• 21.06.2013 00:00
  • (2030)

 Gezi protestoları sadece ülkede değil tüm dünyada ilgi uyandırdı. Dünyanın farklı yerlerinde yapılan destek eylemleri iletişimin küreselleşmesi kadar Türkiye'nin bölgede ve dünyada 'sıradan' bir ülke olmadığını da gösterdi. Dünyanın herhangi bir yerinde olan olayı nasıl akıllı telefonlarımızdan izliyorsak, aynı şekilde dünya da bizi izliyor.  

Dünyanın farklı yerlerindeki örneklerinde olduğu gibi bizde de gençler, eğitimliler olayların başrolünde yer aldılar. Tunus'ta mühendislik eğitimi olmasına rağmen iş bulmayan Bouazizi'nin kendini yakması ile başlayan değişim sürecinin aktörleri gibi bizdekiler de gençler. Sosyal medyada etkili oldular ve bir tür özgürlük talibini dillendiriyorlar. Tunus, Mısır, Libya'da henüz değişim istedikleri gibi olmasa da bir değişim süreci başladı.

Artık tarih belki yıllar sonra yeni bir 'özne'nin tarih sahnesine bu olaylarla iyice çıktığını yazacak.

Gençler sadece Kuzey Afrika'da değil, İspanya'da Indignados ile Madrid ve Barcelona'da, Yunanistan'da Syntagma Meydanı'nda, İsrail'de Rothschild Bulvarı'nda, İngiltere'de Tottenham'da, Amerika'nın Zuccotti Parkı'nda birbirine benzer amaçlarla çıktılar. Tenleri, dinleri, kültürleri farklı olsa da daha çok özgürlük, daha çok adalet, daha çok eşitlik talebinde bulundular. 

EGEMENLERİN ÜZERİNDE DOLAŞAN RUH

Kısaca küreselleşme siyasal taleplerin de, onların ifade edilme biçimini de etkiledi. Tüm bu yaşananları, devlet-birey arasındaki değişim ve gerilimi, küreselleşme ile birlikte devletin ve bireyin dönüşümünü tartışan iki isim var. Duke Üniversitesi edebiyat profesörü Michael Hardt ve Otonom Hareketi'nin kuramcısı olan Antonio Negri.

2000 yılında yazdıkları İmparatorluk'ta (Ayrıntı Yayınları, 2001) ulus-devletlerin küreselleşmenin getirdiği yeni koşullara adaptasyonunu uzun uzun tartışır. Devletlerin yeni durumunda küresel egemenlik halinin devamını kuramsal olarak 'İmparatorluk' olarak tanımlarlar. Küreselleşme ile birlikte bilgi ve sermayenin seyyaliyeti, egemenliği belli sınırları olan topraktan alır, onu topraksız ve sınırsız hale getirir. 

Küreselleşme bireye özgürlük alanlarının genişletebileceği alanlar sunduğu kadar devlet/ler/e de düzeni sürdürebilmesi için yeni imkânlar sunduğunu anlatırlar. Hardt ve Negri yine aynı kitapta İmparatorluk Çağı'nda bireyin yeni imkânlarının önemini sunarak İmparatorluk ile mücadele araçlarını tartışır.

İmparatorluğa karşı ortaya koyduğu en büyük güç ise 'Çokluk'tur. (Ayrıntı Yayınları, 2004) Hardt ve Negri 'Çokluk'u, özetle farklılıklarını koruyan bireylerin birliktelikleri olarak yorumluyorlar. Yani özgür, eşit ve farklı bireylerin ortaklığı. 

Hardt ve Negri'nin Arap uyanışı ile başlayan İspanya, Yunanistan, İsrail, İngiltere ve Amerika ile devam eden gençlerin taleplerini seslendirdiği olaylardan sonra bir 'duyuru' yayınlar. Duyuru (Ayrıntı Yayınları, 2012) yıllar önce Seattle ve Cenova'da gençlerin küresel sermayeye karşı duruşları ile başlayan ruhun Tunus'ta Bouazizi'nin kendini yakması ile yeniden ortaya çıktığını ve tüm diğer ülkelerdeki olayların ise aynı ruhun tezahürü olarak okur ve yorumlarlar. Kitap diğerlerine göre çok küçük ama önemlidir. Gezi protestoları başladığında bu kitap aklıma geldi ve kitabı tweeterda atmıştım.

Kitabın içindekiler bölümü bile fazlasıyla öğreticidir. Bayrağı devral ile açılış yapan kitap daha sonra bütün bu süreçlerde özne olarak ortaya çıkanları; borçlandırılanlar, medyalaştırılanlar,  güvenlikleştirilenler ve temsil edilenler. 

Gezi üzerine yazdığım analizlerde sürekli olarak sosyolojik değişimi görmeye ve bunun toplumsal nedenlerini ve geleceği nasıl etkileyeceğini anlamaya çalıştım. Meydana çıkanların zihinsel dünyalarının dünyadaki diğer gençlerden farklı olmadıklarını gördüm. Gençler, Son 10 yıl içinde AK Parti'nin sağladığı demokratikleşme ortamına rağmen daha fazla özgürlük, adalet ve eşitlik istiyorlar. Özel alanlarını korumak istiyor, onun sınırlandırılmasına karşı çıkıyorlar. AK Parti'ye siyaseten alternatif olabilecek bir siyasetin yol haritasını çiziyorlar.

Bu ruhu meydanlara çıkanlar içinde meşruiyetlerini ve siyaset algılarını bir tür siyasetsizlik olan AK Parti ve Erdoğan karşıtlarının anlaması mümkün değil. Onlar bildik sloganlarla, eski ezberlerle devam edeceklerini sanıyorlar. Uyguladıkları vandalizmle haklı taleplere gölge düşürdüler.

ÇOKLUK SİYASETİNİ ARIYOR

Ama daha çok özgürlük, daha çok adalet ve eşitlik isteyenler, özgürlüklerine müdahale olduğunu düşünenler hala kendileriyle konuşulmayı bekliyor. Korku, endişe ve kaygıları yersiz olabilir belki ama ikna edilmeyi bekliyorlar. Çünkü onlar Hardt ve Negri'nin ifade ettiği 'çokluk'un içindekiler.

Pek çok kişi için Hardt ve Negri'nin bu kitaplarını modern Komünist Manifesto olarak anlıyor. O halde Menifesto'nun sonunu güne uyarlayarak bitirelim. 'Çokluk'un içindekilerin zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yok. Bir dünya var kazanacakları. Bütün 'çok'lar birleşin!'

twitter.com/murataksoy