• 19.11.2014 00:00
  • (1603)

 Türkiye’de aynı gün içinde birbiriyle çelişen gelişmelere tanık olmak mümkün.

 Hükümet, derin dondurucudaki çözüm sürecini bir anda mikro dalgaya koyup servise hazır getiriyor görünürken; hükümetin belediyesi, Gezi'de ortaya çıkan onca acıya rağmen, Topçu Kışlası konusunda ısrarcı olabiliyor.

 Biribiriyle tezat bu iki durum, hükümetin 2015 seçim stratejisi konusunda önemli ipucu vermektedir.

 ÇÖZÜM DEĞİL ÇATIŞMASIZLIK

 Yıllardır Kürt sorununda çözümün anahtarının demokratikleşme, eşit vatandaşlık olduğunu; çözüm sürecinin de demokratikleşmeden geçtiğini yazdık. Yaşadıklarımız demokratikleşmenin elzem olduğu ortaya çıkardı. Demokratikleşmeden uzaklaşma, çözüm çıtasının Türkiye için daha da yükselmesi anlamına geliyor.

 Hükümet, demokratikleşmeden uzaklaştıkça süreci canlı tutmak için Öcalan'a daha çok sarıldı. HDP etkisiz aktör olmaya devam ederken Ortadoğu'daki gelişmeler PKK'nın önüne devletleşme dahil yeni alternatifler çıkardı. Bu aşamada PKK’nın, masada görünse de; elini Ortadoğu'daki kaos bitince açacağı bir süreçteyiz.

 Öcalan'ın bunun farkında olduğunu söylemeye sanırım gerek yok. PKK'nın Ortadoğu kaosundan güçlü çıkması Öcalan'ın da pozisyonunun güçlenmesi demek.

 Son görüşmede alınan kararlar, çözüme ivme katmış görünse de geçen yıl atılması gereken adımlardır. Hükümet, Doğu'da 2015 seçimlerine çözüm sürecinin canlı tutacağı çatışmasızlık ortamı ile en azından oylarının korumayı hedefliyor.

GERİLİM OY DEMEK

AK Parti, Doğu'daki çatışmasızlık siyasetine karşı Batı'da bunun tam tersi bir strateji izleyecek gibi görünüyor.

Bunun ipuçlarını, geçtiğimiz haftalarda Yırca başta olmak üzere çevre duyarlılığına verilen tepkilerde gördük.

Yaşanan tüm acılara rağmen Gezi'den ders almak, uzlaşma aramak, ortak akıl yerine Taksim Gezi'de Topçu Kışlası'nın yeniden gündeme gelmesini iyi niyetli bir girişim olarak nitelendirmek mümkün değil.

HERKES ÖTEKİLEŞTİRİLECEK

Hükümet, Batı'da toplumsal kutuplaşmayı derinleştirerek tabanını konsolide etmeyi düşünüyor. AK Partililer dışında, herkesin ötekileştirilmesi seçimlere kadar sıkça başvurulan bir yöntem olacak. Makul şüphe, keyfi hukuki yorumlar ve aşırı güvenlikçi yaklaşımlar bunun işareti.

 Hükümet, Batı'da siyaseti ve demokratik muhalefeti sokağa iterek devlet ve kamu otoritesi ile halkı karşı karşıya getirmek isterken; Doğu'da çözüm sürecininin yarattığı çatışmasızlık ortamını sonuna kadar kullanacak ve Batı'daki kutuplaşmayı da otoriterleşmenin ve çözümde adım atmamanın gerekçesi olarak gösterecek.