• 28.08.2013 00:00
  • (2068)

Batı'nın Suriye'ye müdahalesinin gündeme geldiği bugünlerde başlıktaki soru yersiz ve zamansız gelebilir. Belki de tam zamanı.

Her siyasi analiz kaçınılmaz şekilde belli bir zihniyet alt yapısına dayanıyor ve apriori olarak kabullenilen varsayımlar üzerine inşa ediliyor. Yazarın okuyucuya tat verebilmesi, onunla olumlu bir ilişki kurabilmesi genellikle bu ön kabullerin ortak olmasına bağlıdır.

Kutsal kitabı olan her din de, özünde kutsal kitabın yorumuna ve o yorum üzerinden gerçekleşen bir pratiğe dayanır. Bu yüzden her din içinde birden farklı tarikat, mezhep ve yorum vardır. Ve her biri kendisinin daha açıklayıcı olduğunu düşünür. Bu açıdan referansı kutsal kitap olan hiçbir din, tek doğru, tek yorum ve tek gerçek iddiasında olamaz. Dinler içindeki çoğulculuk esas olarak bundan gelir.

DİN DEĞİL SİYASET

Bugün İslam dünyası içinde de farklı dini yorumlar, farklı mezhepler ve farklı tarikatlar var. Bunun nedeni yukardaki çoğulculuk. Dinin yorumu bugün, 'şeriat devleti' denebilecek katılıkta İslam yorumu yapılan Müslüman ülkelerden Türkiye gibi İslam'ın demokratik sistem içinde yaşandığı ülkelere kadar, çeşitlilik göstermektedir.

Ancak bu yorumlar içinden İslam'ın tek gerçek yorumunu yaptığını düşünen ve bunun için şiddet kullanarak farklı olanları 'doğru yola' getirmeyi düşünen akımlar var. Günümüzde Selefi akımlar olarak karşımıza çıkan bu gruplar, şiddeti giderek meşruiyetlerinin tek aracı haline getirmekteler.

İslam konusunda ya da dinin ortak bir değer olarak içselleştirilmesi ve Müslüman ülkelerin ortak hareket etmesi konusunda şu gerçeği görmek gerekiyor: Müslüman olmak, ortak dini değerleri paylaşmak ulus-devlet sınırlarını ortadan kaldırmıyor.

Bazı ülkeler siyasal ve ekonomik güçleri doğrultusunda çevresindeki İslam ülkelerine de hamilik etmeye çalışıyor. Hatta kimi ülkeler bunu Müslüman olmayan Batılı ülkelerin hamiliğinde gerçekleştirmeye çalışıyor.

Bütün bu tablonun özeti şudur; ulus-devlet sistematiği devreye girdiği andan itibaren ilişkiler 'din' üzerinden değil 'siyaset' üzerinden şekillenir.

Suudi Arabistan ve İran İslam'ın iki farklı yorumu ile Müslüman dünyanın önde gelen ülkeleri. Ve bu öncülük dini yorumlarının gücünden ve açıklayıcılığından değil; siyasal ve ekonomik konumlarından geliyor.

DİNSEL DEĞİL EVRENSEL DEĞER

Türkiye'yi diğer İslam ülkelerinden ayıran temel farkı -eksik de olsa- demokrasi deneyimi ve laik modeliydi. Türkiye'nin bu durumu pek çok İslam ülkesi için örnek oldu. Hatta Türkiye'nin bu politikası Somali'de radikal İslamcı gruplar tarafından 'İslam'a aykırı' diye saldırıya bile uğradı. Türk dizileri kimi ülkelerde İslami ve toplumsal değerler gerekçe gösterilerek yasaklandı.

Son yıllarda Türkiye, izlediği aktif ve yapıcı dış politika ile bölgede önemli bir güç oldu. Arap Baharı ile başlayan süreç Türkiye deneyiminin önemini bir kez daha ortaya koydu. Bu süreçte Türkiye'yi önemli kılan, onu model ülke yapan temel özellikleri Batı'ya dönük yüzü, demokratik sistemi, İslam-demokrasi birlikteliği ve ekonomik başarısı oldu.

Arap Baharı'nın bir anlamda 'modeli' olan Türkiye, bu sürecin kendine sunduğu yeni fırsatları, Batı'ya dönük yüzü, demokratik sistemi, İslam-demokrasi birlikteliği gibi siyasal değerler üzerinden değil de görünür bir 'İslam' vurgusu üzerinden pekiştirmeye çalışması nedeniyle kullanamamış oldu.

Üstelik rüzgârların tersine dönmesi ile Türkiye'nin en güçlü ve başarılı yönü olan dış politika tıkanmaya başladı. Bu tıkanmaya yol açana rüzgârın tersine dönmesi, Batılı ülkelerden çok Suudi Arabistan ve İran'ın bölgesel denklem içindeki konumlarından kaynaklandı.

Evet, Türkiye Mısır'da siyasi ve vicdanı olarak doğru yerde duruyor. Ancak dış siyasette ilişkiler siyasal doğrular kadar, reel politik gerçekler tarafından da şekillenmektedir.

Bu durumda şu sorular haklı olarak gündeme geliyor; Türkiye'nin din vurgusunu bu kadar öne çıkarması Arabistan ve İran'ı siyaseten dengelemek için mi yoksa dini vurgu üzerinden İslam dünyasının liderliğine soyunmak için miydi?

O zaman başlıktaki soruyu bir kez daha soralım; Türkiye İslam dünyasının neyi olur ya da AK Parti İslam dünyasının neyi olur?

twitter.com/murataksoy