• 7.09.2012 00:00
  • (2808)

 ralık 2010'da Tunus'ta başlayan Mısır'da devem eden 'Arap Baharı'nın Suriye'deki yansıması ne yazık ki beklendiği gibi sonuçlanmadı.

Suriye'de yaklaşık 18 aydır süren çatışmalar Arap Baharı'nın boyutunu aştı ve Ortadoğu haritasının yeniden çizildiği bir mücadele alanına dönüştü.

Suriye'de süren çatışmalar, artık demokratik yönetim mücadelesini aşmış, uluslararası güçlerin dengeleri kendi lehlerine çevirmek ve çıkarlarını maksimize etmek kıran kırana mücadeleye dönüşmüştür. Şu acı gerçeği artık kabul etmek durumundayız; Suriye'de her gün ölen onlarca insan artık özgürlükleri için değil, uluslararası sistem, Ortadoğu haritasının nasıl çizileceğine karar verilemediği için ölüyor.

Ve ikinci acı gerçek ise bu uluslararası mücadele kısa sürede sonuçlanmazsa Suriye'nin yeni bir Afganistan olacağıdır.

İRAN PKK İTTİFAKI

Arap Baharı'nın sunduğu demokratikleşme dalgası Suriye'ye ilk vardığında Esed ile birlikte ilk kaygı duyan ülke şüphesiz İran olmuştur. Çünkü Esed'in düşmesi ve Suriye'nin demokratikleşmesinin sonucu bölgede İran'ın yalnızlaşması olacaktı. Bunu gören İran, PKK'yla temas kurdu. PKK'nın Kandil'deki lideri Murat Karayılan'ın İran'da yakalandığı haberi ortaya çıktı. Hemen ardından PKK'nın İran'daki uzantısı olan PJAK ülkedeki silahlı eylemlerine son verdiği haberi geldi. İran açısından ilk operasyon yapılmış ve PKK, bir anlamda İran'ın müttefiki olmuştu. İran'ın ikinci adımı ise Irak merkezi hükümet lideri Maliki ile ilişkileri daha da derinleştirmek oldu. O da sonuç verdi.

İran'ın PKK üzerinden Türkiye'yi, Maliki üzerinden Barzani'yi rahatsız etmesi Esed'in de işine geldi. Çünkü aynı dönemde PKK'nın Suriye'deki kolu PYD sahneye çıktı ve ülkenin kuzeyinde Esed'e karşı ayaklanan muhalifleri bastırdı. Son dönemde ise Esed'in kolaylaştırıcılığında Suriye'de bazı yerleşim yerlerinde yönetime el koydu.

KAOS SÜRDÜKÇE PKK OLACAK

Bu tabloya baktığımızda PKK'nın Mart 2011'den itibaren yükselttiği şiddet dalgasının, Öcalan'a rağmen ilan edilen 'devrimci halk savaşı'nın arkasındaki asıl gücün, bölgesel konjonktür ve o konjonktürde İran ve Suriye desteği olduğu görülecektir. PKK bu konjonktürde bölgede kendisine yeni alan açıldığına inanmıştır. Yoksa son bir yıl içinde bu kadar ağır kaybı göze alması mümkün değil.

Suriye'de çatışmalar sürdükçe, Esed gitse dahi ülkede kaos ortamı devam ettiği sürece PKK terör örgütü olarak varlığını koruyacak ve terör eylemlerine devam edecektir. Önümüz kış olsa da bu değişmeyecektir.

Bu açıdan bakıldığında PKK, Kürtlerin hak ve özgürlükleri için mücadele eden bir örgüt değildir. Evet taban olarak, aidiyet duygusu olarak bölgedeki Kürtlerle bir ortaklıkları olabilir ama bu 'gelecek ortaklığı' değildir. PKK artık Kürtlerin haklarından kopmuş, kendi gelecek hayaline kapılmış bir terör örgütüdür. Ve ne yazık ki, Ortadoğu'nun geleceğinde ulus-devletler olduğu sürece bir terör örgütüne yer olmayacaktır.

Bu açıdan hem BDP'nin hem de Kürtlerin önünde zor bir sınav durmaktadır. BDP'nin bu sınava girmeye niyeti yoktur. O safını PKK'nın yanında belirlemiş görünmektedir. Bu süreçte asıl sorumluluk Kürt halkına ve bölgedeki cesaretli kanaat önderlerine düşmektedir.

Tabi bir görev de, onları yalnız bırakmayıp siyaseten güçlendirecek olan muhalefete düşmektedir. Bu açıdan CHP'nin bölgedeki kanaat önderleri ile teması, onlarla geliştireceği birliktelik çok önemlidir. Aynı şekilde AK Parti de ıspat ettiği rüştünü bir kez daha gösterebilirse BDP dışındaki sivil aktörlerin önü daha fazla açılabilir.

Ortadoğu haritası yeniden çizilirken, Türkiye'nin iç sorunları masadaki elini zayıflatıyor. Suriye bu açıdan bize ayna olmaktadır. Türkiye'nin demokratikleşme bağlamında Kürt sorununun çözümü ve Alevilere uygulanan ayrımcılık konusunda adım atmadığı sürece elini güçlendirme imkanı yoktur. Hatay'da son dönemde yaşanan olayların özeti, hem Kürt sorunu hem de Alevilerin yaşadıkları sorunların 'AK Parti karşıtlığı' üzerinden manipüle edilmesi ve hükümeti yıpratma amacı taşımasıdır.

AK Parti unutmamalı ki, güçlü bir dış politika; içerdeki sorunları çözmüş, toplumsal meşruiyeti olan bir hükümetin aldığı risktir. AK Parti, risk alıyor ama içerdeki sorunlar hükümetin zayıf karnını oluşturuyor.

twitter: @murataksoy