• 8.12.2014 00:00
  • (1933)

 Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra kamusal alanda, sadece devletin meşru gördüğü kültürel kimlik (Türk/laik) yani “makul Türkler” var olabildi.

Alevilik, muhafazakârlık, Kürtlük gibi kimlikler özel alanda var olabildiler. İbadetlerini bile jandarma baskını korkusu altında gerçekleştirebildiler.

KÜLTÜREL KOPUŞ

Cumhuriyet, bu açıdan Osmanlı'dan “kültürel kopuştur”. Ancak devletin bekasının esas olması açısından ise Osmanlı’dan Cumhuriyet’e bir “ideolojik süreklilik” söz konudur.

Cumhuriyet, kamusal alanda Türk/laik vatandaşlığı benimsemeyen herkesi ötekileştirdi. Bugün çok övünülen, “bizim Kürt Cumhurbaşkanımız, Alevi bakanımız oldu” söylemleri çok anlamlı değildir. Çünkü bu insanlar, o makamlara bastırdıkları kimlikleri ile değil kamusal alanda sahiplendikleri kimlikleri ile gelmişlerdir.

Türkiye’nin önce devlet kurup, sonra vatandaşlık inşa etmeye soyunması toplumla devlet arasında büyük bir kültürel fark yarattı. Bu fark devlet açısından yönetmenin de kolaylaştırıcısı oldu.

DEVLETE ÖZENEN AKP

Devletin ötekileştirdiği kültürel kimliklerden birisi de muhafazakârlar oldu. Öncülleri ile birlikte bu kesimi temsil eden AKP, 12 yıldır iktidarda. İlk iki döneminde Türkiye'yi normalleştirme yolunda adım atan, adım attıkça da toplumsal desteği genişleyen AKP, son döneminde tam ters yöne girdi.

AKP güçlendikçe otoriterleşti ve devlet olmaya soyundu. Artık parti devleti inşa dönemindeyiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan de facto olarak partili cumhurbaşkanı görevi sürdürüyor. AKP devlet olarak, bu kez kendi ötekilerini üretiyor. Toplumun farklı kesimlerinden AKP'liler yaratarak sorunları onlarla çözeceğini sanıyor.

Kamusal alanda farklı toplumsal talepleri, farklılıkları kısaca çoğulculuğu yok sayarak; kendi dünya görüşünü, inancının bir yorumunu topluma empoze ediyor. Eğitimi, kültürü, sanatı kısaca kamusal alanı kendi dünyasına göre inşa ediyor. Tıpkı tek parti dönemi devleti gibi. AKP, toplumsal meşruiyeti için devletin sahip olduğu tüm maddi imkanları ve dini kullanıyor. Kendi dini yorumu dışında kalan tüm dini yorumları (cemaatleri, tarikatları) da öteki ilan etmekten çekinmiyor.

DİNDARLARIN SINAVI

AKP'nin bu siyasal tavrına en çok itiraz etmesi gereken muhafazakâr, dindarlar olması gerekmez mi?

Yıllarca otoriter zihniyetin mağduru olan insanların şimdi o zihniyeti sahiplenip, diğer farklılıkları mağdur etmesi karşısında vicdanları rahat mı?

Kabul edelim ki, AKP, her durumda en büyük kötülüğü bizatihi Müslümanlığa ve Müslümanlara yapmaktadır. Dindarlığın, devletleştikçe özünden uzaklaştığını tüm dünyaya gösterdikleri için.