• 20.09.2013 00:00
  • (2314)

 Türkiye gözünü, KCK'nın çekilmeyi durdurma kararının ardından çekilmeyi tekrar başlatabilecek demokratikleşme paketine dikmiş durumda. Geçtiğimiz aydan itibaren içeriği az çok belli olan paketin açıklanması en iyi ihtimalle ay sonunu bulacak.

Demokratikleşme ile çözüm süreci arasında sıkı bir bağ var. Sonuçta makro alanda Kürt Sorunu'nun çözümü ancak Türkiye'nin demokratikleşmesiyle mümkün. Diğer yandan mikro alanda Öcalan ile yürütülen görüşmeler sonucu varılan yol haritasında üzerinde mutabakata varılan demokratikleşme ise terör sorununu çözecek ek adımları içerecek.

Türkiye asgari demokratikleşme düzeyine geldiğinde Kürtlerin temel hak ve özgürlük sıkıntıları da çözülmüş olacak. Diğer toplumsal kesimlerin sıkıntılarıyla beraber...

Çözüm sürecini yakından ilgilendiren demokratikleşme paketi, anadil, seçim barajının düşürülmesi gibi temel taleplerin yanında; başta sınır dışına çekilenlerin gelecekleri, ülkeye nasıl dönecekleri, sosyal yaşama nasıl katılacakları gibi sorunlar ile çözüm sürecine paralel olarak kurulması istenen komisyon ve tarafsız heyetlerin oluşumuna ilişkin ek düzenlemelere ihtiyaç duymaktadır. Nitekim, KCK'nın geri çekilmeyi durdurma için ileri sürdüğü temel argümanlar bu alanda yoğunlaşmaktadır.

ÇÖZÜM TOPLUMSALLAŞMALI

Çözüm sürecinden varılan yol haritasına göre bu paketin Meclis kapanmadan gündeme gelmesi söz konusuydu ama olmadı. Paketin ertelenmesine yol açan gelişme Gezi süreci oldu. Gezi süreci sadece demokratikleşme paketini ertelemedi aynı zamanda hükümetin diliyle toplumsal gerilim hiç olmadığı kadar arttı ve siyasallaştı.

1990'ların ilk yarısından hatırladığımız 'RP ve diğerleri'nin yerini neredeyse 'AK Parti ve diğerleri' aldı.

Oysa Türkiye, Gezi sürecine kadar bir taraftan yüzyıllık, belki daha eski bir sorun olan Kürt sorunu ve terörü bitirme yolunda büyük bir adım atmış diğer yandan ortak bir geleceğin toplumsal uzlaşması olacak anayasasını yenileme sürecinde olan bir ülke idi. İster kabul edelim ister etmeyelim, çok değil üç ay içinde geldiğimiz yer bambaşka bir Türkiye.

Kürt sorunu gibi köklü bir sorunu çözme iddiası elbette siyaseten önemlidir ve sonuna kadar desteklenmelidir. Ki hep destek verdik. Ancak çözüm sürecinin bugün geldiğimiz noktada daha kırılgan hale gelmesine, sürecin tek bacaklı yürümesi neden oldu.

Sürecin tek bacaklı yürümesine ilişkin tespiti ortada hiçbir sorun yokken 1 Mart 2013'de 'AK Parti+BDP: Evet ama yetmez' yazımda şöyle ifade etmeye çalıştım; 'AK Parti ve BDP'nin anayasa gibi temel bir metin üzerinde uzlaşması tarihi önemdedir. Çünkü bu iki partinin, tarihsel olarak Cumhuriyet'in ötekileştirdiği iki kimliğin, ortaklığı bir anlamda çevrenin merkezi inşa etme girişimidir. Ancak bu inşa bu haliyle temeli eksik olur. ... Bu temelin olabildiği ölçüde geniş uzlaşmayla atılması hayati önemdedir. MHP'nin Kürt sorunu konusundaki pozisyonunu dikkate alırsak; CHP'nin bu temelin içinde olması çok önemli hatta zorunluluk haline gelmektedir.'

Şu anda tarihi bir dönemden geçiyoruz.

Hükümetin önünde iki kritik adım var. Demokratikleşme paketi ile bu iki adımı birden atabilir.

Toplumsal gerilimi düşürecek bir dil ve üslup.

Sadece çözüm sürecini değil, Gezi ile başlayan gerilimi de düşürecek yasal düzenlemeler ve farklı toplumsal kesimlerin taleplerini içine alacak demokratikleşme adımları.

Bugün hükümet demokratikleşme paketi ile sadece Kürt sorununu çözmek değil var olan toplumsal gerilimi de düşürmek zorundadır. Çünkü içerdeki gerilim, dış politikada da giderek Türkiye'nin zayıf karnına dönüşmekte ve kullanılmaya açık hale gelmektedir.

Toplumsal gerilimi düşürecek toplumu bir arada tutacak ortak değerler üretmediğiniz zaman huzuru sağlamanız zor olur. Toplumu bir arada tutacak ortak değer din, İslam gibi dışsal kaynaklı ahlaki tercihler değil, toplum içinde birlikte üretilecek ahlak ve ortak yaşam kurallarıdır.

Bu yüzden demokratikleşme paketin son hali, 2014 yılındaki seçimleri düşünerek değil toplumsal gerilimi düşürecek şekilde verilmelidir. Geç kalınmış demokratik adımların yanında zamanı gelmiş adımlar da atılmalıdır. Unutmayalım ki, zamanında atılmayan adımların maliyeti her geçen gün ne yazık ki artıyor.

BARIŞ ÖDÜLÜ TÖRENİNE BEKLERİZ

Türkiye Barış Meclisi (TBM), Kürt sorunun demokratik çözümü için yoğun çaba harcayan kurumlardan birisi. TBM, barışa hasret bu topraklarda, barış için çabalayanların cesaretine cesaret, umuduna umut katmak için ilk kez 'Barış Ödülü' verecek. Tören yarın akşam saat 20:00'de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, Anadolu Auditorium salonunda olacak. Barışa destek olmak isteyenleri bekliyoruz.

twitter.com/murataksoy