• 23.11.2012 00:00
  • (2335)

 Açlık grevlerinin sona ermesi, Kürt sorununun çözümünde yeni bir sayfanın açılması anlamını taşıyor. Şimdi gündemimiz bu sayfanın nasıl doldurulacağı.

O konuya değinmeden önce Öcalan konusunda bir not düşmekte fayda var. Öcalan, hem Kürt sorununun çözülmesinde hem de PKK'nın gerek ateşkes ilan etmesinde, gerekse silah bırakmasında önemli bir yere sahip.

Devlet/hükümet de bu gerçeğin farkında. Nitekim 14 Temmuz 2011'de PKK'nın Silvan baskını, DTK'nın "demokratik özerklik" ilanı ile Öcalan'a karşı pozisyon alsalar da devlet İmralı ile ilişkiyi hiç kesmedi. İlişkiyi kesmediği gibi çözüm arayışlarını da sürdürdü. Süren bu ilişki Haziran-Temmuz döneminden itibaren ise yerini müzakerelere bıraktı. Bu bilginin doğruluğunu son günlerde hem hükümet, hem de AK Parti çevresinden gelen açıklamalar teyit etti.

Öcalan'ın açlık grevlerinde devreye girmesi, devletin istediği, PKK/DTK'nın zorunlu kaldığı bir tercih oldu. Sonuçları açısından iyi de oldu.

Artık önümüzde yeni bir sayfa var. Bu sayfayı dolduracak tek aktör siyaset. Bundan sonraki süreçte siyasi partilerin sorunun çözülmesinde gösterecekleri gayretler belirleyici olacak.

Bunu yapabilecek görünür üç aktör var; AK Parti, BDP ve CHP.

AK Parti, hükümet olarak geldiğimiz noktaya kadar pek çok adımı attı. Yeni adımlar atmaya da hazır. AK Parti'yi daha ileri adımlar atmaya zorlayacak olan da muhalefet. CHP ve BDP yapıcı muhalefet konusunda ne kadar katkı sunarsa sorun, o kadar hızlı çözülür.

BDP kanadından gelen açıklamalar daha sağduyulu. Popülizmden uzak, tüm Türkiye'ye seslendiğinin farkında olan bir dil, bu sürece daha fazla katkı sunacaktır. Nitekim DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, yeni dönemde daha yapıcı muhalefet yapacaklarının işaretini vermişti.

Doğal olarak şimdi gözler sürecin 3. görünür aktörüne, yani CHP'ye çevriliyor. Açlık grevlerinin sona ermesinden sonra CHP kanadında yüksek sesli bir açıklama gelmedi. Oysa Kürt sorununun çözümünde ve iyi şeyler olmasında asıl belirleyici olacak olan CHP'nin tavrı olacak.

Şunu söylemek çok yanlış olmayacaktır; CHP'nin Kürt sorununda takınacağı tavır, partinin "Yeni" mi yoksa "Eski" mi olacağında belirleyici olacaktır.

Yeni dönemde CHP'nin tavrının ne olacağını Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile konuştum. Kılıçdaroğlu, açlık grevinin bitmesini memnuniyetle karşıladığı ifade ederek; "İnsan canı üzerinde tasarrufta bulunulmasını da, insan bedeninin ölüme yatırılmasını da kabul etmek mümkün değildir" dedi.

AK Partili yetkilileri "sorun çözülecekse Öcalan'la tekrar görüşülür" açıklamalarına ise temkinli yaklaşıyor Kılıçdaroğlu. Herkesi bu konuda gerçekten samimi olmaya ve sorunun çözümü konusunda da parti hesabı, oy hesabı ile siyaset yapmamaya davet eden Kılıçdaroğlu; "AKP'liler sorun çözülecekse bile derken çözüme inançsızlık sergiliyorlar. Çünkü, kendi yöntemleri ve anlayışlarıyla sorunun çözülmeyeceğini biliyorlar. Onlar başından beri sorunu çözmek için değil, yaklaşan seçimde oylarımızı nasıl artırırız diye baktılar soruna. Gittiler, seçim geliyor, ateşi kesin pazarlığı yaptılar. Sorunun toplumsal bir sorun olduğunu ve toplumsal uzlaşma gerektirdiğini düşünmediler. Bu işlerine gelmedi. Şimdi, sorun çözülecekse Öcalan'la tekrar görüşülür diyorlarmış. Zaten görüşülüyor. Bunun için insanları aldatmaya, kandırmaya gerek yok" dedi. Görüşmelerin eskiden de şimdi de olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu; "Devletin istihbarat örgütünün görevlerinden biri de, bu ve benzeri görüşmeleri yapmaktır. İstihbarat örgütü temsilcilerinin yaptığı bu görüşme için CHP'nin veya bir başka muhalefet partisinin desteğine ihtiyacı yoktur. Herkes hukuk devletinin gereğine uygun meşru zeminlerde görevini yapmalıdır" dedi.

Mayıs ayında başlattıkları girişimin akibeti ne oldu, yeni bir yol haritanız olacak mı soruma ise Kılıçdaroğlu şu cevabı verdi; "Ayrı bir yol haritamız olmayacak. Bizim yol haritamız var. O yol haritamızı ben Diyarbakır'a gittiğimde açıkladım. Biz diyoruz ki, bu bir toplumsal sorundur. Partiler üstüdür ve toplumsal mutabakat olmadan çözülmez. Yine biz diyoruz ki, bu konuda hiçbir önyargımız yok. Biliyoruz ki, her partide mutlaka bu sorunun çözümüyle ilgili olarak düşüncesi olan, analiz yapabilecek, öneride bulunacak arkadaşlarımız vardır. O nedenle gelin bir masa etrafına oturalım, konuşalım, çözüm arayalım ve bulmadan kalkmayalım diyoruz. O masa etrafında siyasi partilerin temsilcileri olarak düşüncelerimizi ambargosuz ortaya koyalım. Ne kadar gerekiyorsa o kadar tartışalım, o kadar konuşalım. Kangren olmuş bu yarayı iyileştirmek için çaba harcayalım. Bu arada adına ne derseniz deyin, aklı kesen, deneyimi, birikimi söyleyecek sözü, verilecek mesajı olanlardan oluşan bir başka komisyon kuralım. Bu heyette çalışsın, temaslar yapsın. Kim veya kimlerle görüşmek istiyorsa görüşsün. Bizimle de temas halinde olsun. Toplumsal uzlaşma ancak böyle sağlanır. Kamuoyu ancak böyle oluşur."

Anayasa yapımı, yazımı için bir araya gelindiği gibi bu sorunun çözülmesi için de bir araya gelinmesini ifade eden Kılıçdaroğlu; "AKP İktidarı Öcalan'la görüşmeye evet diyor da, Meclis'teki dört partiyle görüşmeye niye hayır diyor. Buna hayır demenin bir tutarlılığı, bir mantığı olabilir mi? Elbette olmaz. O nedenle biz diyoruz ki, bu konuda ısrarcı olacağız. Çünkü anaların ağlamasını istemiyoruz. Çünkü, bir bütün halinde Türkiye'mizi ve birlik halinde insanımızı seviyoruz. Çünkü, içte de dışta da barış istiyoruz, kardeşlik istiyoruz." diyerek sözlerini tamamladı.

Kılıçdaroğlu'nun görüşleri böyle. Yorumu da okuyuculara bırakıyorum.