• 27.03.2013 00:00
  • (2156)

 Diyarbakır Nevruz Meydanı'nda Öcalan'ın PKK'ya 'artık silahla mücadele dönemi, demokratik siyaset dönemi başladı' çağrısı PKK'da karşılığını buldu ve de facto olarak 3 aydır süre eylemsizlik de jure hale geldi. Şimdi sıra PKK'nın Türkiye'deki unsurlarının sınır dışına çekilmesinde.

21 Mart'ta Nevruz'da barış ilanını takip eden 22 Mart'ta İsrail defalarca kapsından döndüğü özür kapısını sonuna kadar açtı ve Türkiye'den özür diledi. Bu hem tazminat hem de Gazze'ye uygulanan ablukanın da kalkması anlamını taşıyor.

Peşpeşe yaşanan iki gelişme arasında AK Parti cephesinden gelen 'bir bağlantı yok' açıklamasına rağmen ben ilişki olduğunu düşünüyorum. Bu ilişki, eş zamanlı işleyen 'iki değişim dalgasının' kesişmesidir.

Bu değişim dalgasının biri içsel, diğeri dışsaldır.

İçsel olan 1990'larda başlayan toplumsal değişim dalgasının siyaset dışı müdahalelere rağmen devam etmesi ve nihayet 2000'ler sonrasında AK Parti'nin siyasal taşıyıcılığı ile başlayan siyasi normalleşme sürecidir.

Dışsal olan ise 1989'da iki kutuplu dünyanın sona ermesi ile ortaya çıkan yeni küresel düzen arayışının yol açtığı değişimdir. Türkiye'nin şansı, bu iki değişim dalgasının eş zamanlı yaşanması, çakışması ve birbirini beslemesidir.

Türkiye siyaseten normalleşme yaşarken; Türkiye'nin bir parçası olduğu Avrupa ekonomik krizle küresel oyun kuruculuk rolünü kısmen yitirdi. Arap Uyanışı ise Ortadoğu'da yeni bir süreci başlattı. Bu durum küresel denklemde Türkiye'nin hem Avrupa'da hem de Ortadoğu'da önünü açtı.

Türkiye'nin yakaladığı bu fırsattan yararlanması, dünyada yaşanan değişimin parçası olmasının yegane yolu içerde başlayan normalleşmenin devamı yani daha fazla demokratikleşmedir.

AK PARTİ FARKI

Dünyada 1960'lardan itibaren başlayan bu değişim dalgasını ideolojik ve siyasi olarak okuyan tek aktör AK Parti'nin kurucuları ve bu siyasetin fikri ve düşünsel taşıyıcılarıdır. AK Parti'nin şansı bu değişim dalgasının okuyan kadro tarafından kurulmuş olmasıdır.

Bu kadro için Kürt sorununun çözümünün partinin 2001 yılında kuruluş bildirgesine konmasının anlamı budur. Askeri vesayetin gerilemesiyle 2005 sonunda MİT'in Öcalan'la başlattığı görüşme süreci bu hedefin parçasıdır. 2005 yılında başlayan süreç, 21 Mart 2013'de meyvesini vermiştir. Türkiye'de iç değişimi sürdürme konusunda büyük adım atmıştır.

22 Mart'ta İsrail'in dileği özür, iç değişim dalgasının, dış değişim dalgası ile kesişmesidir. İsrail'in Türkiye'den dilediği özür sonuçları itibari ile dışsal değişim dalgasında Türkiye'yi hem Ortadoğu'da hem de dünya da başka bir noktaya taşımıştır.

Türkiye'nin ve AK Parti'nin iki gün üst üste elde ettiği bu siyasal başarıyı hala okuyamayan muhalefetin olması üzücü. Muhalefetin bu durumda olmasının temel nedeni Türkiye'nin içindeki değişim dalgasını okuyamıyor olmasıdır. Okuyamadığı için siyasi olarak tıkanıyor.

Örneğin Kürt sorununun çözümü ve PKK'nın silah bırakılması için başlatılan sürece gerek MHP'nin gerekse CHP'nin verdiği tepkiler bunun göstergesi.

MHP, sürece açıktan karşı çıkarak siyaseten bir pozisyon savunuyor. Burada kafası karışık olan CHP. CHP'nin süreci açık olarak destekleyip, desteklemediğini bilmiyoruz. Genel başkan sessiz kalarak ve bazı şartlar öne sürerek desteklerken, bazı genel başkan yardımcıları ve grup yöneticileri açıktan karşı çıkıyor. CHP'nin bu sürece bakışının ortalaması; 'bekle gör'.

Oysa böylesine büyük bir değişim dalgası üzerinde olan Türkiye'nin ana muhalefet partisinin bu sürecin dışında durmasını anlamak mümkün değil.

CHP durumun ne kadar kritik olduğunun farkında ki, 21 Mart'taki Nevruz'da Öcalan'ın mektubunun okunmasından sonra Ankara'da bulunan MYK üyeleri genel başkanın çağrısı ile toplantı yapıyorlar. Sonuç var mı derseniz? Sadece sesszilik.

AKİL İNSANLAR CHP'YE LAZIM

Evet çözüm sürecinin başlaması ile 'Akil İnsanlar' listesi için isimler piyasada dolaşmaya başladı. Oysa çözüm sürecinin Akil İnsanlara ihtiyacı yok. Akil İnsanlara ihtiyacı olan tek kurum var o da CHP.

19 Haziran'da 'CHP'nin de 'Akil Adamlar'a ihtiyacı var' diye yazmıştık. Ve şöyle demiştik; 'CHP'nin bu yeni fikir ve sözü üretmesinin yolu da parti dışında olan, Türkiye, sol, siyaset üzerine konuşan, tartışan, onların deyimiyle Akil Adamlar ile temas kurmasından geçiyor. AK Parti'nin kuruluşundan bu yana yaptığı ve 2007 seçimlerinde zirve yapan dönüştürücü, etkileyici koalisyonların benzerini bugün CHP başlatmalıdır. CHP, hızla bir Akil Adamlar koalisyonu kurmalıdır. Bu, CHP'nin yenileşme ve dönüşmesi içinde bir tür sigortadır. Bu açıdan bakıldığında bugünkü şartlarda CHP'nin şansı fazladır. Böyle bir süreç sadece CHP'ye katkı sağlamakla kalmaz. AK Parti'ye de, siyasete de, Türkiye'ye de büyük katkı sağlar.'

CHP için ihtiyaç artarak devam ediyor.

twitter.com/murataksoy