• 6.11.2012 00:00
  • (2944)

 Hafta sonu AK Parti'nin Kızılcahamam'da geride kalan 10 yılı masaya yatırdığı toplantıda geriden kalan 10 yılda yapılanları ve gelecek 10 yılın vizyonunu Türkiye ile paylaştı. Toplantının kapanışında Başbakan Erdoğan etkili muhalefet yokluğunu hem şanssızlık hem de şans olarak ifade etti.

II.

MHP kurultayında Devlet Bahçeli'yi 6. kez Genel Başkan seçti. Yüzde 50 ile iktidar olan parti kendisini 3 dönem ile sınırlarken yüzde 13'lük partinin genel başkanı 6. kez aday oldu ve seçildi. Kongrede yapılan konuşmalarda hamaset dışında Türkiye için hiçbir somut proje, öneri yoktu.

III.

Sabancı Üniversitesi'nden Prof. Dr. Fuat Keyman ile yaptığım ve dün yayınlanan söyleşide; Keyman, anamuhalefet partisi konusunda önemli tespitler yaptı. Kılıçdaroğlu'nun iki CHP arasında sıkıştığını ifada edip; AK Parti'ye mi, MHP'ye mi rakip olacağına karar vermesi gerektiğini ifade etti.

Yukarıdaki üç farklı resim, iktidar ile muhalefet arasındaki derin makası ortaya koyuyor. İktidar 2023 hedefini ortaya koyarken; Meclis'teki muhalefet partilerinin siyaset adına ortaya bir vizyon koyamamaları insanı sadece üzüyor.

Bu tablonun kaçınılmaz sonucu olarak muhalefet siyaset üzerinden değil ideolojik bir "AK Parti karşıtlığı" üzerinde oluyor. Bu hem siyasal, hem de toplumsal düzeyde ciddi bir toplumsal kamplaşmayı beraberinde getiriyor.

Ne yazık ki AK Parti de, Cumhuriyet kutlamalarındaki yasakçı tavrı ile bu kesimin içe kapanmasına ve ideolojik etki alanlarının genişlemesine katkı sundu. CHP'nin bu kutlamalara katılmasının tek nedeni AK Parti'nin aldığı yasak kararı olması yeterince açıklayıcı.

AK Parti karşıtlığının siyasi bip pozisyon olmasının arkasında AK Parti ile başlayan normalleşme sürecinin hızlı olmasının bir etkisi olabilir mi?

Gerçekten Türkiye geride bıraktığı 10 yılda siyasetin normalleşmesinden devlet-toplum ilişkisinin normalleşmesine, askeri vesayetin gerilemesinden darbe girişimlerinin mahkeme önüne çıkarılıp yargılanmasına kadar pek çok ilki yaşadı.

AK Parti'nin (ve Türkiye'nin) bu 10 yıllık süreçte en büyük sorunu Başbakan Erdoğan'ın da ifade ettiği gibi muhalefetsizlik oldu. AK Parti'nin siyasetin alanını devletten topluma taşıma sürecinde muhalefet tarafından yalnız bırakılması onu yalnızlaştırdı.

AK Parti bu açıdan geride bıraktığı 10 yılda Türkiye siyaseti açısından en parti oldu. Bazı durumlarda "en muhafazakâr"; bazı durumlarda "en liberal", bazı durumlarda "en sosyal demokrat", bazı durumlarda "en milliyetçi" parti oldu.

AK Parti'nin bu kadar kapsayıcı olması, muhalefetin siyasetsizliği ile birleşince siyasetin tek aracı "karşıtlık", "ötekileştirme" oldu. Siyaseten AK Parti'ye rakip olamayan ve değişen Türkiye'yi okuyamayan tüm siyasal partiler ve örgütler, varlıklarını bu karşıtlık ve ötekileştirme politikası üzerine kurdular.

Bu noktada Fuat Keyman'ın CHP hakkında yaptığı tespitlere tekrar değinmekte fayda var. Keyman; "CHP'nin çok hızla radikal kararlar alması gerekiyor. … Ya MHP'ye rakip olacak, onun tabanından oy alabilecek kadar ulusalcı bir parti olacak ve AK Parti'ye karşı milliyetçi cephenin taşıyıcı partisi olacak. Bu bir tercihtir. Böyle ikircikli olmak yerine tercih yapmak daha uygun olabilir." derken; CHP'ye sadece siyasal yol önermiyor, aynı zamanda CHP'nin bu normalleşmenin parçası olmasının yolunu da gösteriyor.

AK Parti'nin siyasal alanda tek başına kalmasının yarattığı bir başka sorun da bizzat güç yoğunlaşmasıyla ilgilidir. Keyman bunu; "Her şeyi tek başına yapabilirim yanılgısı" olarak ifade ediyor. Siyaseten tek başına kalmanın en temel sonucu gerçeklerden kopmaktır. Açlık grevleri konusunda AK Parti'nin tavrı böyle bir ruh halini ifade ediyor.

Türkiye eğer muhalefet siyasete sahip çıkmazsa ikinci bir tek pati dönemi ile tanışabilir. Bunu önlemek muhalefetin elindedir. Siyasetin normalleşmesine, demokrasinin derinleşmesine katkı vermeye en yakın parti CHP'dir. Ancak sorun, CHP'nin bunun yeterince farkında olmamasıdır. Ya da Kılıçdaroğlu'ndan gidersek; her şeyin farkında olup yeterince cesur olamamasındadır.

twitter.com/murataksoy

Kaynak:http://yenisafak.com.tr/yazarlar/MuratAksoy/ak-parti-karsitligi-gazete-satisini-arttirir-ama-oylari-arttirmaz/34834