genelin istisnası dönemlerdir.

Sosyalist Enternasyonal'e katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu uçakta yaptığı açıklamada 'Sosyalist Enternasyonal'de Genel Başkan Yardımcı olmayı önemsediğini' ifade etti. 'Neden' sorumuza; 'Enternesyonal'in küresel sorunların tartışıldığı bir platform olduğunu ve kendilerinin de bu sürece hem katkıda bulunmak hem de öğrenmeyi amaçladığını' söyledi. Bu tespit önemli. Çünkü Eski CHP'nin Sosyalist Enternasyonal'e ne katkısı ne de ondan öğreneceği şey olabilir. Eğer CHP lideri Kılıçdaroğlu Enternasyonal'in Genel Başkan Yardımcılığı'nı önemli buluyorsa bu ancak 'Yeni CHP' için anlamlı olabilir.

Siyaseten çok tartışılan iki kavram 'sol' ve 'sağ'. Bazı yorumcular bu iki kavramın 1989'da çöken iki kutuplu dünyadan sonra anlamını yitirdiğini düşünüyor. Oysa sol her durumda kendini yeniden üretme potansiyeline sahiptir. 'Sağ'ı ve 'muhafazakâr'lığı anlamlı siyasal pozisyon haline getiren solun bu 'değişim' ve 'yenilenme' gücüdür. Ancak sol tek kutuplu dünyada düşünsel ve siyasal yenilenmeyi sağlayamadı.

Türkiye özelinde ise siyaset 2000'li yıllara kadar devlet eksenli yapıldığı için sol/sağ farkı popülizm ekseninde yani laiklik/milliyetçilik ekseninden konuşuldu.

YENİ CHP BAŞARABİLİR Mİ?

Yeni CHP bu başarabilir mi bunu bu dönemde göreceğiz. Ama başarabilmesinin bazı koşulları var. Bunlar;

Toplum/birey eksenli siyaset: Siyasi meşruiyetini devletten değil toplumdan almalı. Yani siyaseti devlet için değil toplum için yapmalı ve devlete mesafe almalıdır.

Yereli kapsayan bir evrensellik: Toplumdaki değişim, talep ve istekleri kavrayıp, yereli kapsayan bir evrensellikle devletin demokratikleştirilmesi için siyaset yapmalıdır. Sol için devletin demokratikleştirilmesi, topluma hizmet aracı öncelikli iken, sağ için devlet bir değer ve fetih unsurudur. Sol için evrensel değerler yereli dışlamadığı sürece hedefken, sağ için evrensellik pragmatik bir tercihtir. Bu yüzden AK Parti'nin kadın, gençlik, eğitim gibi değerleri yerellik, geleneksel muhafazakârlık içinden okurken, sol bu değerleri evrensellik içinden okuyup pozisyon üretmek durumundadır. Bu sol partinin ana referansı özgürlük, sivillik, demokratikleşmeyi savunan, kadın, genç, Kürt, başörtülü ve diğer mağdurları kapsayacak bir üst politik dildir.

Toplumsal tabanı genişletmek: Dünyada ve Türkiye'de solun doğal tabanı hızla genişlerken sol oyların aynı değerde artmaması önemli bir soruna işaret etmektedir. Bugün evrensel solun sınıf kavramı artık değişmiştir. Küreselleşme ve modernliğin yarattığı krizler bugün toplumsal değişim bağlamında yeni aktörler yaratmıştır. Bu aktörlerin ortak noktası sistem tarafın dışlanmış/ötekileştirilmiş kısaca 'mağdur' olmalarıdır. Yeni CHP ve sol, yeni bir sınıf tanımı yapmak durumundadır. Bu sınıf tanımı esas olarak toplumun daha adil ve eşitlikçilik talebinin taşıyıcısı olan aktörler olarak 'mağdurlar' olmak durumundadır. Burada önemli olan bir sosyal kategori değil, siyasal dönüştürücülük gücüdür. Bu yüzden Kürtler, başörtülüler, vicdani retçiler, işçiler gibi toplumsal gruplar bu mağdur sınıfın taşıyıcılarıdır.

Sonuç olarak görülmesi gereken AK Parti'nin kendini taşıdığı siyasal yelpazenin solunda önemli bir boşluk vardır. Yeni CHP bunları ne kadar farkedecek göreceğiz.

twitter: @murataksoy