• 18.09.2012 00:00
  • (2641)

 Türk sineması son yıllarda önemli bir atılım içinde. Gün geçmiyor ki, bir Türk filmi, yönetmeni, başrol oyuncusu katıldığı uluslararası festivallerden ödülle dönmesin. Son ödüllerden birisi Uluslararası Venedik Film Festivali'nde 'Küf' adlı filmiyle genç yönetmen Ali Aydın'ın aldığı 'Geleceğin Aslanı' ödülü oldu.

Bu başarı, Türk sinemasının her açıdan kalitesini yükseltmesi kadar çekilen filmlerin hikayelerinin de gerçekliği ile doğrudan ilgili.

Yurt dışındaki festivallerde Türkiye'ye pekçok ödül kazandıran isimlerin başında Nuri Bilge Ceylan geliyor. Ceylan'ın 1997'de çektiği ilk uzun metrajlı filmi olan Kasaba ile başlayan serüveni 'Bir Zamanlar Anadolu'da'yla devam ediyor.

Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerinde farklı sinema dili ve anlatımı dışında en önemli özelliği ana akım sinemada çok bilinmeyen ama özel yetenekleri olan insanlarla çalışmasıdır. Onun filmlerinde küçük roller alan insanlar bile çok önemlidir. Çünkü o küçük rollerin sahipleri sonraki filmlerde başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkabilmektedir.

KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMENİN SERÜVENİ

Ceylan'ın böyle yakın çalıştığı isimlerden birisi Ercan Kesal. Esas işi doktorluk olan Kesal, Ceylan'ın Uzak filminde küçük rolde, 2008'de çektiği Üç Maymun'da ise başrolde oynadı. Burada belediye başkanlığı reddedilen bir işadamını oynadı ve filmin senaryosuna önemli katkı sundu.

Ceylan'ın son filmi Bir Zamanlar Anadolu'da geçen hikaye bundan 25 yıl önce Keskin'de genç bir doktor olan Ercan Kesal'ın başından geçenlere dayanıyor. Filmde muhtarı oynayan Kesal, hikayenin gerçekliğini anlatabilmek için 25 yıl önce Keskin'de yaşadığı evin çalışma masasının yanında asılı resmi filmde de kullanmış. Yani filmin sadece hikayesi değil, mekandan kullanılan objelere kadar pekçok şey bu gerçeklikten beslendi.

Genç yönetmen Ali Aydın'ın Venedik Film Festivali'nde 'Geleceğin Aslanı' ödülünü kazandığı 'Küf' filminin başrolünde aynı isim var: Ercan Kesal. Kesal Küf'te 18 yıldır kayıp olan oğlunu arayan, demiryollarında yol bekçisi olan Basri'yi oynuyor.

Peki 45 yaşına kadar doktorluk yapan Kesal neden birden sinemaya girdi, Cannes'de kırmızı halıda yürüdü, başarılı senaryolara imza attı ve başarılı bir oyuncu oldu. Galiba asıl anlatılması gereken hikaye bu.

Hikayesi basit aslında. Kendi tabiriyle kendini gerçekleştirmeyi yani özgürlüğü seçti.

PARÇASI OLDUĞUM HİKAYE

1990'ların ortasında Okmeydanı Şark Kahvesi'nde özel bir hastane açılır. Hastanenin açılışını geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz ünlü yönetmen Metin Erksan yapar. Gördüğünüz gibi o zamanlar bile Kesal sinemaya hiç uzak değildir aslında.

Hastane 'özel'dir ama işletmesi 'kamu'saldır. Şişli ve Beyoğlu'nun iki 'varoş' mahallesinin Mahmut Şevket Paşa ve Piyale Paşa'nın tüm ihtiyaç sahiplerinin sağlık hizmeti neredeyse ücretsiz karşılanır. Periyodik olarak ücretsiz sağlık taramasından yaz sünnetlerine kadar her kademe sağlık hizmeti ihtiyaç sahibine ücretsiz verilir.

Mahallenin tapu sorunundan futbol takımının başkanlığına kadar her şeyi ile ilgilenir. Yerel sorunların çözülmesi için radyo programı dahi yapar. Yani hem sivil toplum aktivisti hem radyocu hem doktordur Kesal.

Bütün bu çalışmalara gelen destekler onu 29 Mart 2004'te yapılan yerel seçimlerde Beyoğlu Belediye Başkan aday adayı olmaya iter. O da aday olur.

Benim Kesal'la olan hikayem işte bu büyük hikayenin küçük parçası. 1990'ların sonundaki tanışıklığımız onun adaylık sürecinde birlikte çalışmayla devam etti. Sonraki yıllarda birlikte radyo programı yaptık. Kesal dostluğundan ve ağabeyliğinden gurur duyduğum önemli insanlardan birisi.

Kesal'ı siyasetten sinemaya iten bu adaylık sürecinde yaşadıkları(mız)dır. Aday olduğu parti onu aday göstermedi. O ve ben halkın desteğinin adaylık için yeterli olduğunu zannederek kötü bir siyaset okuması yapmıştık.

O bu sürecin sonunda siyaseti bıraktı. Başarılı bir sinemacı oldu.

Yani kötü siyaset sinemaya önemli bir yetenek kazandırdı.

Ben ise siyaseti izlemeye, siyaset söyleşileri yapmaya, siyaset yazmaya devam ediyorum. Tesellim onun da onuncu parmağındaki marifetini gösterip Radikal'de yazar olması. Yazı dünyasına hoş geldin Kesal.

twitter:@murataksoy