• 25.01.2013 00:00
  • (2686)

 Mehmet Baransu'nun 'Dersimli Karadayı' yazısına yönelik eleştirilerimi biraza daha açmam zorunlu hale geldi. Yazının benim açımdan en temel eleştirisi kimlik üzerinden yapılmış olan bir ayrımcılık örneği olması.

Karadayı'nın Aleviliğini ortaya çıkarmak habercilik açısından başarı olabilir ama 28 Şubat'taki rolünü salt kimliğini saklamaya ve Aleviliğe bağlamak ancak Türkiye'ye özgü bir gariplik olabilir.

Baransu hakkında yazdığım '… alanında önemli bir muhabir. Ama o kadar.' bölümüne kişisel alınganlık göstermiş. Benim derdim Baransu'nun kariyeri değil yazısındaki sorunlu alanlara dikkat çekmekti. Nitekim o paragrafın devamı; 'Bu açıdan yazısında bir hayli sorun var'la bitmektedir. Algısı kendi takdiridir.

İçinde doğduğum Alevi kimliğimi ifade etmem gereken her yerde söyledim ve yazdım. Bu kimliğimle bugüne kadar Alevileri, özellikle kurumsal olarak Alevileri temsil etme iddiasında olanları çokça eleştirdim. Bu kurumların Alevilerin gündelik hayattaki sorunlarını çözme yerine, kimliği siyaseten zıplama tahtası olarak kullandıkları için eleştirdim. Yine Alevilerin büyük bir kısmını da Atatürk, Cumhuriyet, CHP ve Kemalizmle kurmuş oldukları karşılığı olmayan destek yüzünden eleştirdim. Aleviliğin kimseyi a priori olarak; 'solcu', 'demokrat', 'ilerici', 'laik' vs. her neyse yapmadığını anlatmaya çalıştım. Yine Alevilerin kendilerine atfettikleri bu değerler yüzünden devlet tarafından kullanılmaya ve manipüle edilmeye çok açık olduklarını ifade ettim.

Ama Alevilerin bu bagajlarına rağmen Baransu'nun yazısını da eleştirdim. Bunu her şeyden önce ahlaki ve vicdani olduğu için yaptım. Çünkü yazısında Baransu; 1975'te (63 yaşında) ya da daha önce Alevi olduğunu öğrenmiş birinin, kimliğini silah arkadaşlarından ve kamuoyundan sakladığını, Özal döneminde namaz kılarak (ki, Aleviler diyenler homojen değil ve aralarında namaz kılıp, oruç tutanlar da var) takiyye yaptığını ve '… Genelkurmay başkanı olunca da gerçek yüzünü tüm topluma gösterdi.' diyor. Karadayı'nın 'Aynı zamanda Encümeni Daniş üyesi' olduğunu belirtmeyi ihmal etmiyor.

Şunu kabul etmek gerekiyor ki, Encümeni Daniş üyesi de olan Karadayı'nın 28 Şubat'taki rolü, sakladığı Aleviliğinden değil; içinde yetiştiği zihniyetin, devlet bekası algısı yüzündendir. içinde yetiştikleri otoriter zihniyete göre devletin sürekli ya da konjonktürel olarak ötekileştirdiği her kimlik tehlikedir ve yok edilmelidir. Açık ya da örtülü darbe dönemleri de bu tek doğru ve homojen yapının tahakküm edildiği dönemlerdir. Bu kimlik komünistlik, Müslümanlık, Kürtlük, Alevilik vs. olmasının önemi yoktur.

Baransu'nun Karadayı'nın öğrendiği kimliğini saklamasının nedeni haklı bir merak. Merak haklı ama, çıkarsamalar yanlış. Kimliğini saklaması Karadayı'nın 28 Şubat'taki rolünü açıklamaya yetmez. Çünkü Karadayı'nın meslekteki yükselişi kimliği ile değil, devletin inşa ettiği 'Tük/laik' kimliği sahiplenmesi ve içselleştirmesi ile doğru orantılıdır.

Türkiye'de 'öteki' kabul edilen kimliğin ifade edilmesi zorluğunu anlatmak açısından şu örneği vermekte fayda var. Geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz Şerafettin Elçi, 12 Eylül Darbesi öncesi Ecevit kabinesinde Bayındırlık Bakanı iken içinde büyüdüğü ve uzun yıllardır kendisini öyle tanımladığı Kürt kimliğini, 'Türkiye'de Kürt vardır ve ben de Kürdüm' diyerek 'kamuoyunda' açıkça ifade ettiği için 30 ay cezaevinde kalmış ve 10 yıl da siyasi yasaklı olmuştur.

Baransu'ya mektup gönderen Mehmet Yürek gayet güzel ifade etmiş suçluyu; 'Kemalist ittihat terakki rejimi ... Kalanları da din, dil, kültürel soykırıma tabi tutarak, kimliksizleştirdi. Kişiliksizleştirerek cellatlarının aşıkları olarak düzene entegre etti.'. Karadayı da rejimin kişiliksizleştirerek bu düzene entegre ettiklerinden birisi. Karadayı 28 Şubat sürecinde kendine atfedilen suçlamalar yüzünden yargı önüne çıkacak. Ama ona atfedilen suçların nedeni Aleviliği değil, içinde yetiştiği zihniyetin suçu.

Baransu, yazısında Alevi geçtiği için benim bu yazıları yazdığımı düşünüyor olabilir. Haklı. Ama Aleviliği savunmak için değil, Karadayı'ya atfedilen tüm suçları, saklayarak takiyye yaptığını söylediği Alevi kimliğine bağladığı için.

Karadayı'yı bu nedenlerle savunmam için Alevi olmama gerek yok. Benim için aslolan insan ve vicdan sahibi olmak. Çünkü önce insani kimliğimiz geliyor. Etnik, dinsel, siyasal ve sosyal kimliklerimizi sonradan ediniyoruz. Önce insanız ve vicdan sahibiyiz. Ama değilsek, sonrada edindiğimiz hiçbir kimlik bizi 'iyi' yapmıyor.

CHP'DE YOL AYRIMI YAKLAŞIYOR

Geçen hafta PKK'lı Sakine Cansız'ın ailesine taziyeye giden Hüseyin Aygün'ü kilometrelerce uzakta olan Genel Başkan Kılıçdaroğlu'na şikâyet edenler, disipline gönderilmesini isteyenler 'ulusalcı' hatta 'milliyetçi' Birgül Ayman Güler'in açıklamalarına ne diyecekler?

Çok yazdık, çok söyledik. CHP'de bir arada bulunamayacak dünya, siyaset, sol algısı farklı olanlar var. Kılıçdaroğlu bunları hala bir arada tutarak yol alabileceğini sanıyor ama bu yol çıkmaz sokak. CHP'nin Kürt sorunu karşısındaki tutumu, Yeni CHP ile Eski CHP arasındaki en büyük sınavdır. Bu sınavı verecek olan da Kılıçdaroğlu'dur.

Aygün ve Güler zıt iki CHP'yi temsil ediyor. Bu uzlaşması güç iki CHP: Süreç ikisinden birini tasfiye edecek. İşte Kılıçdaroğlu bunun sınavını verecek. twitter.com/murataksoy