• 8.05.2013 00:00
  • (2538)

 Kısacık geçmişiyle Taraf pek çok insanın hayatına dokundu. Onlardan birisi de benim. Ama itiraf etmeliyim ki Taraf'ın bana maliyeti ağır oldu. İyi niyetle haberin sonuna düşülen bir açıklamanın -onca şahide rağmen- gazete tarafından 'askeri bir dil' ile yalanlanması çok isteyerek gittiğim Taraf maceramın sonu oldu. O gün istifa ettim. Yeni Şafak'a dönme sürecim, ailemden biri gördüğüm, kardeşim kadar değer verdiğim ve gelecekte Türkiye'nin parlak beyinlerinden biri olacağına inandığım İlhan Döğüş'ün dostluğunu kaybetmeme yol açtı.

Türkiye'de pek çok değişimin kapısını aralayan Taraf, bu kez kendisi değişiyor. Taraf gibi bir gazetede yaşanan bu tür bir değişim, 'barış mı demokrasi mi' sorusunu aşan daha derin bir fikir ayrılığını ifade etmektedir. Ve açıkçası azımsanmayacak önemde derin bir siyasi ayrışmadır.

Bu tartışmanın bir benzerini 2007 yılının sonunda yaşadık. 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra Türkiye yeni anayasayı tartışırken; Başbakan Erdoğan, İspanya'ya yaptığı bir gezide soru üzerine başörtüsü konusunda bir düzenleme olabileceğini söylemesi ile başladı. Gündeme gelen yasal düzenleme, AK Parti'ye siyaseten destek veren sol liberal/özgürlükçü sol/laikler arasında bir ayrışma yaşanmasına yol açtı. Bir grup, önceliğin yapısal değişim olduğunu ileri sürerek başörtüsü konusunda yapılacak düzenlemeyi eksik bulduğunu ifade ederken; benim de aralarında bulduğun diğer grup, Türkiye'de sorun alanlarını ortadan kaldıracak her adımı desteklemenin doğru olduğunu savunduk.

Sonuçta öğrencilerin başörtülü olarak üniversiteye gidebilmelerini düzenleyen değişiklik TBMM'de 411 oy ile kabul edildi. '411 oy kaosa kalktı' manşetlerinden kendisine vazife çıkaran AYM, düzenlemeyi yasa koyucunun yerine koyup siyaseti katleden bir kararla iptal etti. Ardından AK Parti hakkında kapatma davası açıldı. Bu düzenleme de davanın temel gerekçelerinden birisi oldu.

AK PARTİ ALERJİSİNİN NEDENİ

2007'de 'başörtüsü/anayasa' arasında kurulan ilişkinin bir benzeri bugün 'barış/demokrasi' arasında kurulmuş durumda. 2007'de başörtüsü düzenlemesine karşı çıkan benzer isimler, benzer teorik argümanlarla 'barış için demokrasi feda edilmez' noktasında. Ki, barış, demokrasi için risk değil tersine demokrasinin derinleşmesi için fırsattır. 2007'de başörtüsü düzenlemesini destekleyenler bugün de barış sürecinin yanında. Başörtüsü düzenlemesinin zamanlamasını yanlış bulanlar, 'demokrasi barışa feda edilemez' noktasına savruluyorlar.

Son tartışmada demokrasi vurgusu yapanlar, kendilerinden daha sert çizgide duran 'AK Parti/Erdoğan karşıtları'ndan daha yumuşak bir yerde duruyorlar. Durdukları bu pozisyon 'AK Parti alerjisi'nden kaynaklanmaktadır.

AK Parti alerjisi, kendilerinin ya da kendisi gibilerinin yapması gerekenleri AK Parti'nin yapmasından duyulan ve temelinde 'siyasi' olan rahatsızlık yatmaktadır. Bu grup içinde yer alanlar, AK Parti'ye askeri vesayet dahil pek çok konuda destek verdiler. Ayrılık Kürt sorununun çözümüne geldiğinde başladı. AK Parti'nin Türkiye'nin en temel sorununu siyaseten tek başına çözme iradesi bu ayrılığı getirdi.

Taraf'ta yaşanan sert tartışmanın ve ayrılığın temelinde olan bu ayrışmadır. Bu tartışmanın çözüm sürecinin en önemli günlerinde yaşanması bu açıdan tesadüf değildir. Yaşanan fikirsel ayrılık beklenmeyen değil adım adım gelinen bir noktadır ve AK Parti alerjisini duyanlar ve bu alerjiyi paylaşanlar Taraf'ta siyaset yapmaya, siyasi muhalefet yapmaya devam edeceklerdir.

Günlük bir gazeteyle muhalefet yapmak siyaset araçlarından biridir ama imkanları sınırlıdır. Aslolan siyaseti toplumsal alanda ve hayatın içinde yapmaktır.

Bu bahsi şu notla kapatalım; Taraf'ta sadece siyaseten AK Parti alerjisi olanların değil, 'kendilerinin olmayan, kendilerinin parçası olmadıkları çözüme' karşı olanlar var. Kabul edelim ki siyaset dışı bu işbirliği siyaseten ete kemiğe bürünmeden başarılı olma şansı yoktur. Ete kemiğe bürünürse de şansını hep beraber görmüş oluruz. Siyaset dışında durup, siyaseten en özgürlükçü önerileri savunmak bu açıdan popülizmden başka bir şey değildir.

BARIŞ YOLUNDA BİR BÜYÜK ADIM DAHA

Bugün PKK'nın silah bırakması yolunda önemli bir adım atılıyor. Türkiye'deki PKK'lıların sınır dışına çekilmesi hem barış hem de demokrasi için büyük bir fırsat sunmaktadır.

Bu fırsatın kullanılması ise demokrasiyi derinleştirecek adımlar atmaktır. İlk adım yeni anayasa yapılana kadar, ertelenmeyecek yasal düzenlemeleri hayata geçirmek olabilir.

twitter.com/murataksoy