• 5.06.2013 00:00
  • (2079)

 Türkiye bir haftadır önemli bir toplumsal hareketlilik içinde. Gezi Parkı'nı korumak için başlayan protestolar bambaşka bir boyut kazanmıştı ki dün yaşanan görüşme trafiği, hepimizin ihtiyaç duyduğu sağduyuyu sağladı.

Gezi Parkı'na yapılacak projeyi sivil bir inisiyatif olarak protesto eden Taksim Platformu ve onlara destek verenlere polisin kullandığı orantısız şiddetle tırmanan olayları, en genel sınıflama ile üçe ayırmak mümkün. 1. Projeye itirazı olan STK ve gönüllüler, 2. AK Parti'nin sosyal ve gündelik alandaki politikalardan rahatsız olanlar ve 3. AK Parti/Erdoğan karşıtlığını varlık nedenleri sayan toplumsal kesimler.

Gezi Parkı'nda yapılamak istenen projeye itiraz eden sivillerin bütün derdi çoğunluk gücüne dayanan, bunu siyaset yapmak için yeterli gören siyasal tasarrufa itirazdır. İstekleri yereli ilgilendiren proje ve uygulamalarda alınacak karar, uygulanacak projelere katılımdır. Taksim Platformu'nun temel talebi budur. Polisin bu grubu ilk gün ve ikinci gün uyguladığı orantısız şiddeti ikinci ve üçüncü grupları devreye sokmuştur.

EYLEMLER BİTMELİ

İlk iki grubun ortak keseni 'yaşam tarzı'ndan duydukları endişeleri şiddet dışı eylemlerle dile getirmeleri idi. Bu yönü ile sivil ve şiddet içermeyen bir eylemlilikti. Bunların makro yani genel siyasete ilişkin itirazları ise toplumsal farklılıkların, farklı yaşam tarz ve görünürlüklerinin kamusal alanda varlığının siyasal kararlarla homojenleştirilmesinedir.

Protesto ve eylemleri tehlikeli hale getiren ve boyut değiştirmesine yol açan, ideolojik olarak 'AK Parti/Erdoğan karşılığını' siyasal duruş ve varlık nedeni haline getiren grupların daha baskın ve görünür hale gelmesidir. Bu grup, tüm protestocular arasında ideolojik ve meşruiyet olarak en zayıf olmalarına rağmen sahip oldukları örgütlülük ve şiddete yakınlık ile en güçlü hale geldi. Bu yönü ile bunların sivil olduklarını söylemek de güçtür.

Darbe girişimleri-Ergenekon-Silivri hattında AK Parti/Erdoğan'a yönelik her türlü kalkışmanın içinde olan İP'den TGB'ye kadar geniş gruptakiler, haklı gösteri ve taleplerin, uyguladıkları şiddet ve kamu malına verilen bilinçli zararlarla haksız duruma dönüşmesine yol açmışlardır. Bu arayışlar, bugüne kadar başarılı olamadığı gibi bundan sonra da başarılı olma şansı yoktur.

Bu aşamada, ilk iki gruptakilerin kendilerini olabildiği ölçüde bu son gruptakilerden ayırmasında fayda var. Bu açıdan dünkü gelişmelerden sonra ilk iki gruba ait olanlar eylemliliklerini sona erdirip, bunları farklı kanallarla kamusallaştırmalarında yarar vardır.

Bu olaylarda en büyük sınavı hükümet veriyor. Geçmiş 10 yıllık deneyim AK Parti ve Başbakan Erdoğan'ın toplumun farklı kesimlerinden gelen yaşam tarzlarına yönelik endişelerin giderilmesi konusunda adımlar atabileceğini göstermektedir. Bunun için ilk adım Gezi Parkı konusunda temas, diyalog ve empati kurulmasıdır. Dünkü gelişmelerin bu yolda önemli bir adımdır. Bunun ikinci adımı Taksim Platformu'nun hükümet ve Cumhurbaşkanı ile görüşmesi olacaktır.

KUTUPLAŞMAYA HAYIR

Türkiye önemli bir değişim döneminden geçiyor. Çözüm süreci bu dönemde toplumsal barış ve birlikte yaşamak için önemli bir fırsat. Bu fırsatın kullanılması için bu süreçte siyasal üslup nem kazanmaktadır. İçinde olduğumuz toplumsal değişim süreci, azlık-çokluk ya da yüzde 50'lerin karşıtlık üzerine konumlandırarak kutuplaştırması yanlıştır. AK Parti ve Erdoğan'ın geçmiş 10 yıllık performansı tam tersine kucaklayıcı bir siyasal dile sahip olmuştur. Tüzükteki 3. dönem kısıtlaması ve 2014-2015 seçimlerinin parti üzerinde belli bir baskı oluşturduğu izlemi var. Yine de AK Parti ve Başbakan'ın kucaklayıcı dili ve farklı toplumsal kesimlerin endişelerini giderecek adımlar atması, sahici temaslar kurması ve sembolik adımlar her zamankinden önemli hale gelmektedir. Aksi tekdirde 'yaşam tarzı' dayatma algısı devam eder.

AK Parti'ye oy vermiş, AK Parti'nin vesayetle mücadelesini desteklemiş, vesayet kurumlarının yapısal değişimlerine evet demiş, darbe girişimlerine, Ergenekonculara karşı çıkmış yüzde 50 içinde yer alan biri olarak, sırf AK Parti yapıyor diye her uygulama doğru ve iyi diye bakmamız mümkün değil. AK Parti'nin makro düzlemde demokrasi mücadelesinde onun yanında olduğumuz gibi bu demokrasi ve çoğulculuğu mikro alana yayılması için bu süreçte bize düşen görev eleştiri oldu. Umarız bir haftalık süreçten herkes gerekli dersi çıkarır.

twitter.com/murataksoy