• 2.10.2013 00:00
  • (1797)

 Türkiye'nin günlerdir beklediği demokratikleşme paketini Başbakan Erdoğan açıkladı. Paketle ilgili olarak içeriğinden bağımsız olarak görüşümü 'Evet ama Yetmez' olarak daha önce ifade etmiştim.

Paket, içerdiği maddeler itibari ile var olan durumu daha demokratikleştireceği için pakete 'evet' diyoruz ama eksikleri yüzünden de 'yetmez' diyoruz.

Burada yetmezlik, sonradan tamamlanacak eksikliği değil temel bir siyasal tercihi ifade ediyor.

Paket şu noktalarda önemli eksikler içermektedir:

1. Toplumda yükselen gerilimi düşürme;

2. Çözüm sürecine –ki bunu Kürt sorununun çözümü olarak okumak mümkün- derinlik kazandırma;

3. Türkiye'yi siyasi normalleşmesini devam ettirme.

Bu yönü ile pakete 'bardağın boş ya da dolu' tarafından bakılabilir. Dolu tarafından bakıldığında pakete övgüler dizmek, boş tarafından bakıldığında eksiklikleri sıralamak mümkün.

Elbette paket, 'evet' yani dolu tarafından bakıldığında olumlu pek çok adımı gündeme getiriyor. Önerdiği demokratikleşme standardı, önceki durumdan daha ileri olması açısından önemli. Ancak paketin gündeme getirdiği olumlu değişik önerileri kadar, dışarıda bıraktığı pek çok demokratik adım da oldu. Üstelik bunların bir kısmının bu paket içinde olacağı kulislere ve medyaya yansıyan bilgiler arasındaydı. Ama olmadı. Olmaması siyasi bir tercih midir yoksa seçimler düşünülerek atılmış bir geri adım mıdır, bilmiyoruz.

Ben bardağın dolu tarafının önemini yadsımadan; 'yetmez'e yani bardağın boş tarafına bakmanın Türkiye ve demokratikleşme açısından daha önemli olduğunu düşünüyorum.

BARDAĞIN BOŞ TARAFI

Bardağın boş tarafına bakıyorum çünkü olumlu adımların hakkını teslim ederek; eleştirel olmanın bir bu dönemde hayati derecede önemli olduğunu düşünüyorum.

Paketle ilgili beklentiler konusunda yazdığım yazılarda iki konunun önemli olduğunu ifade ettim. İlki paketin, son dönmede artan toplumsal gerilimi düşürecek bir dil ve üslup dışında, bu gerilime kaynaklık eden kimi soruşturma ve dava dosyalarını ortadan kaldıracak yasal değişiklikleri yapmasıydı.

İkincisi de çözüm süreci dahil olmak üzere demokratikleşmenin tüm Türkiye'yi kapsayacak genişlikte olmasıydı.

Pakette bu iki konuda ne yazık ki bir adım yok. Ne TMK'da ne TCK'da Gezi sürecine katılan herkesi toptancı bir yaklaşımla şiddet ve terörle irtibatlandırarak soruşturmaların muhatabı yapan uygulamayı engelleyecek bir düzenleme yok. Yine Alevileri yakından ilgilendiren Cemevlerinin statüsü ile Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması da bu pakette yok.

Çözüm sürecine yeniden ivme kazandıracak özellikle tutuklu KCK'lıların durumuna ilişkin de bir adım yok. Anadil konusunda bulanan özel okul formülü önemli bir kazanım ama yeterli değil.

Bu eksiklikler ilerde giderilecek adımlar olarak görülmüş olabilir. Ama Türkiye, Başbakan Erdoğan'ın dediği gibi; 10 yıl önceki Türkiye değil. Belki 10 yıl önce bu önerilerin birinin bile gündeme gelmesi olay olacakken; bugün sadece eleştirilebiliyor.

Bunun için demokratikleşme ve zihniyet dönüşümü Türkiye için artık ertelenmeyecek kadar acil bir gündemdir. Türkiye ne 10 yıl öncenin ne de 31 Mayıs 2013 öncesinin Türkiye'sidir. Türkiye bu paketten daha fazlasını hak ediyor. Bu talep, ne seçim sürecine ne de bireysel gelecek ikballerine kurban edilmeyecek kadar önemlidir.

ZİHNİYET DE DEMOKRATİKLEŞMELİ

Bundan 11 yıl önce toplumsal talepleri dikkate alan AK Parti, bu talepleri siyasete taşıyarak iktidara geldi. Toplumsal talepler bu 11 yılda hem çoğaldı hem de çeşitlendi. AK Parti ve diğer partilerin de bu talepleri görmezden gelme şansı yoktur.

Bugün toplumsal talepleri siyasete taşıyarak iktidar olan AK Parti'nin iktidarının devamı için toplumsal talepleri ve toplumsal değişimi kendi siyasal ajandasına göre yönlendirme lüksü yoktur.

Başbakan demokratikleşme paketini açıklarken; 'Türkiye'nin önündeki en büyük engel 27 Mayıs'tır. 27 Mayıs'ta şekillenmiş sistem bugün de varlığını sürdürmektedir. Bu zihniyet değişmedikçe Türkiye'deki değişim zor olmaya devam edecektir' ifadelerini kullandı.

Bir önceki 'Evet ama yetmez' yazımda şöyle demiştim; 'Demokratikleşme paketi önemlidir ama giderek ondan daha önemli hale gelen zihinsel dönüşümdür. Sonuçta demokratikleşmeye asıl anlam kazandıracak olan onu içselleştirmiş bir zihniyettir. Ve zihniyet değişmeden yaşanan demokratikleşmenin, Türkiye'yi hedeflenenden daha geriye götürme olasılığı yok değildir.'

Demokratikleşme önemlidir ama daha önemlisi demokratikleşmeyi içselleştirmiş bir zihniyet değişimidir. Türkiye'de sıra bu zihinsel devrimde.

twitter.com/murataksoy