• 9.10.2013 00:00
  • (1975)

 Gezi protestoları ile birlikte toplumsal muhalefet odaklarından birisinin de Aleviler olduğu sıkça ifade edilmeye başlandı. Kimileri Alevilerin Gezi protestolarında çok önde olduğunu söyledi, kimileri daha ileri gidip Alevilerin ayaklanacağını ileri sürdü. Kimileri de Alevilerin kullanıldığını ifade etti. Şu gerçek ki, Alevileri önümüzdeki dönemde çok sık konuşacağız.

Aleviler konusunu konuşurken bu konuda birkaç başlığı özellikle paylaşmakta yarar var.

1.) Alevilik ve Aleviler bu toplumun bir gerçeği. Sayıları ister bir milyon, ister 15 milyon olsun hiç önemli değil. Tek bir Alevi dahi olsa devletin görevi Alevilerin temel hak ve özgürlüklerini garanti altına almak ve korumaktır.

Ne devletin, ne siyasi bir kurumun ne de herhangi dinsel otorite kabul edilen bir kişi veya kurumun Alevilerin 'ne olduklarını', 'nasıl yaşamaları' gerektiği konusunda söz söyleme hakkı yoktur. Alevilikle ilgili sözü Alevilerin kendileri söyler.

Bırakın Cemevi, Diyanet'te temsil edilip edilmeme, dedelerin maaşı konusunda aralarında ayrışsınlar. Bu ayrışma ve tartışmaların hiç biri, Alevilerin temel hak ve özgürlüklerinin kamusal alanda tanınmaması konusunda kamu otoritesine meşruiyet sağlamaz.

ALEVİLER ÜZERİNE OYNANAN OYUN

2.) Son dönemde Alevilerin, bu kadar şiddetle birlikte anılması ve toplumsal olayların merkezinde Alevilerin olduğu algısının yaratılması, Alevileri itibarsızlaştırmaya dönük bir mühendislik projesidir ve son derece tehlikelidir. Bu konuda başta siyasiler olmak üzere herkesin sorumlu davranması gerekmektedir.

3.) AK Parti Türkiye'nin pek çok temel sorununu çözme konusunda samimi adımlar attı. Alevi açılımı da bunlardan biri oldu. Gerçekleşen 7 çalıştay devletin Aleviliği muhatap alması açısından önemli idi. Ancak sürecin sonunda hazırlanan raporda sorunların çözümü için adımlar konusunda ortaya konan yasal gerekçeler 'Eski Türkiye' refleksi oldu.

4.) Gerçekten kamusala alanda Alevileri kim ya da kimler temsil ediyor, ne kadar temsil ediyor? Bu alanı yakından takip etmeye çalışan biri olarak ifade edebilirim ki Türkiye'de, Cemevleri üzerinden kurulmuş olan temsil bağı, sınırlı bir temsiliyeti ifade etmektedir. Bugün Alevilerin büyük bir çoğunluğu 'sessiz Alevi' olarak, kurumların temsil ağlarının dışında yaşamaktadır.

Temsil konusunda ikinci bir sorun da; bu kişi ve kurumlar ideolojik angajmanları nedeniyle, Alevilerin sorunlarının çözülmesine katkı sağlamamakta, aksine çözümün önünde engel olarak durmaktadır. Bu yüzden Alevilerin sorunlarının çözülmesi için, mevcut kurumlar dışında daha az görülür olan kurumlara, belki de bizatihi Alevilerin kendilerine bakmak gerekir.

Son dönemde Alevilerin bu kadar şiddet ve kriminal olayla birlikte anılması sıradan olmadığı gibi tehlikelidir de. Alevilerin kamusal alanda detaylarda farklılaşsa da bir görünür talepleri vardır. Bir de görünmeyen, yaşanan ama çok fazla dillendirilmeyen sorunları vardır.

ALEVİLERİN TEMEL SORUNU AYRIMCILIK

Görünen talepleri bellidir. Bunlar, Cemevlerinin ibadethane kabul edilmesi, zorunlu din derslerinin, ve kimliklerdeki din hanesinin kaldırılması, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın laik bir devlete uygun olarak yapılandırılmasıdır.

Bir de görünmeyen, yaşanan ve kamusal alanda çok fazla dillendirilmeyen sorunlar vardır. Ki bu sorun bence Türkiye'de sadece Alevilerin değil; tüm toplumsal farklılıkların son dönemde yaşadığı ortak sorundur: Ayrımcılık.

Yerelden merkeze tüm kamuda Aleviler ciddi ayrımcılıklarla karşı karşıya kalıyorlar. Bu ayrımcı politikalar sona ermeden Alevileri kazanmak zordur.

Alevilerin son dönemde karşı karşıya kaldığı ayrımcılıklar Alevileri, hiçbir siyasal karşılığı olmasa dahi CHP'ye daha çok bağlıyor. Atatürk'ün Hacı Bektaş'ı ziyareti, diğer yandan Atatürk'ün Bektaşi olduğu iddiası Aleviler için Cumhuriyet döneminde karşılığı olmayan bir 'altın çağ' hayali yarattı. Aleviler için siyasal karşılığı olmayan ikinci 'altın çağ' dönemi de Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlık dönemidir.

Her iki dönemdeki beklentilerin temel dayanak noktası ise daha önce ifade ettiğim 'güvenlik' duygusudur. Gezi protestolarında bazı grupların ifade ettikleri yaşam/hayat tarzlarına yönelik hissettikleri korku, endişe ve kaygı bu duygunun bir yansımasıdır. Alevilerin bu duygularını gerçekçi bulan ve paylaşanlar kadar gerçekçi bulmayanlar da olabilir ama her halükarda çözüm bu endişelerin inkar edilerek değil; Alevileri ikna ederek giderilmesidir.

Alevilerden 'Kemalizm'le yüzleşmelerini' bekleyenler, bu yüzleşmeyi önce kendileri, Aleviler konusunda yapmalılar. Ve bu yüzleşme ancak Alevi'yi ötekileştirmeden, farklı ve eşit kabul ederek başlayabilir.

twitter.com/murataksoy