• 4.12.2012 00:00
  • (2651)

 Şemdinli'de BDP'li ve bağımsız milletvekillerinin PKK'lılarla karşılaşmaları sonrasında ortaya çıkan görüntüler üzerine Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı fezlekenin Meclis'e yollaması 'dokunulmazlık' tartışmasını yeniden Türkiye gündemine soktu.

Türkiye'de dokunulmazlıklar sürekli tartışma konusu olmuştur. Türkiye'de milletvekili dokunulmalığının sınırları ne yazık ki çok geniştir. Demokratik bir ülkede olması gereken 'kürsü' ile sınırlandırılmış bir dokunulmazlıktır.

Somut olay gerçekten hukuken suç unsurları taşıyor olabilir. BDP'li ve bağımsız milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kalkması yönünde gerek ulusal gerekse uluslararası hukuk açısından yasal dayanaklar, örnek kararlar da bulunabilir. Bunların hiçbirine itirazım yok. Bu açıdan adı geçen milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması hukuken de doğru olabilir.

Ancak, somut olayda sorun hukuki değil siyasidir. Milletvekillerinin yargılanması yani hukuki sürecin başlaması ancak siyasi iradenin oluru ile olacağı için siyasidir. Kürt sorununu hukuk değil siyaset çözeceği için siyasidir.

Buradaki tartışma Meclis'in yani siyasetin dokunulmazlıkları kaldırıp kaldırmayacağıdır. Yani siyasetin vereceği karardır.

Bu yüzden dokunulmazlıkların kaldırılması hukuken doğru olabilir ama siyaseten yanlıştır.

Dokunulmazlığın kaldırılması siyaseten başlı başına bir yanlış olduğu gibi, konunun Meclis gündemine gelmesinin zamanlaması da ayrı bir sorundur.

Çok değil bundan kısa bir süre önce açlık grevlerinin sona ermesi Kürt sorununda yeniden diyalog kanallarının açılmasına yol açtı. Açılan diyalog kanallarının bir tarafında hükümet var. Dahası Başbakan Erdoğan, silah bırakma karşılığında lider kadronun 3. ülkeye gidebileceğini gibi bir yol haritasını bile açık açık ifade ederken, dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde açık irade ortaya koyması siyaseten yanlış ikinci bir hamledir.

Başbakan Erdoğan'ın bu yöndeki iradesine bazı bölge milletvekillerinin açıkça karşı çıkması aslında BDP'ye açık bir mesajdır. Belli ki, parti içinde dokunulmazlığın kaldırılmasını yanlış bulan belli bir milletvekili grubu var. Ve bunlar bölge milletvekilleri ile sınırlı değil.

Açık ki, dokunulmalıkların kaldırılması sayısal çoğunluğa bırakıldığı zaman zor olmayacak. AK Parti'nin çoğunluğu ve MHP'nin oyları bunun için yeterli olabilir. CHP'nin somut olayla ilgili olarak doğru bir tavırla kürsü dokunulmalığı hariç tüm dokunulmazlıkların kaldırılması yönündeki iradesi önemlidir.

Bir kere daha ifade etmekte fayda var: Dokunulmazlığın kaldırılması sadece hukuki bir karar değildir. Dokunulmazlığın kaldırılması, Kürt sorununda tabanda giderek ortaya çıkan zihinsel kopuşu geri döndürülmez biçimde hızlandırabilir.

Dokunulmazlığın kaldırılmasının sonucu, BDP'nin sine-i millete dönmesi sonrasında zorunlu olarak yapılması zorunlu ara seçim ile sınırlı değildir. Dokunulmazlığın kaldırılması siyaseten BDP'yi ve onların temsil ettiklerini halkı muhatap alamamaktır.

Oysa Türkiye'nin bu aşamada BDP'ye rağmen Kürt sorununun çözülmesinden iyimser bir ortam yakalamıştır. Devletin Öcalan ile aylardır sürdürdüğü ilişkiler devam ederken, BDP'nin yeni döneme ilişkin daha basiretli bir yol izleyeceğinin emareleri görünürken dokunulmazlığın gündeme gelmesi ve hükümet tarafından gelen açıklama, Türkiye'yi B Planı olmayan bir yola sokar.

Oysa AK Parti Kürt sorununda bugüne kadar yapılmamışları yapan, atılmamış adımları atan, toplumsal meşruiyeti en güçlü olan parti. Bu partinin böylesine basit bir tuzağa düşmesini siyaseten hem anlamak hem açıklamak hem de savunmak zor.

twitter.com/murataksoy