• 17.04.2013 00:00
  • (2763)

 Çözüm süreci ile birlikte yabancısı olmadığımız bir tartışma yeniden gün yüzüne çıkmaya başladı: Aleviler. Son dönemde anlaşılması güç biçimde 'Aleviler çözüm sürecine karşı' hissi kamuoyuna yayılmaya çalışılıyor.

Bu Alevilerin yoğun olarak CHP'ye oy vermelerinden mi yoksa etnik olarak çoğunluğunun Türk/men olmasından mı kaynaklanıyor, bilmiyoruz.

Peki bu ne kadar gerçek, Aleviler çözüme karşı mı?

Alevilerin bireysel olarak çözüme karşı olması mümkün değil. Aleviler, her şeyden önce Aleviliğin, insani, vicdanı duruşu gereği bireysel olarak barışı şartsız destekler ve sahip çıkarlar.

Öcalan'ın 21 Mart'taki çağrısında Alevileri anmaması bu gerçeği değiştirmez.

İkinci olarak Alevilerin çoğunluğunun son iki yıl içinde CHP'de yoğunlaşması yani CHP'yi desteklemeleri de bu gerçeği değiştirmez.

Üçüncü olarak PKK'nın yönetimindeki bazı isimlerin Alevi olması da bu gerçeği değiştirmez.

Çünkü o isimlerin PKK içinde yer alması Alevi hakları üzerinden değildir. Ve o isimler 'Kürt sorunu çözüldü, şimdi Alevilerin hakları için dağda kalalım' demeleri mümkün değildir.

Dördüncüsü de; her konudan kendilerine siyasal pozisyon üretme ve karşıtlıklarının meşrulaştırma amacında olanların Aleviler konusunda yazması da bu gerçeği değiştirmez.

Ancak şu vardır. Türkiye'de Aleviler etnik kimlik olarak çoğunlukla Türk/mendirler. Son yıllardaki kişisel deneyimlerimden çok iyi biliyorum ki, Türkiye'nin Batısı'nda yaşayan Aleviler, Kürtlere bakışı ortalama bir Sünni/Türk refleksi gibidir. Kürtlere mesafelidir. Bunun nedeni de kültürel bir kimlik olarak Alevilerin, etnik kimlik düzleminde kendilerini Türk/men tanımlamalarıdır. Bu açıdan Aleviler çözüme karşı değildir. Olsa olsa Kürtlere mesafelidir

Bu durumun istisnası etnik kimlik olarak kendini Türk değil Kürt tanımlayanlardır. Bu durumun yansımasını bazı Doğu Anadolu illerinde izlemek mümkündür. Buralarda CHP'nin çözüme mesafeli durması Kürt Alevilerin CHP'ye mesafe alarak BDP'ye yaklaşmasına yol açabilir.

Daha önemlisi de, kendi kurumsal önceliklerini Alevilerin temel hak ve özgürlüklerinin önüne koydukları için eleştirdiğim Alevi kurumları da sürece açıkça karşı değil.

Bu yüzden Aleviler çözüm sürecine karşı tezi Alevilere haksızlıktır.

Alevilerin tedirginliği çözüm sürecinden sık sık vurgu yapılan 'İslami ortaklık' olabilir. Tarihte yaşananlar bu tedirginliği haklı çıkaracak örneklerle dolu. Fakat diğer taraftan iktidarda ülkeyi demokratikleştirmeyi hedefleyen bir AK Parti hükümeti vardır. Yani hükümet açısından Kürtler 'in', Aleviler 'out' değildir.

AK PARTİ VE ÜÇ AÇILIM

AK Parti'nin 11 yıllık iktidarı zaman zaman zigzaglar çizse de hedefi demokratik bir Türkiye olmuştur. Bunu sadece çözüm süreci ile sınırlı tutmak haksızlık olur.

Bugün Kürt sorunu olarak tanımladığımız durum, Kürtlerin hak ve özgürlüklerinin kamusal alanda tanınmaması ve kimliklerinin yok sayılmasıdır. PKK, Kürtlerin sorunlarını şiddet kullanarak Türk ve dünya kamuoyuna duyurmuştur.

Nitekim Öcalan'ın 21 Mart'ta yapmış olduğu konuşmada da; silahlı mücadeleden demokratik siyasete geçilmesinin temel varsayımı Kürtlerin varlığının tanınması ve haklarının yasal güvenceye siyaset yoluyla gerçekleşebileceğidir.

Bugün Kürtlerin hak ve özgürlükleri konusunda gösterilen hassasiyetin toplumdaki tüm farklılıklar için gösterilmesi zorunluluktur. Ki AK Parti bu gerçeğin farkında. 2009'da başlattığı açılımlarla bunu gösterdi.

Demokratik açılım bunlardan biriydi. Habur ve Silvan'da kesintiye uğrasa da hükümet iradi olarak sahip çıktığı için bugün çözüm sürecinin içindeyiz.

Aynı şekilde başlatılan Roman açılımı, Roman vatandaşların hukuk önünde eşit sayılması ve onların gündelik hayatta karşılaştıkları sorunları çözmeyi hedefledi. Bu konuda bürokrasiden kaynaklanan sorunları geçtiğimiz hafta Taraf'tan Sezin Öney yazdı.

YENİ BİR ALEVİ AÇILIMI ŞART

Hükümetin başlattığı bir diğer açılım ise Alevi açılımı oldu. Toplumun farklı kesimleriyle yapılan çalıştaylar, hazırlanan raporlar ve süreç içinde atılan bazı adımlara Alevilerin ve Aleviliğin devlet katında tanınması açısından olumlu ama sorunları çözme açısından yeterli olmamıştır.

Eksik de olsa Aleviliğin ders kitaplarına girmesi, Alevi klasiklerinin DİB tarafından yayınlanması gibi olumlu adımlar atılmıştır ama bunlar yeterli değildir. Özellikle sembolik açıdan önemli olan Cemevlerinin resmi statüsü, zorunlu din dersinin (Alevilerin algısı bu) varlığı sorun olmaya devam etmektedir.

Bu sembolik sorunlardan daha ağırı vardır; Alevlerin son yıllarda kamusal alanda ve özellikle bürokrasi ve yerel yönetimlerde karşı karşıya oldukları ayrımcılıktır. Bu Alevilerin giderek ikincilleşmesi ve ötekileştirilmesi anlamına geliyor.

Alevileri bu şekilde dışlayanların farkında olmadıkları, bunun Alevileri ideolojik akraba oldukları CHP'ye daha da yaklaştırmasıdır. Bu açıdan da Aleviler çözüm sürecine karşı değil ama AK Parti'ye karşıdırlar.

Aleviler konusunu önümüzdeki dönemde çokça konuşacağız gibi görünüyor.

Bu noktada AK Parti'ye siyaseten önemli bir sorumluluk düşüyor: Aleviler CHP'ye oy verse de; 2009'da başlatılan ama sorunları tam olarak çözmeyen sürecin yeniden başlatılması Türkiye'de farklılıkların kamusal alanda ve hukuk önünde eşitliği açısından önemlidir.

twitter.com/murataksoy