• 27.02.2013 00:00
  • (2331)

 Üç gündür Ankara-İmralı hattında yaşananlar Devlet-Öcalan'ın temel ilkelerinde mutabık kaldıkları yol haritasına (YH) uygun biçimde ilerliyor. 3 Ocak'ta Ahmet Türk ve Ayla Akat Ata'nın İmralı'ya gitmesi çözüm sürecine BDP'nin de dahil edilmesiydi. Bu ziyaretin ardından gerçekleşen Paris suikastleri ikinci BDP heyetinin ziyaretini 50 gün geciktirdi.

2 Ocak 2013'teki 'Öcalan'la görüşülen pakette neler var' başlıklı yazıda devlet ile Öcalan arasında uzlaşılan YH'nın detaylarını yazmıştık. Bu YH, 2012 Mayıs sonundan itibaren yoğunlaşan görüşmelerle mutabık kalındı. Bu YH'nın temel ilkleri aynı kalmakla birlikte detaylarda bazı revize edildi. Öcalan'ın yolladığı mektuplar bu YH'nın detaylandırılmış hali. Yani 21 sayfalık mektupların özü bu YH'dır.

Bu YH'nın bazıları devlet tarafından atılacak adımları bazıları da PKK tarafından atılacak adımları içeriyor. Devlet tarafından atılacak adımlar;

1. madde (Öcalan üzerindeki tecridin kalkması –avukatlarınki devam ediyor-), 2. madde (ana dille savunma hakkı), 3. madde (Yerel yönetimleri güçlendiren büyükşehir yasası) hayata geçti. Bu maddede eksik kalan Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na konulan çekincenin kaldırılması –ki MGK'da bu karar alındı- bir kaç ay içinde olacak. Bu hafta Meclis'e sevk edilen 4. Yargı Paketi'ndeki bazı düzenlemeler, yol haritasının 5. maddesi.

DEMOKRATİK TÜRKİYE DEMOKRATİK CUMHURİYET

YH'nın 6. maddesi vatandaşlık, eşit yurttaşlık, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi yasal düzenlemeleri içeriyor. Siyasal gelişmeler bu konuda iki seçeneği ortaya çıkardı. İlki Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun (AUK) Mart sonuna kadar bir metin üzerinden uzlaşması; olmazsa BDP'nın dışardan desteği ile ya da BDP'nin ortaklığı ile yeni bir anayasa yapılması. Anayasal düzenlemeler YH'nın en önemli maddesi. Çünkü YH'nın temeli 'Demokratik Türkiye'yi inşa edecek yeni anayasada.

Devletin attığı adımlara karşı PKK, de facto olarak eylemsizlik durumuna geçti (4. madde), 4. Yargı Paketi'ni (5. madde) ve anayasal düzenleme (6. madde) izleyen süreçle birlikte eylemsizlik ilanı ve sınırdışına çekilme ve silah bırakma takvimi konusu gündeme gelecek (7. madde).

Son iki madde üzerine devletle, Öcalan arasında bir öncelik sıralaması olsa da ikinci BDP heyetinin ziyareti sonrası yapılan açıklamalarda da çok açık görülüyor ki; devlet de, hükümet de, Öcalan da sürecin sonunun sınır dışına çekilme ve silah bırakma olduğu konusunda uzlaşmış ve kararlı olduklarıdır. Yani çözüm sürecinde irade tam.

YH'nın en kritik maddesinin anayasal düzenlemeler olduğunu yukarıda ifade ettim. Ki, ilk görüşmeye katılan Ayla Akat Ata ve ikinci görüşmeye katılan Altan Tan ve Sırrı Süreyya Önder'in AUK üyesi olmaları, Öcalan'ın heyetten ve Mehmet Öcalan'dan anayasa konusunda kitap(lar) istemesi tesadüf değil, bilinçli, bir tercihtir.

Yeni anayasa sürecini izleyecek süreç ise silah bırakanların hangi mekanizmalarla Türkiye'ye dönüp sosyal hayata katılacaklarıdır.

Öcalan da, devlet de ortak hedefe yani 'Demokratik Türkiye, demokratik Cumhuriyet' kilitlenmiş durumda. Taraflar da bunun yeni anayasadan geçtiğinin farkında.

YENİ CHP'NİN SON ŞANSI

Mektuplar ilgili taraflara ulaştı. Kandil, Avrupa ve BDP bu mektuplara itiraz ve katkılarını en kısa sürede Öcalan'a iletecekler. Öcalan'da YH'na uygun olarak ilk görüşmede ertelenen o çağrıyı yapacak.

4 Ocak 2013'teki 'Öcalan 21 Mart'tan önce çağrı yapacak' başlıklı yazımda; 'Bu süreçte önemli hale gelen Öcalan'ın İmralı'ya gelenler üzerinden vereceği mesajdır. Yol haritasına uygun olarak devletin beklentisi Öcalan'ın 21 Mart Nevruz öncesinde PKK'ya sınır dışına çekilmesi yönünde çağrı yapmasıdır. Süreçte kesinti olmazsa bu çağrı bugünlerde gelecektir' demiştim.

Paris suikastleri bu çağrıyı erteledi. Bu çağrı Öcalan tarafından yapılacak. Çağrının iki maddelik içeriği olacak. İlki 21 Mart Nevruz'la birlikte eylemsizlik, ikinci maddesi ise koşullara uygun hale gelir gelmez –ki bu da anayasa sürecine bağlı yani Mayıs değil Temmuz ve Ağustos'ta- sınır dışına çekilme.

Yazıyı BDP ve CHP konusunda iki uyarıyla bitirelim. Dün BDP grup toplantısında konuşan Selahattin Demirtaş'ın gerek söylemi gerekse söyledikleri sürecin aktörü olmamalarından kaynaklanan bir rahatsızlığı ifade ediyor. Ama bunlar geç kalmış çıkışlardır.

Kürt sorununa destek CHP'yi bölebilir demiştim. Sanırım yanılıyorum. CHP'nin son gelişmeler konusunda aldığı negatif tavır onu, 'yeni' değil 'eski'ye, yenilikçiliğe değil ulusalcılığa yaklaştırıyor. CHP'nin bu büyük değişim sürecinin dışında kalması partiyi oy olarak olmasa da siyaseten marjinalleştirebilir. 'Çözüm süreci'nin parçası olmak ve onu daha ileri taşımak, Yeni CHP iddiası için belki de son şans olabilir.

twitter.com/murataksoy