• 3.12.2014 00:00
  • (1592)

 30 Eylül 2013’te Başbakan Erdoğan tarafından açıklanan demokratikleşme paketindeki önerilerden biri de seçim barajının yeniden düzenlenmesiydi. Kürt siyasi hareketi ve muhalefet seçim barajının düşürülmesini isterken AKP, barajın düşürülmesi yerine sistem önerisi sunmuştu.

Bu öneriler (mevcut yüzde 10'un sürmesi, dar bölge ve daraltılmış bölge) açıklandıktan sonra nedense 30 Mart seçimleri sonuçlanana kadar neredeyse hiç gündeme gelmedi. Seçim sistemlerinin AKP tarafından 30 Mart sonrası birden gündeme getirilmesi temsilde adaleti sağlamak değil, hangi sistemde ne kadar fazla vekil çıkarabiliriz hedefini taşıdı.

Eğer AKP’nin önceliği gerçekten temsilde adaleti sağlamak olsaydı, CHP’nin barajın yüzde 3’e düşürülmesi için verdiği önerileri oylarıyla reddetmezdi.

SEN SUS MEDYA KONUŞSUN

Seçim barajı, bu kez Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) bireysel başvuru kapsamında hak ihlali şikayetlerini gündeme almasıyla konuşulmaya başlandı. AYM, şikayetleri önce usul, kabul ederse esastan görüştükten sonra karar verecek. Ancak AYM’ne ve özellikle de Başkanı Haşim Kılıç’a verilen tepkilere bakınca kabaca kimin hangi pozisyonu savunduğunu görüyorsunuz.

Hükümet, AYM’nin kararını bekleme yönünde görünse de, Burhan Kuzu gibi vekiller ve iktidara yakın medyanın aldığı pozisyon, barajın düşme olasılığının yarattığı endişeyi gösteriyor. Muhalefet bu konuda rahat. Oysa, gerek AKP gerekse öncülleri geçmişte seçim barajından çokça şikayet etmiştir.

"2011 sonrasında seçim barajı düşebilir"den son yıllarda "barajı biz koymadık" noktasına geldiler. Bunu da “yönetimde istikrar” adına savunuyorlar.

BARAJIN ANLAMI

Bugün AKP "yönetimde istikrarı", tek parti iktidarının güçlenerek sürmesi olarak algılamaktadır. Hatta bunun için siyasi olarak muhalefetle ilişkiyi asgariye indirmiş , sivil toplum örgütlerini ise kendine yakınorganik bağı olan/olmayan diye ayırmıştır, kendisine yakın olmayanları ötekileştirmiştir.

AKP, rejimi çoğulculuktan çoğunlukçuluğa ve devleti, parti devletine dönüştürmektedir. Bağımsız kurul ve kurumları ise AKPlileştirerek kendisine bağlamaya çalışmaktadır.

Kısaca iktidar için öncelik, temsilde adalet değil yönetimde istikrar kamuflajı ile tek parti düzenini daha fazla tahkim etmektir. Bu açıdan seçim barajı tartışması partilerin Türkiye tasavvurları için bir sınavdır. Görünen o ki, iktidar bu sınavda devletin yanında, muhalefet toplumun yanındadır.