• 16.10.2013 00:00
  • (2004)

 Pekçok kişinin, Sarıgül'ün CHP'ye katılıp katılmayacağı, katılacaksa ne zaman katılacağı, İstanbul adayının Sarıgül mü Tekin mi olacağı sorularına cevap aradığı günlerde; 'Sarıgül İstanbul'u nasıl alır' sorusuna cevap aramak kabul edelim ki riskli bir yazı başlığı. Olsun biz o riski alalım.

Bugün artık yerel seçimler, ne AK Parti ne de CHP için sadece yerel seçimdir. Her iki partinin de üst yönetiminin seçimlere bakışını şöyle özetleyebiliriz; 'en yüksek oyla belediyeyi kazanmak'. Çünkü iki parti de, İl Genel Meclisi'nde alacakları oyu sonraki süreç için siyasi manevra alanı olarak kullanmak istiyor.

AK Parti'de kimlerin aday olacağı ve nereden aday olacakları hususunda dışarıya yansıyan çok fazla ipucu yok. Çünkü AK Parti için bu yerel seçim adaydan çok partiye oy istenen bir seçim olacak gibi görünüyor. Kamuoyunun nabzını iyi tutan bir parti olarak en 'doğru' adayları göstereceklerine kuşku yok.

Buna karşı CHP'de AK Parti'nin tam tersi, özellikle kazanılma olasılığının güçlü olduğu il ve ilçelere müthiş bir talep ve rekabet var. İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya, Mersin bu illerden bazıları... Yine İstanbul'da başta Kadıköy, Bakırköy, Beşiktaş olmak üzere Beyoğlu, Sarıyer, Beylikdüzü, Ataşehir ve Ankara'da Çankaya gibi ilçelerde müthiş bir rekabet sürüyor.

TEKİN'İN HEDEFİ NE?

Kuşkusuz herkesin en çok merak ettiği seçim çevresi İstanbul. İstanbul için başından bu yana iki isim öne çıktı; CHP'den ihraç edilen Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ve Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin. Hatta Gürsel Tekin adaylığını neredeyse ilan etti bile.

Tüm bu süreçte, gerek bağımsız şirketlerin gerek CHP Genel Merkezi'nin yaptırdığı pekçok araştırmanın sonuçlarına göre CHP adına İstanbul'u alabilecek en güçlü adayın Mustafa Sarıgül olduğu biliniyor.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun da Sarıgül'ü istediğini bundan iki yıl önce yazdım. Sayın Kılıçdaroğlu, en son yaptığımız söyleşide de, geçen gün yaptığı açıklamada da şunu net biçimde ifade etti; 'Her seçim bölgesinde en yüksek oyu alabilecek ismi aday yapacağız'. Bunun için Sarıgül CHP'nin İstanbul adayı olacaktır.

Yine Sarıgül'ün sembolik önemi açısından 29 Ekim'de CHP'ye katılacağını yazdım. PM'nin Kasım başında toplanacağını düşündüğümüzde, eğer Ekim'in son haftasında olağanüstü toplantı olmazsa 29 Ekim üyelik başvuru tarihi, PM'nin toplandığı gün de Sarıgül'ün CHP'ye katılım tarihi olur.

Şu anda Sarıgül'ün önünde tek engel, onu partiden ihraç eden eski Genel Başkan Deniz Baykal. Deniz Baykal gerek parti içinden gerek parti dışından koalisyonlara girerek Sarıgül'ün önünü kesmeye çalışıyor. Hatta Kılıçdaroğlu'na istifa resti bile çektiği kulislere yansıdı. Fakat Kılıçdaroğlu'nun bu reste boyun eğeceğini sanmıyorum.

Gürsel Tekin'in İstanbul adayı olma isteği anlaşılabilir. Çünkü bu kendisinin siyasi kariyeri açısından bir imkan. Bu adaylık, hem İstanbul'un bazı ilçe adaylarını belirlemede hem de Kılıçdaroğlu sonrası CHP'de liderlik mücadelesinde öne geçmek için anlamlı bir hamle.

O halde başlıktaki soruya tekrar dönelim; Sarıgül İstanbul'u nasıl alır?

SANDIK BAŞINDA KOALİSYON

Sarıgül'ün, dolayısıyla CHP'nin İstanbul'u almasının iki koşulu var. İlki 'sorun temelli' toplumsal koalisyon kurmak ve ikincisi katılımcı bir yerel yönetim vaadidir. Sıralamada tersi de mümkündür. CHP, İstanbul'u kazanmak adına toplumsal ve onun zorunlu adımı olan siyasal bir koalisyona girer mi, farklı toplumsal gruplar ve partilerle işbirliği yapar mı, bunu göreceğiz. Ama bu CHP için olmazsa olmazdır.

CHP'nin, Halkların Demokrasi Partisi (HDP) ve MHP ile koalisyona girmesi karşılıklı siyasi risk içeren bir adım olduğu için açıktan atılması mümkün görünmüyor. Ama kulislere yansıysan şu ki, sandık bazlı işbirliklerini göreceğiz. Nitekim Sarıgül yeterli olan 40 bin yerine tam 160 bin kişilik bir sandık ekibi kurmuş.

İkincisi ise kuşkusuz katılımcı bir yönetim modeli. Hakkını teslim edelim, belediye İstanbul'a büyük yatırımlar yapıyor, asgari belediye hizmetlerini karşılıyor ama bunun karşılığı İstanbulluların ruhu olmayan binalara hapsedilip, tarihi İstanbul'un sermaye ağına teslim edilmesi olmamalı. Bundan sonraki projelerin daha katılımcı modelle üretilmesi vaadi, Sarıgül'ün silahı olacaktır.

Not: Tüm okuyucularımın Kurban Bayramı'nı kutlarım.

twitter.com/murataksoy