• 20.11.2012 00:00
  • (3496)

 Açlık grevleri 67. günün sonunda Abdullah Öcalan'ın devreye girmesi ile sona erdi. Elbette bu Öcalan'ın yeniden dönüşü kadar Kürt sorunu için de bundan sonra yeni bir sayfa açılması demek.

Dün DTK Eşbaşkanı ve Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk ile konuştum. Tuğluk, 'Açlık grevine girenler kararlıydı ve onları ancak Öcalan ikna edebilirdi ve etti de' dedi. 'Siz bundan sonraki süreçte sorumluluk alacak mısınız' diye sorduğumda, 'Bizim için de yeni bir dönem başladı. Bundan sonra izleyeceğimiz politikaları belirlemek için konuşacağız. Geçmişte yapmadığımız ama yapmamız gerekenler neler onu konuşacağız. Eğer hükümetle yeniden diyalog süreci başlatılırsa -ki ilk adım atıldı- bizim parti olarak daha kolaylaştırıcı ve ön alıcı rolümüz olabilir' dedi. Tuğluk ekledi; 'Bundan sonra daha yapıcı bir muhalefet izlememiz gerekiyor. Öcalan'la görüşmelerin kesildiğine hiç inanmadım. Yeni sayfa açıldı ve bu sayfaya güzel bir geleceğin hikayesini hep beraber yazalım' dedi.

KANDİL OYUNU KAYBETTİ

Tuğluk'un söyledikleri önemli ama eksik. Çünkü ortada Kandil ve DTK'nın sorumlu olduğu kaybedilmiş kocaman 1,5 yıl var. Devletle Öcalan arasında süren ve Öcalan'ın 'büyük barışmanın eşiğindeyiz' dediği günlerde Kandil, ilkini 1991-92 yılarında yaşadığı 'erken iktidar hastalığına' yakalandı. Kandil, Arap Baharı ve Suriye'deki gelişmelerin kendilerine bölgede alan açacağına inandı ve değişen Ortadoğu'da aktör olacakları zannına kapıldı.

14 Temmuz 2011'de PKK, Silvan'da 14 askeri şehit etti. Esas fonksiyonu farklı düşünen Kürtleri içine alarak 'homojenize' etmek olan DTK, 'demokratik özerklik' ilan etti. Hem Kandil hem de BDP'nin de parçası olduğu DTK aynı gün Öcalan'ı boşa çıkardı.

Aradan bir yıldan fazla zaman geçti. PKK Ortadoğu'da bir aktör olmadığı gibi, Türkiye içinde büyük kayıplar verdi. Bu süreç, Kandil'in ikince kez yakalandığı 'erken iktidar hastalığı'nın sonu oldu.

PKK çaresiz kaldığı noktada açlık grevlerini devreye soktu. Başlatılan grevlerin esas amacı Kandil'in Öcalan'ı yeniden sahaya çekme arayışından başka bir şey değildi.

ÖCALAN'LA TEMAS HİÇ KESİLMEDİ

İlginç olan nokta aynı dönemde devletin de Öcalan'la konuşmayı BDP'yle, Kandil'le konuşmaya tercih etmesi oldu. Ankara'daki kaynaklardan aldığımız bilgiler bazı yetkililerin Öcalan'la ilişkisinin hiç kopmadığı yönünde. Belli aralıklarla devam eden görüşmeler Haziran'de sıklaştı ve Temmuz sonundan itibaren de müzakerelere dönüştü.

Devletle Öcalan arasında yeniden başlayan müzakerelerin temeli ise Mayıs sonu Haziran başında kulislere yayılan ve üzerinden anlaşmaya varıldığı söylenen 7-8 maddelik yol haritası oldu.

Yıldıray Oğur'un 'balıkçı' olarak bildiğimiz İlhami Işık'a referansla yazdığı 7 maddelik yol haritası ile Öcalan'la devletin vardığı anlaşma büyük ölçüde benzerlik gösteriyor

ADIM ADIM YOL HARİTASI

7-8 maddelik bu yol haritasındaki ilk adımları atılmış görünmektedir. Yol haritasında olan ve atılan ilk adım ana dille savunma hakkıdır. Grevler sürerken önemli eksikliklerine rağmen taslak hazırlanmış ve Adalet Komisyonu'ndan geçerek Meclis'e sevk edilmiştir.

İkincisi önceki hafta başında Ankara Temsilcimiz Abdülkadir Selvi'nin ayrıntılarını yazdığı ve bu ayın sonunda Meclis gündemine gelmesi beklenen 4. Yargı Paketi içinde yer alıyor. Buna göre; şiddete bulaşmışlar dışındaki tutuklular için Ceza Kanunu'nda yapılacak değişiklikle KCK Davası'nda bazı tutukluların serbest bırakılmasıdır.

Üçüncüsü ise geçen hafta Meclis'ten geçen ve Büyükşehir sayısını 59'a çıkaran yasadır. Bu yasa, her ne kadar BDP ve CHP itiraz etse de sonuçta yerel yönetimlerin güçlenmesini sağlayacak önemli bir adımdır. Bu adımı tamamlayacak olan Avrupa Yerel Yönetimler Şartı'ndaki çekincenin kaldırılmasıdır.

Dördüncüsü ise yeni anayasada vatandaşlık tanımının etnik kimliğe vurgu yapılmadan formüle edilmesidir. AK Parti ve BDP bu konuda birbirine yakın düşünürken; CHP'nin sunduğu alternatiflerden önerilerden birisidir bu. MHP'nin ise farklı düşündüğünü biliyoruz. Bu konuda da uzlaşma zor ama imkansız değildir.

Görüldüğü gibi 7-8 maddelik yol haritasında büyük mesafe alınmış görünmektedir. Ama bu adımların her biri Türkiye'de demokrasinin derinleşmesinde, özgürlüklerin genişlemesi açısından önemli adımlardır. PKK'ya taviz olarak da okunmaması gerekir. Bundan sonra artık PKK adım atmalı. PKK'nın atacağı ilk adım kayıtsız şartsız bir ateşkes, onu izleyecek adım sınır dışına çekilmedir.

Eğer bu adımlar atılır ve karşılıklı güven sağlanırsa yeni anayasa süreci daha hızlı ilerleyebileceği gibi bugün hükümetin adım atması zor görülen anadille eğitim de dahil olmak üzere başka konular da gündeme gelebilir. Tüm bu süreci PKK'nın silahları bırakması ve silahlı mücadeleye son verdiğini açıklaması izlemelidir. Kısaca top artık Kandil/DTK/BDP sahasındadır.

Tabii bir de bütün bunları komplo olarak okuyanlar olacak. Varsın komplo olsun.

Tıpkı üç aydır Suriye'nin elinde tutuklu bulunan meslektaşımız Cüneyt Ünal'ın CHP'li milletvekilleri tarafından Türkiye'ye getirilmesine verilen tepkiler gibi. Varsın 'manidar' bulunsun, Cüneyt ailesine ve sevdiklerine kavuştu ya…

twitter.com/murataksoy

Kaynak:http://yenisafak.com.tr/yazarlar/MuratAksoy/tugluk-yeni-sayfa-acildi-artik-yapici-muhalefet-yapmaliyiz/35048