• 10.07.2014 00:00
  • (1693)

 Ankara kulislerinde konuşulanları Demirel’in “siyasette 24 saat uzun bir süre” veciz sözü ile açıklamak mümkün. Bir hafta içinde kulislerde konuşulan senaryolardaki zenginlik ve çeşitlilik bunun işareti. Geçen haftaya kadar konuşulmayan senaryolar yeniden konuşulmaya, daha çok konuşulanlar daha az konuşulur olmaya başladı.

Bir hafta öncesine kadar Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı sonrasında parti ve hükümetin nasıl şekilleneceği, olası isimler, pozisyonlar konuşulurken son birkaç gündür bambaşka senaryolar gündeme gelmiş durumda.

Gül'ün dönüşü

Geçen haftaya kadar konuşulan senaryolarda adı hiç anılmayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ismi yeniden, bu kez güçlü biçimde aynı kulislerde farklı senaryolarla yeniden anılmaya başlanmış.

Gül'ün parti başkanı ve başbakanlık için kulislerde konuşulmaya başlanmasına rağmen, bunun Erdoğan'ın B Planı olduğunu da not etmekte fayda var. Erdoğan, YSK'dan sürpriz bir karar gelmezse seçimler başbakan olarak girecek. Bunun için Erdoğan bu senaryoların olabildiği ölçüde geç devreye girmesinden yana. Bu kararı etkileyecek en güçlü değişken kuşkusuz seçim sonucu olacak. 

Erdoğan parti içinde tartışılan senaryoların konuşulmamasını arzu etse de, yakın çevresi, parti yöneticileri bu kulislerden vazgeçebilmiş değil.

Artık 'Ak Parti' var

Biraz spekülatif olma pahasına kulislerde Gül'lü senaryoların konuşulmaya başlaması ile parti hakkındaki şu tespiti aktaralım: Artık tek AK Parti yok, iki AK Parti var.

Bu ne demek?

Şu demek;  Bunu ifade edenler 3 dönemlik AK Parti iktidarını iki döneme ayırıyorlar. İlk iki dönem ‘merkez partisi’ olma yolunda AK Parti, son dönem ise ‘siyasal İslamcı’ kimlik partisi olarak AK Parti.

Merkez partisi AK Parti’yi, Türkiye'yi normalleştiren, Erdoğan kadar göreli olarak diğer parti yöneticilerinin kararlarda etkili olduğu, ortak aklın işlediği, toplumu daha çok kucaklayan, toplumsal talepleri kamusal alanda çözmeye çalışan, çoğulcu bir parti olarak tanımlıyorlar.

Buna karşın, 12 Eylül 2010'daki referandum sonrasında bu partinin yerini, adım adım Erdoğan'ın merkezinde tek başına olduğu bir yapıya dönüştüğü tespiti var. Buna göre, Erdoğan'ın tek yetkili ve karar organı olarak milletvekillerini, parti politikalarını, parti kimliğini belirlediği, çoğulculuktan çoğunlukçuluğa, kimlik siyasetini merkez alan, kendi siyasal kimliğini ve toplumsal modelini kamusallaştırmak isteyen, dış politika ve iç politikada daha kutuplaştırıcı ve ötekileştirici bir AK Parti olduğu ifade ediliyor. Bu AK Parti’nin merkez partisinden çok Milli Görüş geleneğini güncelleştiren siyasal İslamcı bir parti olduğu açık.

Erdoğan sonrası Ak Parti

Erdoğan’ın A Planı ile Gül'ün merkezinde olduğu B Planı senaryo, özünde Erdoğan sonrasında partinin yola hangi AK Parti ile devam edileceği tartışması esasında.

Erdoğan’ın tercihin ikinci AK Parti olduğuna kuşku yok. Bu icracı cumhurbaşkanlığının sorunsuz işleyeceği, hükümeti ve tüm icraatlarını kontrol edip yönlendirebileceği bir model anlamına geliyor. Erdoğan'a yakın çekirdek milletvekili ve danışman ekip ile partiye yakın düşünce kuruluşlarının arzusu bu yönde.

Gül’ün bu AK Parti’nin başına gelmesi açık bir kan uyuşmazlığı anlamına geliyor.

Bu, aynı zamanda Erdoğan’ın A planında Gül’e yer olmadığının işaretidir de.

Erdoğan’ı Gül’lü senaryoya ikna edebilecek gelişmeler bir önceki yazıda ifade ettiğim gibi Erdoğan’sız ama Erdoğan kontrolünde bir AK Parti’nin gücünü koruyamama endişesidir. Bu endişe nedeniyle olsa gerek, kulislerde konuşulan Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilirse kısa sürede (muhtemel Kasım 2013) seçimleri yenilemek süratiyle parti gücünü konsolide etmek isteyeceğidir.

Partinin kimi ağır topları ve üç dönem kuralı nedeniyle siyaset dışında kalacak isimler, AK Parti’nin Erdoğan’sız olarak eski gücünü uzun süre koruyamayacağı görüşünde. Bu isimler görüşlerini Erdoğan’a istişarelerde iletmişler. Erdoğan’ın da en büyük endişesi cumhurbaşkanı olduktan sonra siyaseten zayıflayan bir AK Parti.

Bu olasılık, Erdoğan’ı kerhen de Gül’lü bir senaryoya ikna etmişe benziyor. En azından kulislerde konuşulması bunun işareti. Gül’lü AK Parti ise Erdoğan’ın zorunlu bir B Planı. Bu Erdoğan için son tahlilde birinci AK Parti'ye dönüş olmasa da iki AK Parti arasında bir sentezi kabullenmesi, icracı cumhurbaşkanlığı konusunda Gül’le bir uzlaşıya varması anlamına geliyor.

Gül siyasete devam etmek istiyor

Şimdilik tartışmaların dışında durmaya gayret eden Gül için bu planlar ne anlama geliyor?

Yakın kaynaklar, Gül’ün siyasetten kopmaya niyeti olmadığını ifade ediyorlar. ül’ün muhtemel A Planı - Erdoğan’ın zorunlu B Planı- partiden gelecek çağrıyla bağlı. Tabi bir de Türkiye’deki gelişmelere.

Şu bir gerçek ki, Erdoğan sonrası AK Parti yola ister Gül’le ister Gül’süz devam etsin partide sıcak tartışmalar göreceğiz. İki AK Parti gerilimi bize sıcak bir sonbahar vaat ediyor.

@murataksoy